Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2026/913 E. 2026/3332 K. – İftira

Konu: İftira

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2026/913
Karar No
2026/3332
Karar Tarihi
Konu
İftira

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/136 E. 2025/440 K. SUÇ : İftira İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.03.2022 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267/1. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2024 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 267/1, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı yeni bir suç işlemesi nedeniyle Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2025 tarihli kararı ile hükmün aynen açıklanmasına karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 15.07.2025 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 15.12.2025 tarihli ve 2025/42590 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155533 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “1- Sanık hakkında Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/527 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada mahkemesince talimat yazılması akabinde Patnos 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sorgusu yapılan sanığa sorgusundan önce ifadesini yargılamanın yapıldığı esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmayıp, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196/2. maddesine aykırı şekilde yapılan sorgusu esas alınmak suretiyle hakkında mahkûmiyet hükmü kurularak savunma hakkının kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde, 2- Sanık hakkında denetim süresi içerisinde 23.07.2024 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, hükmün açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 193/2. maddesinde yer alan, "(Ek fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./28.mad) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan, "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklinde belirtilen istisnaî durumlar dışında, sanığın savunması alınmadan mahkûmiyetine karar verilemeyeceği, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 05.02.2024 tarihli ve 2023/394 esas, 2024/15664 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 14. maddesinin birinci fıkrasında "Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır." şeklinde ve ikinci fıkrasında "Yukarıdaki fıkrada yazılı olanların haricindeki askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icabeden ahvalde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır." şeklinde düzenlemelerinin yer aldığı nazara alındığında, suç tarihinde subay olduğu anlaşılan sanığa 5271 sayılı Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan ihtarı içeren davetiyeye ilişkin ''Caner Yeni'' isimli şahsa 03.03.2025 tarihinde tebligat işlemini yapan görevli tarafından durumu açıklar şekilde herhangi bir tespit yapılmaksızın yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Subay olan sanığın savunmasında, aynı site içerisinde oturduğu mağdurun aracını göremeyince, izin tarihinden önce izne çıktığını düşünerek ihbarda bulunduğunu, suç kastının olmadığını beyan etmesine göre sanığa atılı iftira suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığı yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Gerekçe bölümünde ispat edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 05.03.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2026/913, K. 2026/3332, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2026-913-e-2026-3332-k-88cac910521f