Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2758 E. 2026/2547 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2758
- Karar No
- 2026/2547
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1671 E., 2025/1162 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/678 E., 2022/621 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince temyiz dilekçesinin miktardan reddine dair 14.10.2025 tarihli ek karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanuna eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir. 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanunun Resmî Gazete'de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6100 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmü gereğince, parasal sınırlara ilişkin yapılan bu değişikliğin, kanunun yürürlük tarihinden itibaren uygulanacağı, tamamlanmış işlere ise uygulanma imkânının bulunmadığı kuşkusuzdur. Tüm bu açıklamalara göre eldeki davada; Bölge Adliye Mahkemesince 25.06.2025 tarihinde kararın verildiği, 7550 sayılı Kanun ile getirilen davanın açıldığı tarihteki parasal sınırların uygulanacağına ilişkin düzenlemenin 04.06.2025 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği, yeni düzenleme ile kesinlik sınırının tespitinde davanın açıldığı tarih olan 2020 yılındaki 72.070,00 TL değerindeki parasal sınırın esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda yapılan incelemeye ve dosya içeriğine göre; Mahkemece reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın 81.350,00 TL olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesinin karar verdiği tarihteki kesinlik sınırının üstünde kaldığı anlaşılmıştır. Bu durumda, temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 14.10.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin annesi ...'in 22.09.1986 tarihinde Çankırı, ... Mahallesi, ... mevkii, 1 26... numaralı parselde kayıtlı ahşap ev ve arsasını satın aldığını, taşınmaza o tarihten bu yana zilyet ve malik sıfatıyla sahip olduklarını ileri sürerek TMK'nın 713/2. maddesinde belirtilen “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki sebebine dayalı olarak taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın tapu kaydında malik olarak "... oğlu ..." yazılı olduğunu, kayıttan malikin kim olduğunun tereddüte yer bırakmayacak şekilde anlaşıldığını, mahkemece taşınmaz malikinin gerçek kişi olup olmadığı, vefat edip etmediği, mirasçısının olup olmadığı konusunda yeterli ve gerekli araştırma yapılması gerektiğini, tapu malikinin yaşıyor olması durumunda öncelikle zilyetlik sebebiyle kazanım iddiasında bulunulan bu taşınmazın kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına husumetin yöneltilmesi gerektiğini, bu durumda müvekkili açısından davanın husumetten reddi gerektiğini, olmadığı takdirde koşulları oluşmayan davanın esastan reddine ve dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris ... mirasçısı dava dışı ...'in 10.09.2021 tarihli keşifte davaya muvafakat ettiği, tapu kayıtları ile sabit olduğu üzere dava konusu taşınmazın ... oğlu ... adına kayıtlı olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanık beyanlarından 1985 yılından beri dava konusu taşınmaz üzerinde davacıdan ve ailesinden başka malik sıfatı ile tasarrufta bulunan kişi olmadığı, her türlü araştırmaya ve ilanlara rağmen tapu kayıt maliki ve mirasçıları tespit edilemediğinden yasal hasım hazineye karşı yapılan yargılama sonucunda TMK'nın 713/2. maddesi uyarınca aranan tapu kayıt malikinin kim olduğunun bilinememesi, taşınmaz üzerinde 20 yıldan fazla nizasız fasılasız malik sıfatı ile zilyet olma şartlarının tümüyle gerçekleştiğinden, aksi yönde herhangi bir delil de elde edilemediğinden davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 13 parselin tapulama tutanağında malik sütununda ...'ndan ... adına tespit edildiği, baba adının ..., anne adının ... olarak belirtildiği, tespitin kesinleşerek tapuya tescilin sağlandığı, bu hali ile taşınmazın malikinin belli olup, nerede olduğunun, sağ olup olmadığının ya da mirasçılarının isim ve adreslerinin belirlenmemiş olmasının TMK'nın 713/2. maddesi hükmünde belirtilen "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan" sebebi yönünden koşulları taşımadığı, diğer anlatımla, taşınmazın Kanunun kapsamı uyarınca bilinen kişi adına kayıtlı bulunduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; taşınmazın tapu kaydında malik olarak belirtilen "... oğlu ..." isimli şahsın var olup olmadığı ya da kim olduğuna ya da mirasçılarının bulunup bulunmadığına dair yeterli araştırma yapılmadığını, bu kişinin kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamayan, soyut, hayali bir kişi olarak kabulü gerektiğini, taşınmazın 40 yıldır davacı ve ailesi tarafından malik sıfatı ile zilyet olunduğunu, TMK'nın 713/2. maddesine göre taşınmazın mülkiyetini kazanma koşullarının oluştuğunu, dava tarihi itibariyle kararın temyiz incelemesine açık olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TMK'nın 713/2. maddesinde belirtilen “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 14.10.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.