Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/5252 E. 2024/5139 K. – Başkalarına Ait

Konu: Başkalarına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2022/5252
Karar No
2024/5139
Karar Tarihi
Konu
Başkalarına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/32 Esas, 2022/121 Karar SUÇ : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18.08.2009 tarihli ve 2009/39107 Soruşturma nolu 2009/7932 nolu iddianamesi ile hükümlü hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suçundan dolayı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada; İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2010 tarihli ve 2009/682 Esas, 2010/245 Karar sayılı kararı ile hükümlünün atılı suçtan cezalandırılmasına dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükümlünün denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlediği hususunda İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2021 tarih ve 2010/322 Esas sayılı yazısı ile ihbarda bulunulması üzerine, İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2022/32 Esas, 2022/121 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve hükümlünün 5237 sayılı Kanun’un 268 inci ve 62 nci maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 11.03.2022 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.08.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112315 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112315 sayılı kanun yararına bozma isteminin; ".... Sanığın 30/06/2009 tarihinde işlemiş olduğu resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan eylemine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 66/2. maddeleri gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 67/4. maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, sanığın 12/04/2010 tarihinde sorgusu yapılarak zamanaşımı süresinin kesildiği, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin sorgu tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı, bu tarihten sonra dava zamaşımı süresini kesen başkaca bir işlemin bulunmadığı,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 67/1. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 20/04/2010 tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin durduğu, yeni suçun işlendiği 12/10/2010 tarihinde dava zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, bu itibarla durma süresinin 5 ay 22 gün olduğu, Bu haliyle, zamanaşımı süresinin durduğu 5 ay 22 günlük süre mahsup edildikten sonra kalan sürede, 12 yıl olan olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu nazara alınmadan davanın düşürülmesi yerine, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanunu'nun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta; başka suçtan hükümlü olup son duruşmada Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edilen sanığın yüzüne karşı verilen hükmün yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Kanun'un 263 ncü maddesine göre sanığın bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile karara karşı istinaf kanun yoluna başvurabileceğinin gösterilmemesi ayrıca sanığa SEGBİS vasıtasıyla hükmün açıklandığı celsedeki tutanağın ve kısa kararın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) vasıtasıyla bir örneğinin gönderildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmaması karşısında; kanun yoluna başvuru hakkının kullanılmasında yanılgı oluşturulduğundan, inceleme konusu hükmün usulüne uygun olarak kesinleşmediği anlaşılmıştır. 3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 nci ve devamı maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/5252, K. 2024/5139, T. 12.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2022-5252-e-2024-5139-k-cdd5580da9aa