Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/576 E. 2026/3971 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/576
Karar No
2026/3971
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/78 E., 2024/153 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Kadastro sonucu; Iğdır ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan çekişmeli taşınmaz yol vasfıyla paftasında sınırlandırılmıştır. Davacı ...; Kadastro Mahkemesinde, zeminde 1 04... ve 1 41... parsel sayılı taşınmazların arasında kalan ve tespit sırasında yol olarak tescil harici bırakılan taşınmaz bölümüne yönelik olarak Eylül 1992 tarih, 3 ve 8 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanmak suretiyle dava konusu yerin yol olmadığı iddiasıyla adına kayıtlı 1 41... parsel sayılı taşınmaz ile tevhit edilerek tapuya tescili istemiyle dava açmış, Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine dava dosyası yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir. Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı dayanağı tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması ve kayıt uygulamasının sonucuna göre dava konusu taşınmaz bölümünün yol vasfında olup-olmadığının belirlenip yasal ilanlar da yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilen bozma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda, dava konusu alanın zeminde 1 41... parsel numaralı taşınmaz ile birlikte kullanıldığı, köyün yararlandığı umumi yol olmadığı ve Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine göre davacının 20 yılı aşkındır nizasız-fasılasız eklemeli zilyetliğinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, hükme esas teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli 239,12 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı adına arsa vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

Ne var ki; Mahkemece bozma kararının gereklerine riayet edilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli degildir. Davacı dayanağı Eylül 1992/3 sıra numaralı tapu kaydının Şubat 1937/28 sıra numaralı işlem uyarınca Hazineden temlik suretiyle oluştuğu; Eylül 1992/8 sıra numaralı tapu kaydının ise yine Şubat 1937/25 sıra numaralı işlem uyarınca Hazineden temlik suretiyle oluştuğu anlaşılmaktadır. Şu halde kök kayıtların oluşum nedenine göre krokisinin bulunma ihtimali kuvvetlidir. Hal böyle iken, dayanak tapunun tüm tedavülleri ile var ise kök kaydın oluşumuna esas krokinin temin edilmesi suretiyle mahallinde uygulanması gerekmektedir. Mahkemece bu husus üzerinde durulmamış, tapu kaydının aidiyeti hususu karar yerinde tartışılmamıştır. Diğer taraftan, tapu kayıt uygulaması sırasında, kayıtta yazılı hudut yerleri yönünden yerel bilirkişilerin son derece soyut beyanlarına itibar edilmiştir. Öte yandan, kaydın aidiyetine dair incelemenin akıbetine göre nitelikli zilyetlik araştırması yapılmamış, güncel ortofoto görüntüleri ile tespit gününe en yakın tarihli uydu fotoğraflarından istifade edilerek çekişmeli bölümün yol olarak kullanılıp kullanılmadığı tespit edilmemiş, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kadimden beri kullanılan yol olup-olmadığı, bu yerin davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı ve taşınmaz üzerinde davacının ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunup bulunmadığı da yöntemince araştırılmamış; bozma ilamında açıkça TMK’nın 713/4 ve 5. fıkrası gereğince yasal ilanların yapılması gereğine değinildiği halde bu hususa da riayet edilmemiştir.

Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için davacı dayanağı tapu kayıtlarının oluşumuna esas temlik belgeleri ile var ise eki krokiler getirtilmeli, ardından çekişmeli taşınmaza ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile...Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü ve mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle...Müdürlüğünden temin edilmeli, dosya bu şekilde ikmal edilmelidir.

Bundan sonra mahallinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulu ve jeodezi mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacı dayanağı kayıtların krokileri var ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişi eliyle zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının krokisi yoksa, yahut uygulanma kabiliyeti bulunmuyorsa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen hudutlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, dayanak 8 sıra numaralı tapu kaydında hudut olarak gösterilen solu ve arkası "yol" okumakla, bu husus üzerinde özellikle durulmalı, böylece tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmelidir.

Kayıt kapsamları belirlendikten sonra yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, yol olarak kullanılıp kullanılmadığı, hangi tarihte kim tarafından açıldığı, yol olarak kullanılmadığının anlaşılması halinde taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte başladığı, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, kimden kime nasıl intikal ettiği, Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince zilyetliğin 20 yıla ulaşıp ulaşmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, taşınmazın kadim yol olup olmadığı araştırılmalı, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz bölümünün eğimini, niteliğini, toprak yapısını ve bitki örtüsünü kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı, sınırındaki taşınmazlarla mukayeseli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın tüm sınırlarını gösterir mahallinde çekilen fotoğraflar eklenmeli; fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor düzenlenmesi, dava konusu taşınmaz bölümü ile yol arasında kot farkı mevcut ise yan kesit krokisinin fotoğraf üzerinde gösterilmesi istenmeli; ortofoto görüntüleri ile uydu fotoğrafları ve hava fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek çekişme konusu taşınmaz bölümünü tüm görüntüler üzerinde göstermesi, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin kısmen veya tamamen ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine yönelik olarak rapor alınmalı; ayrıca TMK’nın 713/4-5. maddesi gereğince yasal ilanlar yapılarak üç aylık ilan süresinin dolması beklenerek tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre karar verilmelidir.

Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek noksan araştırma ve uygulama ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/576, K. 2026/3971, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-576-e-2026-3971-k-67c42cd1175f