Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2246 E. 2025/6877 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2246
- Karar No
- 2025/6877
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1441 E., 2023/1717 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/90 E., 2022/120 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; 1948 yılında orman tahdit sınırının belirlenmesi, 19 64... yıllarında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde tescil harici bırakılan, OTS 1685 sınır noktası yakınındaki, 2/B alanı dışındaki tescilsiz, tahmini 3.000 m²lik alanı ...’un ve annesi ... ile babası ...’in emek ve masraf sarf ederek imar-ihya ile kullandığını, ...’un 1986 yılında vefatından sonra ... ile annesi ve kardeşlerinin kullanıma devam ettiğini, daha sonra ...'a terk edilen bu yeri davacının 2011 yılında sözleşme ile devralmak sureti ile zilyetliği devam ettiğini ve 20 yıldan fazla süredir nizasız fazılasız kullanımında olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın davacı adına yeni bir parsel numarası adı altında tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, hakdüşürücü sürenin geçtiğini, davacı tarafça zamanaşımı ile kazanma koşulları oluşmadığından, ayrıca dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığının ve zamanaşımı ile kazanılacak yerlerden olup olmadığı hususlarının araştırılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz ile ilgili zamanaşımı itirazları olduğunu, ... Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğünce yapılan araştırmada dava konusu taşınmaz ile ilgili herhangi bir işlem kaydına rastlanmadığını ve 2981sayılı İmar Ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler Ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'a göre mülkiyet oluşmayan bu taşınmaz ile ilgili tescil talebi yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Dahili davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddi gerektiğini,4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 707. maddesi hükmü açık olup bu madde gereği işgal yolu ile mülkiyetin kazanılmasının mümkün olmadığını, dava konusu tescil harici bırakılan taşınmazın bulunduğu bölgenin 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve görevleri hakkında K.H.K.'nin 7. maddesi uyarınca Belediye Meclisinin 12.09.2012 tarihli, 1/25.000 ölçekli ... Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı kapsamında "Orman Alanları" kullanım kararında yer almakta olup, "Tahtalı Havzası" içerisinde yer aldığını, alt ölçekli 1/50 00... /1000 imar planı bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 4. Dahili davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre orman tahdidi yapıldığını ve 5 numaralı Orman Tahdit Komisyonu tarafından yapılan bu çalışmaların 19.06.1948 tarihinde ilan edilerek kesinleştiğini, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) değişik 2/B madde uygulaması ve orman sınırlarının aplikasyonu çalışmalarının 95 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapıldığını ve çalışmaların 19.12.2015 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan taşınmazların tapuya bağlanarak özel kişilerce mülk edinilmesinin mevcut yasalara göre mümkün olmadığını, zira devlet ormanlarının özel mülkiyete konu olamayacağını, zilyetlik ve zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazın bilirkişi kurulu raporu krokisinde (B) harfi ile gösterilen kısmının 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartılan ve çıkartma işlemi kesinleşen P.IX numaralı 2/B bloğu içerisinde kaldığı ve 2/B kullanım kadastrosu çalışmaları neticesinde 95,23 m² miktarı ile 1 47... parsel numarası adı altında sınırlandırılarak Hazine adına tarla vasfı ile tescilinin yapıldığı, yapılan bu tespit ve tescilden sonra 24.06.2021 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun olarak davacıya satıldığı görülmekle, davacının bu taşınmaza yönelik zilyetliğe dayalı olarak adına tesciline ilişkin isteminin reddinin gerektiği; zeminde davacı tarafın gösterimleri doğrultusunda yapılan ölçümler sonucu davaya konu (A) harfli taşınmaz alanının 2.676,69 m² olarak hesaplandığı, bu alanın 1 47... numaralı parsel olarak 2/B kullanım kadastro çalışmalarında sınırlandırılan kısmından geriye kalan bölümünün krokide (C) harfi ile gösterilerek alanının 2.581,46 m² olarak hesaplandığı, bu kısmın eğiminin % 28 olduğu ve incelenen memleket haritaları, hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri ile zemin yapısı ve ağaçların yaşlarının incelenmesinden, taşınmazda imar-ihya çalışmalarına 1979-1995 yılları arasında, zemindeki çalı ve maki bitki örtüsünün temizlenmesi suretiyle başlandığı, ancak % 28 olan eğimin azaltılarak su erozyonunu önlemek için yapılması gereken teraslama işleminin tekniğine uygun olarak yapılmaması nedeniyle arazinin masraf ve emek sarfı ile tam olarak imar ve ihya faaliyetlerinin tamamlanmadığı, tarıma elverişli hale getirilmediği, bu nedenlerle taşınmazdaki imar-ihya işlemlerinin henüz tamamlanmadığının belirlendiği, ancak (C) harfli kısmın evveliyatı itibari ile orman sınırları içerisinde yer almadığından, 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkarılmasının da mümkün olmadığı,bu kısımla ilgili Hazine adına tescil talebinin mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiği görülmüş olmakla 19.12.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporuna ekli tescil krokisinde (C) harfi ile gösterilen 2581,46 m² kısma ilişkin zilyetliğe dayalı tescil talebinin reddi ile anılan taşınmazın "tarla" vasfı ile Hazine adına tapuya tescilinin yapılması gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine, bilirkişi kurulu raporu krokisinde (C) harfi ile gösterilen kısmın tarla vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile dahili davalı ... İdaresi vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde talep edilmeyen, 2/B vasfındaki 95,23 m² için hüküm kurulmasının doğru olmadığını, Milli Emlak Müdürlüğünün davacıya gönderdiği ecrimisil ihbarnamesinde dava konusu taşınmazın zeytinli tarla olarak nitelendiğini, bilirkişi raporlarının aksine bu yerin toprak muhafaza karakteri taşıması halinde Hazinenin ecrimisil talep edemeyeceğini, dava konusu taşınmazın 1980 yılında ihya edildiğini ve davacı tarafından eklemeli zilyetlikle 37 yıldır tarla olarak kullanıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda benimsenen tek ölçütün eğim oldğunu, eğimin tek başına orman muhafaza karakteri oluşturmadığını, dava konusu edilen ve davacının kullanımında olan yerin orman vasfında olmadığını, tarım arazisi olarak kullanılan taşınmazda 4721 sayılı Kanun'un 713/1. maddesinde düzenlenen mülk edinme şartlarının davacı lehine gerçekleştiğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Dahili davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; karara dayanak alınan 19.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın ( C) harfi ile gösterilen bölümünün orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiğini, öncesinde orman olan bir yerin zilyetlikle kazanılamayacağını, orman niteliğinde olan bu kısmın tarla vasfıyla Hazine adına tescil edilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı, 4721 sayılı Kanun'un 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddeleri gereğince tescil isteğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.