Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/4716 E. 2026/7171 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4716
Karar No
2026/7171
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3356 E., 2024/4435 K. SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden istinaf başvurularının esastan reddi ile diğer sanıklar yönünden istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık ... yönünden, sanık müdafinin, kanunî süresi içinde hükmü temyiz etmesinden sonra, sanığın Elmalı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 16.01.2026 tarihli yazısı ekinde yer alan beyanında temyiz hakkından vazgeçtiğini belirttiği; diğer sanıklar hakkında yapılan ön incelemede ise; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.06.2024 tarihli ve 2022/444 Esas, 2024/243 Karar sayılı kararı ile; a-) Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/5, 62, 52/2, 52/4 ve 53. maddeleri uyarınca 13... ay 15 gün hapis ve 27.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b-) Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 52/2, 52/4, 53... . maddeleri uyarınca 10... ay hapis ve 22.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, c-) Sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/5, 43, 62, 52/2, 52/4 ve 53. maddeleri uyarınca 15... ay 25 gün hapis ve 34.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, d-) Sanıklar ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 62, 52/2, 52/4 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis ve 18.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, e-) Sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/5, 43, 52/2, 52/4, 53... . maddeleri uyarınca 18... ay 7 gün hapis ve 41.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, f-) Sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 52/2, 52/4, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, g-) Sanıklar ... ve ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatlerine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 11.12.2024 tarihli ve 2024/3356 Esas, 2024/4435 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve sanık ... yönünden ayrıca re'sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanık ... ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine ve diğer sanıklar yönünden İlk Derece Mahkemesince kurulan ve sanıklar ... ve ... yönünden ayrıca re'sen de istinafa tabi olan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükümlere yönelik sanıklar ..., ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... müdafinin temyiz istemi; Sanığın diğer sanık ...'da ele geçirilen uyuşturucu maddeden haberdar olmadığına, suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirildiği poşet üzerinde sanığa ait parmak izinin bulunmadığına, yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına ve sanığa bir suç isnat edilecekse bunun ancak 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde düzenlenen suç olabileceğine ilişkindir. 2. Sanık ... ve müdafilerinin temyiz istemleri; Yeterli delil bulunmadığına, her iki olayda da eylemlerin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 10.06.2022 tarihli ilk olayda ele geçirilen uyuşturucunun sanığın hakimiyet alanında olmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 188/5. maddesinde düzenlenen ağırlaştırıcı nedeninin mevcut olay ve deliller dikkate alındığında uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna zira olayın faili kabul edilen sanıklar arasında bir görüş birliği yahut ortak hareket kastı olduğuna dair delil bulunmadığına, sanık hakkında 10.06.2022 tarihli eylem nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine, sanığa isnat olunan 16.09.2022 tarihli eylemin kullanma suçu olması nedeniyle sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağına, temel cezanın belirlenmesinde teşdit uygulanmasını gerektirir bir durumun söz konusu olmadığına, sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanması gerektiğine ve arama ve el koyma işlemlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. 3. Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri; Yeterli delil bulunmadığına ve 10.06.2022 tarihli eylemde sanığın araç içerisinde ele geçen uyuşturucudan haberinin olmadığına ilişkindir. 4. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; Arama işleminin hukuka aykırı olduğuna, arama sırasında bulunduğu belirtilen muhtar ...'nın ikamete hiç gelmediğinin dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğuna, bu suretle elde edilen delillerin hukuka aykırı olmaları nedeniyle sanık hakkında mahkumiyet hükmü verilemeyeceğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188/4-a maddesinin ele geçirildiği iddia olunan kokain nedeniyle uygulanamayacağına ve sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 4. