Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2300 E. 2025/5203 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2300
- Karar No
- 2025/5203
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/162 E., 2024/158 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/333 E., 2022/252 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; Muğla ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 525 parsel sayılı taşınmazın dedelerinden babasına, babasından da kendisine miras kaldığını, babasından miras kalan diğer hisseleri kardeşlerinden satın alarak taşınmazın tamamına malik olduğunu, uzun zamandır fiilen kullandığını, Kadastro Müdürlüğü tarafından 22/a çalışmalarında taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğunu fark ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, 19.09.2019 tarihli beyan dilekçesi ile taşınmaz ... adına kayıtlı olduğundan, davaya dahil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili; davanın süresinde açılmadığını, kadastro tespitinin 1988 yılında yapıldığını, taşınmazın ...’a satıldığını, yenileme çalışmalarında yüz ölçümünde hatasız ölçüm yapıldığını, sınır sorunu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; taşınmazın atalarından beri kendi kullanımlarında olduğunu, taşınmazı Hazineden satın aldığını, zeytin ağaçları dikerek ihya ettiğini, kardeşi davacı ...’in ağaçları talan ederek kestiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal-tescil davasının 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı ve 6292 sayılı Kanun uyarınca davalı ...'a satışına ilişkin işlem iptal edilmedikçe tapu sicili yolsuz tescil durumuna düşmedikçe tapu iptali ve tescil kararı verilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; hatanın kadastro çalışmaları sırasında yapıldığını, davalı ...’nün kardeşi olduğunu, taşınmazın babasından kaldığını ve diğer kardeşlerinden paylarını satın aldığını, kardeşler arası hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacağını, tapu sicilinin tutulmasından Devlet sorumlu olup süreye tabi olmadığını, taşınmazın Hazine adına tescilini fırsat bilen davalı ...’nün satın aldığını, ecrimisil ödemelerinin babası ve kendisi tarafından bu parsele ilişkin yapıldığını, davalı ...’nün kötüniyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; Muğla ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu 525 parsel sayılı 51 00... miktarlı zeytinli tarla nitelikli taşınmazın senetsizden 200, 2 01... nolu parsele uygulanan 19 37... tahrir nolu kaydın doğu hududu mezarlık okuduğundan, miktar fazlasının 200 parselin doğusundan 525 parsel, 202 parselin doğusundan 526 parsel olarak 766 sayılı Kanun'un 43. maddesi gereğince ifraz edilerek bu yerlerin zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığından Hazine adına tespit edildiği, askı ilan süresinde ... ... tarafından itiraz edildiğinden Komisyonun 24.05.1988 tarihli kararı ile ...’nin hakkı olmadığı, kendisinin de yanlış itiraz ettiğini beyan ettiği, 525 parseli ... ...’nin kullandığı belirtilerek tespit gibi tescile karar verildiği, kararın askı ilan süresinde dava açılmadığından 06.12.1988 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 12.12.1988 tarihinde Hazine adına tescilinden sonra 6292 sayılı Kanun'un 12. maddesi gereğince 26.06.2018 tarihli taksitli satış ile ...’a devredilerek 25.11.2019 tarihinde adına tescil edildiği, Kadastro Kanunu 22/a çalışmaları ile taşınmazın 1 44... parsel olduğu anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle iddianın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, tespitin 06.12.1988 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 16.07.2019 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.