Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1904 E. 2026/2541 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1904
- Karar No
- 2026/2541
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1604 E., 2024/98 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/67 E., 2022/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesinde bulunan davaya konu taşınmazlardan; asıl dosya davacısı ... adına kayıtlı eski 1633 parsel sayılı 5.652,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2 77... parsel numarasıyla ve 5.430,17 m² yüzölçümüyle; birleşen dosya davacıları adına kayıtlı eski 1634 parsel sayılı, 5.655,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2 77... parsel numarasıyla ve 5.532,34 m² yüzölçümüyle ve davalı ... adına kayıtlı eski 1539 parsel sayılı 3.003,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2 76... parsel numarasıyla ve 3.567,07 m² yüzölçümüyle tespit edilmiştir. 2. Davacılar dilekçelerinde; asıl dava dosyasında 2 77... parsel ve birleşen dava dosyasında ise 2 77... parsel sayılı taşınmazlar ile davalının taşınmazı arasında yol bulunduğunu, uygulama kadastro çalışmalarında mevcut kadastral yolun kendileri aleyhine genişletilerek kendilerine ait taşınmazların yüzölçümlerinin azaldığını ileri sürerek, aleyhine olarak yapılan kadastro tespitinin iptaline, iptal olunacak kısmın yoldan alınarak taşınmazına eklenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalı 2 76... parsel (eski 1539) sayılı taşınmaz ile davalı taşınmazın kuzeyinde ve kısmen doğusunda bulunan dava dışı 2 76... parsel (eski 1541) arasındaki sınırda, 22/2-a uygulaması esnasında sabit sınır niteliğinde yapılan sınırlandırmanın zeminde mevcut olduğu ve tesis kadastrosu sonrasında (1982) yapılan değişiklik işlemi sonucu oluşturulan sınırlarla uyumlu olduğu, aynı taşınmazın batısında bulunan “Yol” ile arasındaki sınırda, her ne kadar tesis kadastrosu pafta ve teknik evrakı ile 22/2-a uygulaması sonrasında tespit edilen sınırda farklılık bulunuyorsa da 19 53... yıllarına ait hava fotoğraflarına göre yapılan değerlendirme ve mahalli bilirkişilerin beyanları esas alındığında söz konusu sınırda herhangi bir değişiklik olmadığı, tesis kadastrosu sırasında bu sınırda ölçü ve sınırlandırma hatası yapılmış olduğu anlaşılmakta olup yapılan 22/2-a uygulamasıyla söz konusu hatanın giderildiği, davalı taşınmazın güneyinde bulunan “Yol” ile arasındaki sınırda, mahalli bilirkişi beyanları, 1953 tarihli hava fotoğrafı ile tesis kadastro paftası birbiriyle uyumlu olduğu, zemindeki sınırların sonradan değiştiği zamanla taşınmaz sınırının şimdiki kullanılan yola doğru genişlediği anlaşıldığından 22/2-a uygulaması esnasında geçerli sınır niteliğinde yapılan sınırlandırmanın tesis kadastrosu pafta ve teknik evrakı ile uyumlu olmadığı, davacı 2 77... (eski 1634 parsel) numaralı parselin kuzeyinde ve kısmen doğusunda bulunan “Yol”, kısmen batısında bulunan davacı 2 77... parsel ile ara sınırının, yine davalı 2 76... (eski 1539) numaralı parselin güneyinde bulunan “Yol”, kısmen doğusunda bulunan davacı 2 76... parsel ile ara sınırının 22/2-a uygulaması ile belirlenen sınırların kadastral teknik evrak ve paftasına uygun olmamasının yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olmadığı..." gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 77... ve 8 parsel sayılı taşınmazlara yönelik düzenlenen uygulama kadastrosu komisyon tutanaklarının ayrı ayrı iptaline, 2 77... parsel sayılı taşınmaza yönelik düzenlenen uygulama kadastrosu tutanağının iptaline, bilirkişinin 08.03.2022 havale tarihli rapor ve rapora Ek-9 olarak sunulan "Tescil Haritası" başlıklı krokide belirtildiği gibi (A) harfiyle belirtilen 209,60 m²lik kısmın ... Mahallesinde bulunan yol içersinden çıkartılarak davacıya ait 2 77... parsele eklenerek, (D) harfiyle belirtilen 49,14 m²lik kısmın ... Mahallesinde bulunan yol içersinden çıkartılarak birleşen dosya davacılarına ait 2 77... parsele eklenerek, (C) harfiyle belirtilen 555,62 m²lik kısmın ... Mahallesinde bulunan 2 76... parselden çıkartılıp yol olarak terkin edilerek, 2 77... parsel sayılı taşınmazın 5.732,15 m² olarak, 2 77... parsel sayılı taşınmazın 5.578,76 m² olarak, 2 76... parsel sayılı taşınmazın 3.011,46 m² olarak tapuya tesciline ve 08.03.2022 havale tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...birleşen davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilerek dava konusu taşınmazların sınırlarının geçerli sınır tipinde belirlenerek, dava konusu 2 77... parselin 5.732,15 m²; 2 77... parselin 5.578,76 m² ve 2 77... parsel sayılı taşınmazın 3.011,46 m² yüzölçümüyle tapuya tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte; hüküm fıkrasında infazda tereddüte neden olmayacak şekilde dava konusu 2 77... ve 8 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu komisyon kararlarının, 2 76... parselin uygulama kadastrosu tespitinin iptaliyle tespit ve tescil hükmü kurulması gerekirken; 2 77... ve 8 parsellerin uygulama kadastrosu komisyon tutanaklarının, 276 (hükmün 2. fıkrasında maddi hata yapılarak 277 ada olarak gösterildiği) ada 16 parselin uygulama kadastrosu tutanağının iptaliyle tespit ve tescil hükmü kurulmasında; ayrıca hükmün 2. fıkrasında dava konusu 2 76... parselin ada numarasının sehven "277" olarak gösterilmesinde de isabet bulunmamıştır. Eksikliği tespit edilen hususların yeniden yargılama yapılmadan giderilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır...’’ gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurmak suretiyle, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 77... ve 8 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu komisyon kararlarının 2 76... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu tespitinin ayrı ayrı iptaline, bilirkişinin 08.03.2022 havale tarihli rapor ve rapora Ek-9 olarak sunulan "Tescil Haritası" başlıklı krokide belirtildiği gibi (A) harfiyle belirtilen 209,60 m²lik kısmın ... Mahallesinde bulunan yoldan çıkartılarak davacıya ait 2 77... parsele eklenerek; (D) harfiyle belirtilen 49,14 m²lik kısmın ... Mahallesinde bulunan yoldan çıkartılarak birleşen dosya davacılarına ait 2 77... parsele eklenerek; (C) harfiyle belirtilen 555,62 m²lik kısmın 2 76... parselden çıkartılıp yola terkin edilerek, 2 77... parsel sayılı taşınmazın 5.732,15 m² yüz ölçümüyle 2 77... parsel sayılı taşınmazın 5.578,76 m² yüzölçümüyle, 2 76... parsel sayılı taşınmazın 3.011,46 m² yüzölçümü ile ayrı ayrı tapuya kayıt ve tesciline ve 08.03.2022 havale tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava ve aşamalardaki dilekçelerindeki nedenlerin yeterince incelenmediğini ve eksik incelemeyle karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.