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına ve diğer sanık savunmalarından sanığın ele geçen uyuşturucu ile bir ilgisinin bulunmadığının anlaşıldığına ilişkindir. 5. Sanık ... müdafinin temyiz istemleri; Sanığın ikametinin eklentisinde ele geçirilen uyuşturucunun diğer sanık ... tarafından o yere bırakılmış olduğuna, diğer sanık ...'in beyanlarının da bu yönde olduğuna, arama işleminin hukuka aykırı olduğuna bu suretle hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirilen delillerin mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağına ve sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 6. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz istemleri; Beraat eden ve kendilerini zorunlu müdafi ile temsil ettiren sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Dava dosyası kapsamına göre, sanığın suç tarihinde diğer sanık ...'la birlikte İzmir'den ...'na suça konu uyuşturucuyu naklettiği iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla; diğer sanık ...'ın elinde bulunan kuruyemiş paketi içerisine gizlenmiş olan ve kişisel kullanım sınırlarının üzerinde olan uyuşturucunun ele geçirilmesi, olay tarihinden bir gün önce ...'ndan İzmir'e giden sanıklar ... ve ...'ın beyanları uyarınca gittikleri İzmir'de, otogar çevresinden dahi ayrılmadan saat 02.00 otobüsüyle ...'na geri dönmeleri, sanık ...’ın kolluk ve Cumhuriyet savcılığı aşamasındaki savunmalarında uyuşturucu maddenin bulunduğu poşeti petrol istasyonunda bulunan bir kişiden sanık ... ile birlikte aldıklarını beyan etmesi, poşet içerisinde uyuşturucu bulunduğunu ise ancak ...’na vardıklarında öğrendiklerine ilişkin savunmalarının dosya kapsamıyla örtüşmemesi, kriminal rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Dava dosyası kapsamına göre, sanığın 10.06.2022 tarihli olayda diğer sanıklar ..., ... ve ...'le birlikte İzmir'den ...'na suça konu uyuşturucuyu naklettiği ve 16.09.2022 tarihli olayda üzerinde ele geçirilen uyuşturucuları atılı suç kapsamında bulundurduğu iddialarına ilişkin olarak; Sanığın ilk eylem nedeniyle yakalanıp ifadesinin alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı, bu suretle fiili kesinti oluştuktan sonra ikinci eylemi gerçekleştirdiği anlaşılmakla, zincirleme suç hükümleri uygulanarak tek hüküm kurulması yerine her eylem yönünden ayrı hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, yazılı gerekçe uyarınca sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması ve ele geçen uyuşturucu miktarı nedeniyle temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı ve 10.06.2022 tarihli eylemde suça konu uyuşturucunun Cumhuriyet savcısından alınan yazılı arama emri uyarınca ele geçirilmesi nedeniyle arama işleminin ve sanığın bu tarihli eylemi üçten fazla kişiyle gerçekleştirmiş olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı kanunun 188/5. maddesinin uygulanmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, her iki olaya ilişkin olay tutanakları, 10.06.2022 tarihli olayda sanığın suça konu uyuşturucunun nakledildiği araç içerisinde diğer sanıklarla birlikte yakalanması, ...'ndan suç tarihinden bir gün önce saat 23:30 sıralarında İzmir'e gezmek amacıyla gittiklerini beyan eden diğer sanıklar ... ve ...'ın şehirde vakit geçirmeksizin diğer sanıklar ... ve ...’ı alarak dönüş yoluna geçmeleri, sanık ...'ın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan savunmalarında suça konu uyuşturucunun ... tarafından aracın torpido kısmının altına yerleştirildiğini gördüğünü beyan etmesi, diğer sanık ...'in sanık ...'ın kapının ön tarafında bir şeyler yaptığına, oraya eğildiğinde, elinde bir poşet olduğuna, ne yaptığını anlayamadığına dair beyanları, sanık ...'ın araca bindiklerinde diğer sanık ...'ın içerisinde uyuşturucu bulunan poşeti araca yerleştirdiğine dair savunması, sanıklar ... ve ...'ın diğer sanıklar ... ve ...'