Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/21703 E. 2026/5031 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2024/21703
Karar No
2026/5031
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/247 Esas, 2023/27 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hükümlü hakkında İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2023 tarihli ve 2022/247 Esas, 2023/27 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe karar verildiği, kararın 08.02.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 14.05.2024 gün ve 2023/9862 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.07.2024 tarihli ve KYB-2024/57738 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14/06/2022 tarihli ve 2020/9260 esas, 2022/7808 sayılı kararında; ''Sanığın, hakkında adli veya önleme arama kararı bulunmadığı halde, uyuşturucu maddeleri kendi rızasıyla teslim ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması nedeniyle hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,'' şeklinde yer alan açıklamalara göre;

Haklarında adli veya önleme arama kararı bulunmayan sanıktan şüphelenilmesi üzerine, üzerinde herhangi bir suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda, sağ elindeki beyaz kağıda sarılı vaziyette kriminal rapora göre uyuşturucu maddeyi polis memurlarına kendi rızasıyla teslim ettiğinin anlaşılması karşısında; hakkında arama kararı bulunmayan sanığın üzerinde suç unsuru bulunmadığı, teknik yöntemlerle saptanmış bir tespitte de bulunulmadığı halde, sanığın kendisinin uyuşturucu madde bulundurduğunu belirtip rızasıyla teslim ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması nedeniyle, hakkında etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 192/3. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Hükümlü hakkında, 28.06.2021 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2022 tarih, 2021/31291 Soruşturma, 2022/11048 Esas, ... numaralı iddianamesi ile İzmir Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, B. İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2023 tarihli ve 2022/247 Esas, 2023/27 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe karar verildiği, kararın 08.02.2023 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. C.Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşme tarihine kadar aynı fail tarafından kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç ve 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesi kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi uyarınca, "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvuru süreleri yanıltmaya sebep olmayacak şekilde itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu kararın ihlali mümkün olmadığından daha sonraki eylemler nedeniyle de 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca da doğrudan kamu davası açılamayacağı, Şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.11.2017 tarihli eylemi nedeniyle 05.07.2018 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda şüpheliye itiraz kanun yolunun bildirilmediği, şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2018 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2018/1260 Esas, 2019/542 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmü, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 2019/2839 Esas, 2020/3359 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddi ile dava dosyasının 29.12.2020 tarihinde kesinleştiği, anılan karar aleyhine 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulabileceği, ve hukuki aykırılığın bu yolla giderilmesinin mümkün olduğu cihetle; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz kanun yoluna başvurması ile doğrudan dava açılmasına dayanak olan dava dosyası hakkında bozma kararı verilmesi halinde sanık hakkında doğrudan dava açma koşullarının gerçekleşmeyeceği, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin dava dosyası ile kanun yararına bozma istemine konu davanın birleşmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 2019/2839 Esas, 2020/3359 Karar sayılı kararına ilişkin dava dosyası hakkında ise olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/21703, K. 2026/5031, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2024-21703-e-2026-5031-k-c30fb2ea8e34