Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1208 E. 2026/3948 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1208
Karar No
2026/3948
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/60 E., 2025/429 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Van ili, ... ilçesi, ... ... Mahallesinde 17.06.1974 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın tescil harici boşluk olarak bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davacı; Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ...mevkiindeki 2 nolu pafta 1160 parselin yanında kendisine ait boşluk alan bulunduğunu, bu boşluk alanın bahçe, ahır, odunluk, araba garajı, tandır evi, depo olarak kullanıldığını, söz konusu boşluk alanı kendi tapulu alanını 11.12.2000 tarihinde satın aldığından beri kullandığını ileri sürerek 2 nolu pafta 1160 (153) nolu parselin bitişiğinde bulunan 4000 metrekarelik tapusuz alanın Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi gereğince adına tescilini istemiştir. Davalı Hazine; yapılan idari tahkikata göre dava konusu taşınmazın mera vasfında olup özel mülkiyete konu edilemeyeceğini belirterek davanın reddine, mera olduğunun tespiti halinde özel sicile tesciline, aksi halde taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Belediyesi; davanın yasal süresi içinde açılmadığını, dava konusu yerin Belediye ile hiçbir ilgisi olmadığı anlaşıldığından husumet yokluğu nedeniyle reddini, aksi hâlde taşınmazın adına tescilini istemiştir. Mahkemenin 26.01.2015 tarihli kararıyla; takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.03.2019 tarihli ve 2016/6236 Esas, 2019/1827 Karar sayılı kararıyla; duruşma davetiyesinin vekil yerine davacının kendisine tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, usulüne uygun bir tebligat bulunmadığı işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 17.02.2022 tarihli kararıyla; (B3) harfli kısmın davacının dava dışı kişilerle paydaş olduğu dava dışı 1 56... parsel içinde tapulu olduğu gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine, (B1) ve (B2) harfli kısımlar yönünden; bilirkişi raporlarına göre imar- ihyanın 13 yıldır yapıldığı bildirildiği, 20 yıllık sürenin dolmadığı gerekçesiyle bu kısımlar yönünden davanın reddine, davalılar lehine nispi vekâlet ücretine, harç ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairenin 23.10.2023 tarihli ve 2022/3782 Esas, 2023/5767 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan harita bilirkişisinin (D) harfli kısımda 2001 tarihli hava fotoğrafında imar-ihyanın yapıldığına, ziraat ve inşaat mühendisleri bilirkişilerin ise harita mühendisi raporuna atıf yaparak imar-ihya şartının 1988-2001 arasında gerçekleşip-gerçekleşmediğine dair dosyada veri bulunmadığından hesaplama yapılamadığına dair raporlarının taşınmazın niteliğine, imar-ihya edilip edilmediğine ilişkin somut verilere dayanmadıkları, denetime elverişli olmadıkları, hal böyle olunca jeodezi bilirkişisince hava fotoğrafları incelenerek taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğe ne zaman başlanıldığının belirlenmesi, üçlü ziraat mühendisleri bilirkişi heyetinden taşınmazı öncesi ve zirai faaliyete konu olup-olmadığı, varsa hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, kullanım sınırlarının oluşup-oluşmadığı, komşu parsellerle arasında nitelik farkı olup-olmadığının Hazinenin mera iddiasıyla birlikte araştırılması, TMK'nın 713/4. maddesindeki gerekli ilânların yapılması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma sonrasında yeniden yapılan keşifte dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin ortak olarak davacının taşınmazdaki taşları ve kayaları temizlediği, ahır ve ev yaptığı, meyve ağaçları dikerek bahçe tarımı yaptığı beyan edilmiş, mahalli bilirkişi ..., davacının imar-ihya amacıyla kamyonla toprak getirdiğini beyan etmiş, her ne kadar bir kısım tanık ve mahalli bilirkişiler davacının zilyetliğinin 1999 yılında başladığını beyan etmişse de bilirkişi raporlarına göre bilirkişi...'in zilyetliğin 1989 yılında başladığına dair beyanına itibar edildiği, davacının aktif dava ehliyetini bulunduğu, yeniden alınan ziraat bilirkişileri heyeti ve jeodezi