Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/2784 E. 2026/3991 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2784
Karar No
2026/3991
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/53 E., 2025/268 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde; Adana ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 1 89... , 1 90... ve 1 97... parsel sayılı taşınmazlar arasında yaklaşık 4.000 m² yüz ölçümündeki tescil harici taşınmazın 50 yılı aşkın bir süredir davacı ... ve dava dışı...'ın zilyetliği altında bulunduğunu, müvekkilinin kavak dikmek suretiyle burada ziraat yaptığını, dava dışı ...'nin taşınmazdaki zilyetliğini 2009 yılında davacıya satarak devrettiğini belirterek tescil harici taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Asli ... ... ve ... vekili 19.02.2014 havale tarihli dilekçesinde; dava konusu taşınmazda asli müdahillere ait yaklaşık 3 dönümlük yerin davacı ... tarafından işgal edildiğini belirtmiş ve asli müdahillerin zilyetliği altında olan yerlerin asli ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuş; 16.12.2022 tarihli beyan dilekçesinde taşınmazların TMK'nın 713/6. maddesi gereğince Hazine adına tescilini talep etmiştir. Mahkemenin 02.12.2015 tarihli ve 2012/95 Esas, 2015/752 Karar sayılı kararı ile; teknik bilirkişi raporunda (F) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, aynı raporda (G) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde ise ... yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği, yine müdahale davasının son ilan tarihi olan 23.03.2013 tarihinden itibaren 3 aylık yasal süre geçtikten sonra açıldığı gerekçeleri ile davacının davasının kısmen kabulüne, 30.11.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (F) harfi ile gösterilen 4.231,72 metrekarelik taşınmaz bölümünün tarla vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline; müdahillerin davasının ise reddine karar verilmiştir.

Kararın asli ... vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.04.2019 tarihli ve 2016/8476 Esas, 2019/2838 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin eksik olduğu, hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmadığı, taşınmazın güneyinde kuru dere olduğu halde keşfe jeolog bilirkişisinin götürülmediğini, yapılan keşifler sonucu alınan tek kişilik ziraatçi bilirkişi raporları yetersiz olduğu halde, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyaya hangi tarihte başlandığını ve tamamlandığını, taşınmazın kullanım durumunu kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı, komşu taşınmazlara ait kayıtlar getirtilerek mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının denetlenmediği, bu kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulmadığı yerel bilirkişi ve tanıkların soyut ve yetersiz beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 31.05.2023 tarihli ve 2024/4820 Esas, 2024/6216 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi raporuna ekli krokide (F) ve (G) harfleri ile gösterilen taşınmazların ziraat bilirkişileri raporunda yerleşim yeri ve avlusu olarak kullanıldığı, imar-ihyaya ihtiyaç duyulan yerlerden olmadığı, imar-ihya faaliyetlerinin tamamlanmamış olduğunun tespit edildiği, ziraat bilirkişisi raporunda (D) harfi ile belirtilen alanın imar-ihya çalışmalarının tamamlandığından söz edilmiş ise de fen bilirkişisi raporunda imar-ihyanın tamamlanmadığının belirtildiği, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların oluşmadığı, imar-ihyaya ihtiyaç duyulmayan alanlarda zilyetlikle kazanım koşulları açısından yapılan değerlendirmede ise taşınmazın 1960'lı yıllarda yapılan kadastro çalışmasında tescil harici bırakıldığı, 1986-1998-1999 yılı hava fotoğraflarında (G) ve (F) ile belirtilen alanların tarım arazisi olarak kullanıldığı, (D) harfi ile belirtilen yerin çalılık bitki örtüsü ile kaplı olduğu, bilirkişi raporlarında zilyetlikle kazanım koşulları sağlanıyor olsa da alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından davacı ve asli müdahillerin zilyetlikle kazanım koşullarını sağlar zilyetliklerinin mevcut olup olmadığı hususunda her türlü şüpheden uzak bir kanaat oluşmadığı gerekçesi ile davacı ve asli müdahillerin davasının reddine, (D), (F), (G) ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin TMK'nın 713/6. maddesi gereğince davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

Kararın asli ... vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.11.2024 tarihli ve 2024/4820 Esas, 2024/6216 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece; çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacı ve asli ... lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu kanaatine kesin olarak ulaşılamadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulduğu, kararın esasa yönelik olarak asli ... vekili ile yargılama giderlerine yönelik olarak davalı Hazine vekilince temyiz edildiği, davacıya usulünce tebligat yapılmasına rağmen temyiz talebinde bulunmadığı, Mahkemece bozmaya uyulduğu halde gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, yetersiz hava fotoğrafı uygulaması ile yetinildiği, tanık ve bilirkişilerin taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğe yönelik beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden, taşınmazın hangi hukuki nedene dayalı olarak kime intikal ettiği ve taşınmaz bölümü üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve niteliği kesin olarak belirlenmeden karar verildiği, bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 01.07.2025 tarihli duruşma tutanağı ile duruşmanın 02.09.2025 günü saat 13:55'e bırakıldığı, davacının duruşma gün saatinden usulüne uygun tebliğ ile haberdar olmasına rağmen duruşma salonu ve koridorda yapılan yoklamada hazır bulunmadığı, mazeret dilekçesi de sunmadığı, UYAP saatinin 14:09'u gösterdiği, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde tarafların dosyanın yenilenmesi talebinde bulunmadıkları gerekçesiyle HMK'nın 322/1. maddesi yollamasıyla ve 150/5. maddesi gereğince dosya re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması" başlıklı 150. maddesine göre usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Ancak, taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

Somut olayda; Mahkemece 2. celsenin 02.09.2025 tarih, saat 13.55'te yapılmasına karar verildiği, ilgili celse için Hazine vekili tarafından mazeret dilekçesi sunulduğu, dilekçede mazeretlerinin kabulü ile duruşma gün ve saatinin ertelenmesinin talep edildiği, ancak Mahkemece davalı Hazine'nin mazereti değerlendirilmeksizin davacının duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen hazır bulunmadığı ve mazeret dilekçesi sunmadığı gerekçesiyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, akabinde de dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde tarafların dosyanın yenilenmesi talebinde bulunmadıkları gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Hâl böyle olunca; her ne kadar davacı davayı takip etmese de tescil talebi bulunan davalı Hazine vekilinin mazereti değerlendirilmeksizin Kanun hükmüne aykırı olacak şekilde yazılı gerekçeyle karar verilmesi isabetsizdir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-3. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/2784, K. 2026/3991, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-2784-e-2026-3991-k-e064dab2b4b1