ın da araçta bulunan uyuşturucudan haberdar olduklarına ve araç içerisinde hep birlikte uyuşturucu kullandıklarına dair savunmaları ile alınan uzmanlık raporları uyarınca her iki olayda da ele geçirilen uyuşturucuların kişisel kullanım sınırlarının üzerinde olması ve 16.09.2022 tarihli olay yönünden mahkemece tanık sıfatıyla dinlenen tutanak mümzilerinin beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Dava dosyası kapsamına göre, sanığın 10.06.2022 tarihli olayda diğer sanıklar ..., ... ve ...'le birlikte İzmir'den ...'na suç tarihinde yakalanan uyuşturucuyu getirdiği ve 01.08.2022 tarihli olayda da diğer sanık ... ile birlikte İzmir'den ...'na suça konu olan uyuşturucuyu naklettiği iddiasına ilişkin olarak; Sanığın ilk eylem nedeniyle yakalanıp ifadesinin alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı, bu suretle fiili kesinti oluştuktan sonra ikinci eylemi gerçekleştirdiği anlaşılmakla, zincirleme suç hükümleri uygulanarak tek hüküm kurulması yerine her eylem yönünden ayrı hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, ele geçen uyuşturucu miktarı nedeniyle temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, her iki olaya ilişkin olay tutanakları, 10.06.2022 tarihli olayda sanığın suça konu uyuşturucunun nakledildiği araç içerisinde diğer sanıklarla birlikte yakalanması, ...'ndan suç tarihinden bir gün önce saat 23:30 sıralarında İzmir'e gezmek amacıyla gittiklerini beyan eden sanığın beraberinde bulunan ... ile birlikte İzmir'de hiç durmadan sanık ...'ı ve diğer sanık ...'ı alarak dönüş yoluna geçmeleri, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan savunmalarında suça konu uyuşturucunun ... tarafından aracın torpido kısmının altına yerleştirildiğini gördüğünü beyan etmesi, diğer sanık ...'in sanık ...'ın kapının ön tarafında bir şeyler yaptığına, oraya eğildiğinde, elinde bir poşet olduğuna ve ne yaptığını anlayamadığına dair beyanları, sanık ...'ın araca bindiklerinde diğer sanık ...'ın içerisinde uyuşturucu bulunan poşeti araca yerleştirdiğine dair savunması, sanıklar ... ve ...'ın sanık ve diğer sanık ...'in de araçta bulunan uyuşturucudan haberdar olduklarına ve araç içerisinde hep birlikte uyuşturucu kullandıklarına dair savunmaları ile sanığın 01.08.2022 tarihli diğer eylemi yönünden sanıktan kişisel kullanım sınırlarının üzerinde uyuşturucu ele geçirilmesi, olay tarihinden bir gün önce ...'ndan İzmir'e giden sanıklar ... ve ...'ın beyanları uyarınca gittikleri İzmir'de, otogar çevresinden dahi ayrılmadan saat 02.00 otobüsüyle ...'na geri dönmeleri, sanığın kolluk ve savcılık huzurunda alınan savunmalarında suça konu uyuşturucunun içerisinde bulunduğu poşeti petrol istasyonundaki bir kişiden diğer sanık ... ile birlikte aldıklarına dair savunması ile poşet içerisinde uyuşturucu olduğunu ancak ...'na vardıklarında anladıklarına dair dosya kapsamıyla örtüşmeyen savunmaları ve her iki olay yönünden alınan uzmanlık raporları uyarınca ele geçirilen uyuşturucuların kişisel kullanım sınırlarının üzerinde olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Sanık müdafinin, kanunî süresi içinde hükmü temyiz etmesinden sonra, sanığın Elmalı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 16.01.2026 tarihli yazısı ekinde yer alan beyanında temyiz hakkından vazgeçtiğini belirttiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmıştır. 5.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Dava dosyası kapsamına göre, yapılan ihbar uyarınca sanığın suç tarihinde ikametinde yapılan arama sonucu ele geçirilen uyuşturucuların atılı suç kapsamında bulundurulduğu iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, yazılı gerekçe uyarınca sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması ile aza olan ...'ın ikamette yapılan aramanın tümünde bulunması nedeniyle aramanın usul ve yasaya uygun olduğu ve sanıktan aynı tarihte alınan idrar örneğinde kokain bulunmaması ve ikametinde yapılan aramada ayrıca kokain ele geçirilmesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188/4-a maddesinin uygulanmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla; ihbar içeriği, sanığın ikametinde yapılan aramada birden fazla türde uyuşturucu ele geçirilmesi, paket sayısı, kriminal rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 6.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Dava dosyası kapsamına göre, sanığın 10.06.2022 tarihli olayda diğer sanıklar ..., ... ve ...'la birlikte İzmir'den ...'na suç tarihinde ele geçen uyuşturucuyu naklettiği iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, ele geçen uyuşturucu miktarı nedeniyle temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, 10.06.2022 tarihli eylemde suça konu uyuşturucunun Cumhuriyet savcısından alınan yazılı arama emri uyarınca ele geçirilmesi nedeniyle arama işleminin ve sanığın bu tarihli eylemi üçten fazla kişiyle gerçekleştirmiş olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı kanunun 188/5. maddesinin uygulanmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, 10.06.2022 tarihli olayda sanığın suça konu uyuşturucunun nakledildiği araç içerisinde diğer sanıklarla birlikte yakalanması, ...'ndan suç tarihinden bir gün önce saat 23:30 sıralarında İzmir'e gezmek amacıyla gittiklerini beyan eden sanığın beraberinde bulunan ... ile birlikte İzmir'de hiç durmadan diğer sanıklar ... ve ...'