Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/3967 E. 2026/4744 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/3967
Karar No
2026/4744
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/30 E. 2020/329 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2019 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 21.10.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 10.03.2025 tarihli ve 2024/15121 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2025 tarihli ve KYB-2025/33366 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesinde, "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir." şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, somut olayda tebligatı yapan görevlinin ikametinde bulunamayan sanığın, ikamette bulunmama sebebini bilmesi muhtemel kimselerden bu hususu sormadığı gibi, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/09/2018 tarihli ve 2016/12791 Esas, 2018/8413 Karar sayılı ve 3. Hukuk Dairesinin 11/02/2019 tarihli ve 2017/5224 Esas, 2019/901 Karar sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere, kendisinden sorulan ve kendisine haber bırakılan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat muhatabı bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 Esas, 2019/8638 Karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 Esas, 2020/4900 Karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gözetildiğinde, Dosya kapsamına göre, sanık hakkında kamu davası açılmasına dayanak gösterilen 20/11/2018 tarihinde işlediği uyuşturucu madde kullanmak suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince, ikametinde bulunmaması üzerine, haber bırakılan komşu ismi belirtilmeksizin 13/12/2018 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de; söz konusu tebligat mazbatasında kendisine bilgi verilen komşunun isim ve imzasının da bulunmadığı, bu haliyle sanığa yapılan tebligat işleminin geçerli kabul edilemeyeceğinden anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı bulunmadığından kamu davasının durmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 02.02.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2018 tarihli ve 2018/35338 Soruşturma, 2018/3793 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, B. Şüphelinin 04.08.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi ile erteleme kararını ihlal ettiği kabul edilerek, erteleme kararının kaldırıldığı, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2019 tarih, 2018/35338 Soruşturma, 2019/40769 Esas, 2019/29040 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli ve 2020/30 Esas, 2020/329 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 21.10.2020 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Sanık hakkında verilen 20.11.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığın bilinen son adresine mernis şerhsiz olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21/1. maddesi gereğince 13.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında, komşusundan sorularak sanığın adreste bulunmadığının öğrenildiği, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işlemi tamamlandığı, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği anlaşılmakla; 7201 sayılı Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. Madde bu haliyle “adreste bulunmama” ve “tebellüğden imtina” olmak üzere iki hali birlikte düzenlemiştir. Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. maddesinde, "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir." şeklinde düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebligatına ilişkin tebligat mazbatasında kendisine bilgi verilen komşunun isim ve imzasının bulunmadığı, bu haliyle sanığa yapılan tebligat işleminin geçerli kabul edilemeyeceğinden, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşılmakla, kovuşturma şartı bulunmadığından kamu davasının durmasına karar verilmesi yerine sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli ve 2020/30 Esas, 2020/329 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/3967, K. 2026/4744, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-3967-e-2026-4744-k-fe2f4bdfbd73