Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/282 E. 2026/1120 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/282
Karar No
2026/1120
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4521 E., 2025/2232 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/49 E., 2021/718 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili, davacı ... vekili, davacılar ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi ....... ile davacılardan ..., davacı ...'ün babası ......ve .........arasında 07.02.1991 tarihinde harici sözleşme yapıldığını, sözleşme uyarınca İstanbul ....... ilçesi, ...... Köyü, 595 parsel sayılı taşınmazın paylaştırıldığını, ..... tarafından sözleşmedeki haklarının davacılardan ...'ne devredildiğini, taşınmazın bu sözleşmede yer alan hükümler doğrultusunda taraflarca kullanıldığını, taşınmaz üzerine bina yapıldığını, ağaç dikildiğini belirterek taşınmazın davalılar murisi adına olan kaydın iptali ile anılan sözleşme ve zilyetlik çerçevesinde, davacılar adına tescilini, aksi kanaat hâlinde davacı ... yönünden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 723 ve devam eden maddeleri uyarınca tesciline karar verilmesini, aksi hâlde taşınmazın belirlenecek rayiç değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; satın alma iddiasının davalıları bağlamadığını, Toprak Koruma Kanunu uyarınca taşınmazın bölünemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin şekil yönünden geçersiz olduğunu, davacıların haksız işgalci olduklarını, tazminat olarak moloz değerinden fazlasını talep edemeyeceklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.11.2021 tarih ve 2018/49 Esas, 2021/718 Karar sayılı kararı ile taşınmazın satışına ilişkin sözleşme aslının bulunduğu, taraflar arasında taşınmazdaki kullanıma ilişkin kroki aslının sunulduğu, davacıların taşınmaz üzerindeki zilyetliklerinin yıllardır devam ettiği, külli halef olan mirasçıların şekil şartı noksanlığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2023 tarihli ve 2023/21 Esas, 2023/1383 Karar sayılı kararıyla davalılar murisi olan kayıt malikinin ölüm tarihinin 13.10.1997 olduğu, 17.03.2011 tarihine kadar 20 yıllık sürenin dolmadığı, bu durumda davacının 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi kapsamında kazandırıcı zaman aşımı hükümlerinden faydalanamayacağı, öte yandan davacının taşınmazı haricen aldığı tarih itibarıyla çapa bağlı ve tapulu olduğu değerlendirilerek iyi niyetli bulunmadığı ve temliken tescil hukuksal nedenine dayanarak mülkiyetin naklini talep edemeyeceği, davacıların malzemeleri söküp almayacakları hususunun belirlenmediği, hâlen taşınmazı ellerinde bulundurdukları için bu aşamada talep haklarının doğmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş, esas hakkında davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı ... vekili ile davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.11.2024 tarihli ve 2023/4704 Esas, 2024/5070 Karar sayılı ilâmı ile; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin inanç sözleşmesi olduğu gözetilip yargılama yapılması gerekirken hukuki nitelendirmede hata ile 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesinin ikinci fıkrasındaki hükümlere dayalı gerekçe oluşturulmak suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu gerekçelerle kararın bozulması gerekmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 07.02.1991 tarihli sözleşme içeriğine göre inanç sözleşmesi için delil başlangıcı kabul edildiği, dava konusu tarla vasfındaki taşınmazın Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Hakkındaki Kanuna göre taksiminin mümkün olmadığı, bu nedenle davacıların tescil talebinin reddinin gerektiği, tazminat talebi yönünden ise 01.09.2021 tarihli ek raporda belirlenen bedeller esas alınarak davanın kabulüne, 62.705,70 TL'nin davalılardan alınarak davacı ...'e, 149.286,00 TL'nin davalılardan alınarak davacı ...'na, 184.205,70 TL'nin davalılardan alınarak davacı ...'ne verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; tapu iptali ve tescil şartlarının oluştuğunu, 5403 sayılı Kanun'daki düzenlemelerden çok daha önce sözleşmenin yapıldığını, düzenlemenin sözleşmeye uygulanmasının doğru olmadığını, Anayasa'ya aykırılık olduğunu, bölünemezlik ilkesinin Hazineye uygulanmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğini, tespit edilen tazminatın rayicin çok altında olduğunu, taşınmazın güncel rayiç değerinin tespit edilmesi gerektiğini, temliken tescile ilişkin olan terditli taleplerinin dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davacı ... ve ........ vekili temyiz dilekçesinde; tapu iptali ve tescil taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, 5403 sayılı Kanun'dan önce düzenlenen sözleşme hükümlerinin önünde sonradan yürürlüğe giren yasanın engel olmaması gerektiğini, davacıların taşınmazda evleri olduğunu, tapu iptali ve tescil taleplerinin bu anlamda önemli olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında adaletli bir çözüm bulunabileceğini, tazminat istemi kabul edilse de faize hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, vekâlet ücretinin her bir davacı talebi yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, kararın Anayasaya da aykırılıklar içerdiğini, Anayasa Mahkemesine başvuru yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; inanç sözleşmesi ve nitelendirmenin hatalı yapıldığını, davaya esas alınan sözleşmelerin geçersiz harici satış sözleşmeleri olduğunu, inançlı işleme dayalı olduğuna dair de ifade içermediği, Kanun'un emredici hükmü olan tarım arazilerinin bölünemezliği ilkesinin böyle bir sözleşme ile dolanılmaya çalışılmasının kabul edilmemesi gerektiğini, Mahkemece 5403 sayılı Kanun'da düzenlenen tarım arazilerinin bölünemezliği yasağı nedeniyle tapu iptali ve tescil talebi reddedilmişse de, aynı yasağa rağmen tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin zamanaşımına uğradığını, tazminatın yanlış belirlendiğini, rayiç bedelin değil en fazla sözleşme ile sözde devir bedeli olabileceğini, tüm talepler kabul edilmediği hâlde vekâlet ücreti ve giderlerinin hatalı olarak davalı aleyhine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ... vekili, davacılar ... vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalılar vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının (8) numaralı bendinde "İstinaf incelemesi Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin bozma kararı üzerine duruşmalı yapıldığından istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım İkinci Bölümünün 18/c maddesi uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine takdir olunan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine," karar verildiği anlaşılmaktadır. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin denetim ve hüküm mahkemesi sıfatlarını haiz adli yargı ikinci derece mahkemeleri olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararlarına karşı tarafların itirazları doğrultusunda istinaf kanun yolu incelemesi görevini yerine getirirken istinaf başvurusunun esastan reddi veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil denetim ve hüküm mahkemesi olarak gerekli tüm kararları verebileceği; ancak İlk Derece Mahkemesi Kararına müdahale ettiği noktalarda Yargıtayın bozma kararı vermesi durumunda, dosyanın karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi ve bu noktada Bölge Adliye Mahkemesinin alt derece hüküm mahkemesi olarak İlk Derece Mahkemesiyle aynı sıfatla yargılama yaptığı hâllerde denetim görevini kullanmadığı, Yargıtay bozma ilâmına yönelik karar vermek üzere alt derece hüküm mahkemesi olarak hukuki dinlenilme hakkı kapsamında aynen İlk Derece Mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olduğu, açılan bu duruşmada istinaf kanun yolu incelemesi yapmadığı, alt derece hüküm mahkemesi sıfatına uygun şekilde hareket ettiği, bu durumda taraflar yararına ayrıca duruşma vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği açıktır. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmekte ise de; açıklanan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekillerinin tüm, davalılar vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalılar vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan “İstinaf incelemesi Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin bozma kararı üzerine duruşmalı yapıldığından istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım İkinci Bölümünün 18/c maddesi uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine takdir olunan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine,” ibaresinin çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/282, K. 2026/1120, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-282-e-2026-1120-k-3fda9b794120