ı alarak dönüş yoluna geçmeleri, sanık ...'ın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan savunmalarında suça konu uyuşturucunun ... tarafından aracın torpido kısmının altına yerleştirildiğini gördüğünü beyan etmesi, sanığın diğer sanık ...'ın kapının ön tarafında bir şeyler yaptığına, oraya eğildiğinde, elinde bir poşet olduğuna ve ne yaptığını anlayamadığına dair beyanları, sanık ...'ın araca bindiklerinde diğer sanık ...'ın içerisinde uyuşturucu bulunan poşeti araca yerleştirdiğine dair savunması, sanıklar ... ve ...'ın sanık ve diğer sanık ...'ın da araçta bulunan uyuşturucudan haberdar olduklarına ve araç içerisinde hep birlikte uyuşturucu kullandıklarına dair savunmaları ile alınan uzmanlık raporu uyarınca ele geçirilen uyuşturucunun kişisel kullanım sınırlarının üzerinde olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 7.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Dava dosyası kapsamına göre, yapılan ihbar uyarınca sanığın suç tarihinde ikametinde yapılan arama sonucu ele geçirilen uyuşturucuların atılı suç kapsamında bulundurulduğu iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanığın ikametinde yapılan aramanın usul ve yasaya uygun olduğu ve sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla; ihbar içeriği, sanığa ait ikamette ve veranda kısmında kişisel kullanım sınırının üzerinde ..., esrar, uyuşturucu madde kalıntısı bulunan 2 adet hassas terazi ele geçirilmesi, sanığın üzerinde ... kalıntısı bulunan bir adet terazinin kendisine ait olduğunu kabul etmesi, arama sırasında evde bulunan Buket’in müdafi huzurunda alınan savunmasında uyuşturucu maddelerin iki gün önce sanık tarafından satın alındığını beyan etmesi, sanığın telefonunda 5271 sayılı Kanun’un 134. maddesi kapsamında yapılan inceleme sonucu elde edilen veriler, kriminal rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 8.Sanıklar ... ve ... yönünden verilen beraat hükümleri yönünden 1. 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir. 2. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup söz konusu maddeyle Türkiye Barolar Birliği'ne (TBB) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır. 3. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle" belirleneceği belirtilmiş olup bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" (Yönetmelik) hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" (Tarife) hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazetede yayımlanmaktadır. 4. Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin TBB'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. 5. Kısacası; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili hükümlerinin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir. 6. Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında, temyiz incelemesine konu dava dosyası incelendiğinde sanıklar yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendilerinin vekaletname ile atadıkları bir vekille temsilleri gereklidir. Bir diğer ifadeyle, kanun koyucunun zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler bakımından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dışında "tamamen ayrı bir tarifeyle farklı bir sistem belirlediği" aşikardır. Kısacası, zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ayrık bir tarifeye göre ödenecektir. TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zorunlu müdafii ve vekillere de uygulanabileceğine dair hiçbir norm bulunmaması ve dava dosyası içerisinde bulunan belgelere göre sanıklar müdafilerinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii olduklarının anlaşılması karşısında sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, sanıklar müdafilerinin temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş, kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR 1. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünde (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı CMK'nın 266/1. maddesi gereği dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliği ile İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 2. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden Gerekçe bölümünde (1, 2, 3, 5, 6, 7 ve 8) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 11.12.2024 tarihli ve 2024/3356 Esas, 2024/4435 Karar sayılı kararında sanıklar ... ve ... ile sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/4716, K. 2026/7171, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-4716-e-2026-7171-k-f78420266d90