Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/660 E. 2026/1113 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/660
- Karar No
- 2026/1113
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1852 E., 2025/2402 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 3. Asliye Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 02.07.2025 SAYISI : 1993/30 E., 1994/21 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ilgili kişi ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili; taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazı satın aldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı süresinde cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. ... 13.06.2024 tarihli dilekçesi ile ...’tan 03.03.1993 tarihinde tapusunu aldığı taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılmasını talep etmiş, İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2025 tarihli ek kararı ile ihtiyati tedbirin kaldırılması için gerekli yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı ilgili kişi ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarihi belirtilen kararı ile terkini talep edilen şerhin 08.01.1993 tarihinde açılıp 25.01.1994 tarihinde karar verilen Karşıyaka 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/30 Esas ve 1994/21 Karar sayılı dava dosyasında verildiğini, bu davada davacı ...’ın, davalı ... arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı iptal tescil talep ettiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, yapılan araştırmada dava dosyasının bulunamadığı ve kararın kesinleştiğine ilişkin esas defterinde bir açıklamaya da rastlanmadığı, kararın henüz kesinleşmemesi dikkate alındığında TMK'nın 1010. maddesi gereği çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararlarının şerh verilebileceği dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince istemin reddine karar verilmesinin doğru bulunduğu belirtilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri İlgili kişi ... vekili temyiz dilekçesinde; 03.03.1993 tarihinde müvekkili taşınmazı satın alırken tapuda tedbir şerhi bulunmadığını, şerhin daha sonra konulduğunu, şerhin konulduğu tarihte davanın taraflarının kayıt maliki olmadığı, taşınmazın üçüncü kişi durumunda olan müvekkili adına kayıtlı olduğunu, şerh konulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyati tedbir nedeniyle taşınmazın tapu kaydına konulan şerhin kaldırılması istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, ilgili kişi tarafından hasım gösterilmek suretiyle usulüne uygun şekilde açılmış bir şerhin terkini davası bulunmadığı da gözetilerek, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Mülkiyet hakkı, kişilere taşınır veya taşınmaz malları üzerinde hukuk sınırları içinde kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisi veren en geniş ayni haktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesiyle güvence altına alınan bu hak, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No.lu ek protokolunun 1. maddesine göre; her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 28. maddesi gereği şerh tesisi, taşınmaz davalarında davacının lehine hüküm verilmesi durumunda, mahkeme kararının tapu sicil dairesine bildirilerek ilgili taşınmazın kaydına şerh verilmesi işlemidir. Bu şerh, taşınmazın hukuki durumunu belirler ve üçüncü kişilerin de bu durumu öğrenmesini sağlar. Şerh sayesinde, taşınmaz üzerinde sonradan iktisap olunan her türlü hak, sahiplerine karşı ileri sürülebilir. Eğer taşınmaz davası üzerine verilen karar ileride davacının aleyhine kesinleşirse, bu durum da tapu siciline bildirilir ve şerh terkin edilir. Karşıyaka 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.01.1994 tarihli kararı ile dava konusu taşınmazın Davacı ... adına tesciline dair karar verilmiş, 13.06.1994 tarihinde tapu kaydı üzerine İİK'nın 28. madde şerhi işlenmiştir. Şerhin konulmasından itibaren arada geçen 30 yılı aşkın süreye rağmen hüküm kesinleştirilmemiş, terkin edilmemiştir. Şerhin terkini istemi üzerine mahkemece yapılan araştırmada hükmün kesinleştirilmemiş olduğu dava dosyasının da imha edilmiş olduğu görülmüştür. Tapu kaydı üzerine konulmuş bulunan şerh mülkiyet hakkını sınırlandıran bir takyidattır. Terkininin hükmün kesinleştirilmesine bağlı kılınması, mülkiyet hakkına ve buna bağlı taşınmazda tasarruf edebilme imkanına yönelik ağır bir müdahaledir. Mahkemece yapılması gereken iş; dava dosyasının yeniden ihya edilmesine yönelik işlemlerin yapılması, hükmün ilgililere tebliğinin sağlanarak kesinleştirilmesi ve sonucunda şerhin terkinine karar vermekten ibaret olmalıdır. Talebin reddine dair kararın onanması doğru değildir.