Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5596 E. 2026/1155 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5596
Karar No
2026/1155
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2071 E., 2025/2499 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Turhal 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/451 E., 2025/268 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1106 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 9 numaralı bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı iken 10.06.2020 tarih ve 4200 yevmiye numaralı tescil işlemi ile davacı tarafından ölünceye kadar bakma vaadiyle davalı ...'a devredildiğini, bakım borçlusu olan ...'ın müvekkili ile yapılan bakım sözleşmesinin gereklerini yerine getirmediğini, müvekkili ile ilgilenmediğini, müvekkilinin 1934 doğumlu olup, çok yaşlı olduğunu, kulaklarının duymadığını, sürekli ilaç kullandığını, zorla yürüdüğünü, bakıma ihtiyacı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkillinin bakım sözleşmesinin gereklerini yerine getirdiğini, davacıya baktığını, davacının müvekkilini taciz ederek sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taraflar arasında 10.06.20 20... yevmiye numarası ile Tapu Müdürlüğünde ölünceye kadar bakma akdi ile sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin imzalanmasından sonra davalı tarafın davacı tarafa karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmediği, kendisi ile ayrı evde yaşadığı, davacının ihtiyaç ve giderlerini kısmen karşılaması suretiyle davacı tarafın bakım yükümünü de yerine getirmediği tanık beyanlarından açıkca ortaya koyulduğu, davalı yani bakım yükümlüsünün tanıklarının kendisinin kızı, damadı, dünürleri, görümcesi, yeğeni olup bir çoğunun dava konusu taşınmazın davalı üzerinde kalmasında menfaati olduğu, davalının akrabası dışında tek tanığı kendi komşusu olup, o da davalının davacının evine gidip gitmediğini bizzat görmediği, davalının TMK’nın 2. maddesi gereği objektif iyiniyet kurallarına aykırı davrandığı, bakım görevini yerine getirmediği halde davacıdan aldığı taşınmazı geri vermemek için dava açıldıktan sonra cinsel taciz şikayetinde bulunduğu, kaldı ki kendi tanıklarının bile cinsel taciz olduğunu bilmediklerini beyan ettikleri, davacı hakkındaki cinsel taciz iddiasıyla açılan davadan beraat ettiği, davacının akıl sağlığının yerinde olmadığı, bu nedenle bakım borçlusunun bakım görevini kendi kusuru olmaksızın yerine getiremeyeceği, bakım görevinin yerine getirilmesine akıl rahatsızlığı nedeni ile davacının sebep olduğu yönündeki iddiaları yönünden alınan ATK raporuna göre davacının sözleşme yaparken fiili ehliyetine sahip olduğu ve halende kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği anlaşıldığından iddiaların yersiz olduğu, tüm dosya kapsamından davalının bakım görevini en başından beri yerine getirmediği, bunda da davacıya atfedilecek bir kusurun olmadığı, bakım borçlusunun bakımı fiilen bırakana kadar verdiği hizmetin irat karşılığını hesaplamak bilirkişi raporundan bakım borçlusunun irat talep edebilecek kadar bakım alacaklısına karşı ifada bulunmadığı, davalının kaydı hayat şeklinde bir irat talep etme koşullarınında oluşmadığı’’ gerekçesiyle davanın kabulü ile Turhal Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 10.06.2020 tarih ve .......... yevmiye numaralı ölünceye bakma sözleşmesinin iptaline, 1106 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan A Blok 2. kat 9 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bölge Adliye Mahkemesi kararında istinaf sebepleri kısmında dava konusu olmayan farklı bir dosyadan bahsedildiği, kararda hata olduğu, istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri iddiaların incelenmediğini, b. İlk Derece Mahkemesince davalı tanıklarının beyanına itibar edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, c. Davalının bakım yükümlülüğünü yerine getirdiğini, d. Kaydı hayat şeklinde irat talep etme koşullarının oluştuğunu, e. Davacı tarafından davalıya karşı açılan güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin yapılan yargılamada davalı hakkında beraat kararı verildiğini, bildirmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesine aykırılık nedeniyle tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtildiği üzere, kararın, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır. 3. Bölge Adliye Mahkemesince gerekçeli kararda davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin özetinde dava ile ilgisi bulunmayan ve özensizlikten kaynaklandığı anlaşılan başka bir davaya ilişkin bilgilerin yer alması HMK’nın 297. maddesine aykırı olup hükmün gerekçe yönünden bozulması gerekmekte ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesinin kararındaki "davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı, müvekkilin babasının ön alım hakkını kullandırmadan 1/2 hissedarı olduğu taşınmazı üçüncü kişiye sattığını iddia ederek huzurdaki tapu iptal ve tescil davasını ikame ettiğini, Türk Medeni Kanununun 732 ve devamı maddelerinde ön alım hakkının tanımı, kullanılması ve şartları düzenlendiğini, buna göre paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlar ön alım hakkını kullanabileceğini, bu durum genel düzenleme olup, ön alım hakkının kullanılamayacağı bazı istisnai durumlar söz konusu olduğunu, bunlardan bir tanesi de yakın akrabalar arası satış olduğunu, bahse konu taşınmaz hissesi, davalı müvekkilinin babası ... ... tarafından 13.04.2021 tarihinde müvekkili ...'a satış gösterildiğini, anlaşılacağı üzere yapılan satış, babadan çocuğa yapılan bir satış olduğunu, paydaşın payını karı ve kocaya, çocuklarına yahut yakın akrabaya sattığı durumlarda görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile miras hukuku ile ilgili amaçların ya da bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu varsayılır ve ön alım hakkı kullanılamayacağını, samiyette satış olarak görünen bu işlem de gerçekte bir bağış yaptığını, müvekkilinin babası, satış olarak görünen bu işlemi ölmeden önce çocukları arasında mirasını paylaştırmak üzere yaptığını, davacı, müvekkilinin öz amcası olup, bu durumdan kendisi de haberdar olduğunu, bu taşınmaz üzerinde yıllardır davacı ve davalı müvekkili birlikte hayvancılık yapmakta olup, davacının bağış olan bu satışı bilmemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaz ile ilgili bütün işlemler bağıştan önce de müvekkil tarafından yapıldığını, bu husus davada tanık olarak dinlenen ... ...........'in beyanında; "2016 yılında beri de bu çiftliği ........... işletiyor, hala onunla veteriner olarak çalışmaya devam ediyorum. Ben ................ın orada ekim dikim yaptığını görmedim, bu çiftliğin arazisine paydaş olduğunu da bilmiyordum. Ben onun sadece ... ..........'ın kardeşi olduğunu biliyordum. Kardeşi olduğu için ziyarete geldiğini düşünüyordum... Ben çiftlik ve hayvanlarla ilgili bütün talep emir ve talimatları 2016 yılından sonra.............'den alıyordum. Çiftlik ile asıl ilgilenen ............'di." ifadelerinde bulunmuş ve çiftlik ile ilgilenen asıl kişinin müvekkili olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması için istinaf talebinde bulunmuştur" kısmının çıkartılması, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek bu şekilde onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesi kararına "davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince davalı tanıklarının beyanına itibar edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının bakım yükümlülüğünü yerine getirdiğini, kaydı hayat şeklinde irat talep etme koşullarının oluştuğunu, davacı tarafından davalıya karşı açılan güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin yapılan yargılamada davalı hakkında beraat kararı verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir" cümlesinin eklenmesine, Yukarıdaki B 3. bentteki şekilde Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/5596, K. 2026/1155, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-5596-e-2026-1155-k-ef2cb2c8919b