Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2399 E. 2025/4095 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2399
Karar No
2025/4095
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ...Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/119 E., 2021/439 K. DAVA TARİHİ : 16.07.2013 KARAR : Davanın kısmen kabulü kısmen reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ....., ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1954 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümünün davacı adına, (A) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ..... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince 26.11.2020 tarihli ve 2020/3543 Esas, 2020/5744 Karar sayılı kararıyla; "Kadastroca tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında, 4721 sayılı TMK'nin 713/3. maddesi uyarınca davanın kanuni hasım konumunda olan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğine birlikte yöneltilmesi zorunludur. Kanuni hasım konumundaki tüzel kişiler davaya dahil edilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) gereğince, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Muğla ili, Büyükşehir Belediyesi statüsüne kavuşturulmuş, aynı zamanda büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmiş, büyükşehir belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmış olup, 6360 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra büyükşehir belediyesi statüsünde olan illerin sınırları içindeki tescil harici taşınmazlar için açılacak tescil davalarında ilçe belediyeleri ile büyükşehir belediyeleri kanuni hasım konumundadırlar. Somut olayda dava, Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılmış olup yargılama sırasında ilgili kamu tüzel kişisi olarak kanuni hasım konumunda bulunan ..... davaya dahil edilmiş ise de ilgili kamu tüzel kişiliği sıfatıyla .....'nın da davada yer alması gerektiği Mahkemece gözden kaçırılmıştır. Bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilemez." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; "...yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın tamamının 1954 yılı kadastro çalışmalarında tescil harici bırakıldığı, 3116 sayılı Kanun'a göre uygulanan ve kesinleşen 1942 yılı orman tahdit sınırlarının dışında kaldığı, 1744 sayılı Kanun'un 2. madde çalışmalarına ve 3302 sayılı Kanun gereği 2/B maddesi çalışmalarına konu edilmediği, öncesinin orman sayılmayan alanda kaldığı, davalı yerde imar planının bulunmadığı, keşif ölçü krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1.441,23 metrekarelik kısımda imar ve ihya yapılmadığı, bu kısmın üzerinde ..., karaağaç, keçiboynuzu gibi bitkiler bulunduğu ve makilik ve fundalık niteliğinde olduğu, bu kısım yönünden davacının davasında haksız olduğu anlaşılmış, bu kısmın makilik ve fundalık vasfıyla davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, (B) harfi ile gösterilen 1.081,16 metrekarelik kısmın ise, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına ayrıca teknik bilirkişilerin raporlarına göre imar ve ihyasının tamamlandığı ve arpa, buğday ekip biçmek suretiyle kullanıldığı, yerin tarıma elverişli arazi olduğu anlaşılmış, davacıya babası ... tarafından verilen bu alanda eklemeli olarak malik sıfatıyla 20 yıllık zilyetlik süresinin dolduğu kanaatine varılmış, diğer cevabi yazılardan davacı adına tescile engel teşkil eden bir hususun da tespit edilmemesi karşısında bu kısmın tarla vasfıyla davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, krokide (C) harfi ile gösterilen yere ilişkin ise daha önce tefrik kararı verilmiş olduğundan bu kısma yönelik yeniden karar verilmesine yer olmadığına..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan ve 03.05.2013 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1.081,16 metrekarelik tapusuz taşınmazın tarla vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, krokide (A) harfi ile gösterilen yere ilişkin davacı talebinin reddine ve krokide (A9 harfi ile gösterilen 1.441,23 metrekarelik tapusuz taşınmazın makilik ve fundalık vasfıyla davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, krokide (C) harfi ile gösterilen yere ilişkin tefrik kararı verilmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2399, K. 2025/4095, T. 26.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2399-e-2025-4095-k-511848dd5b55