bilirkişi raporuna göre (B)1 ve (B)2 harfli kısımların bir bölümünü oluşturan (D) harfli kısımda imar-ihya çalışmalarının 1989 yılında başladığı ve tamamlandığı, komşu tarım arazileriyle aynı bitki deseni ve toprak yapısında olduğu, meraya özgü bitki bulunmadığı, sınırlarının sabit ve belirgin olduğu, imar ihyanın arazi tesfiyesi, toprak imar-ihyası, taş temizliği, çalı ve ağaç temizliği ile tamamlandığı, ekonomik amacına uygun sulu tarım arazisi olarak kullanıldığı, (D) harfli kısım yönünden davacı lehine iktisap şartlarının oluştuğu, (B)3 harfli kısmın davacının dava dışı kişilerle paydaş olduğu dava dışı 1 56... parsel içinde tapulu olduğu, kısa kararda hükme esas fen bilirkişisinin rapor tarihinin maddi hata sonucu 02.05.2025 olarak yazıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, (B3) harfli kısım yönünden davanın usulden reddine, (D) harfli 1.439,83 metrekarelik kısım yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, fen bilirkişisinin 02.10.2025 tarihli ve 27.11.2024 tarihli ek bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, alınması gerekli davacının yatırdığı peşin ve tamamlama harcı mahsup edilerek bakiye harcın davacıdan Hazineye irat kaydına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalılar lehine 45.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara birlikte verilmesine karar verilmiştir. Ne var ki; Mahkemece yazılı şekilde (D) harfli kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Şöyle ki; 20 19... yılındaki keşiflerde dinlenen tüm mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacının yalnızca dava konusu tapusuz taşınmaz üzerinde bulunan evin olduğu kısmı satın aldığı, evin çevresindeki alanın tamamen taşlık olduğu, mahalli bilirkişi ve tanıkların ortak beyanları ve davacı asılın 14.11.2019 tarihli keşifteki beyanı ile evin dışındaki taşlık alandaki taşları temizleyerek üzerini toprakla kapattığını beyan ettiği, 07.11.2024 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ... ...'in de davacının ev haricindeki alan üzerine kamyonla toprak getirip döktüğünü beyan ettiği, Daire içtihatlarına göre bir yere toprak taşımanın imar ve ihya sayılmayacağı, davacı 2000 yılında taşınmazı aldığı kişinin önceki ... ... ... olduğunu iddia ettiği hâlde tüm keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarına göre ise önceki zilyedin davacının iddiasında farklı olarak ... ve... olarak beyan edildiği, önceki zilyedin kim olduğunun belli olmadığı, 07.11.2024 tarihinde dinlenen mahalli bilirkişiler ..., ... ... ile davacı tanıkları ...'un davacının öncesi taşlık olan taşınmazı 1999 yılında satın aldığını beyan ettikleri, eldeki davanın açıldığı 13.05.2014 tarihine kadar kabulüne karar verilen (D) harfli kısım hakkında davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yıllık sürenin dolmadığı, buna göre (D) harfli kısım bakımından davanın reddi gerektiği açıktır.

(D) harfli kısım haricinde reddine karar verilen bakiye tapusuz taşınmaz bölümü yönünden dosya kapsamındaki bilirkişi raporları, keşifte alınan fotoğraflar ve mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre (D) harfli kısım haricindeki kısmın taşlık vaziyette olduğu, davacı lehine imar- ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının gerçekleşmediğine göre (D) harfli kısım haricindeki fazlaya ilişkin tapusuz taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Öte yandan; temyiz eden Davalı Hazinenin cevap dilekçesinde ve aşamalarda vekilinin beyanlarında dava konusu tapusuz taşınmaz hakkında TMK'nın 713/6. maddesi gereği Hazine adına tescil istemi bulunduğu halde Mahkemece davacının talep ettiği tapusuz alanda kabulüne karar verilen (D) harfli 1.439,83 metrekarelik kısım haricindeki bakiye 1.461,76 metrekarelik tescil harici kısım hakkında Hazinenin talebi yönünden olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru değildir.

Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının reddine; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma sebebine göre hükmün fer'ilerine yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1208, K. 2026/3948, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1208-e-2026-3948-k-d5356c68fc77