Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2686 E. 2026/2891 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2686
- Karar No
- 2026/2891
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1496 E., 2026/368 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/240 E., 2025/99 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 10 77... parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, dava dışı paydaş ...’nin taşınmazdaki payını 27.02.2023 tarihinde 56.176,88 TL bedelle davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, satış işleminin noter aracılığı ile bildirilmediğini, ön alım hakkını kullanma gereği doğduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazda davalıya satılan payın tapu kaydının iptali ile aynı bedelle davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekişme konusu payı başka bir paydaşa sattığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; davalının çekişmeye konu payı dava tarihinden sonra başka bir paydaşa satış yoluyla devrettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125. maddesine göre seçimlik haklarını kullanarak davayı davalıya karşı tazminata dönüştürdüğünü, davalının aldığı bedel ile sattığı bedel arasındaki farkın tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, davalının çekişme konusu payı 56.176,88 TL bedelle satın alıp dava tarihinden sonra 396.000,00 TL bedelle dava dışı paydaş ...’a devrettiğini, aradaki fark olan 339.823,12 TL’nin tazminat olarak davalıdan tahsili talep etmiştir. 3. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, iptal ve tescil talebi bakımından davalının kayıt maliki olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davalının çekişmeli payı dava tarihinden sonra üçüncü kişiye değil yine bir başka paydaşa sattığını, davalının taşınmazda intikal yoluyla edindiği payını borçları nedeniyle ...’ye devredip daha sonra bu kişiden geri aldığını, davalı ile ... arasındaki işlemin satış olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesine göre tazminat talep edebilmesi için davalının kötüniyetli olması gerektiğini, dava dilekçesinin davalıya 13.08.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının ise bundan önce çekişme konusu payı diğer paydaşa 17.07.2023 tarihinde devrettiğini, bu durumda davalının kötüniyetinden söz edilemeyeceğini belirterek tazminat talebinin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ön alım talebinden vazgeçilerek, meydana gelmemiş bir zarardan dolayı tazminat talebinde bulunulması ön alımın amacına ve mahiyetine uygun düşmeyeceği gibi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun mahiyetine de aykırı olduğu, davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için 6098 sayılı Kanun gereğince zararın oluşmuş olması ve 4721 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince bu zararın, zararı ileri süren tarafça ispat edilmesi gerektiği, ön alım hakkını kullanan davacının, ön alım hakkıyla amaçlanan, payın üçüncü kişilere gitmesini engellemeye yönelik olarak açtığı davasını sonuçlandırmadan bu dava sonunda ikinci satışın yüksek olması nedeniyle fazla ön alım bedeli ödediğini ve zararının gerçekleştiğini ispat etmeden, gerçekleşmemiş bir zararı için 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesindeki seçimlik hakkını kullanarak davasını tazminata dönüştürdüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesi kapsamında tazminata dönüştürülen davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının aldığı bedel ile sattığı bedel arasındaki farkı tazminat olarak talep ettiklerini, gerekçeli kararın somut olayla bağdaşmadığını, henüz zararın doğmadığı, ön alım davasının sonraki malike karşı devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, yasadan kaynaklanan seçimlik haklarının Mahkemece yok sayıldığını, sonraki malike karşı şufa hakkını kullanamadıkları için davanın önceki malik davalıya karşı tazminat olarak devam ettirildiğini, davalıdan payı satın alan ... zaten taşınmazda paydaş olduğu için ona karşı iptal ve tescil olarak devam edemediklerini, dava reddedilecekse bile aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davacı, paydaşı bulunduğu 1077 Ada, 531 nolu parselde ki hisse satışına yönelik yasadan kaynaklanan önalım hakkını kullandığını belirterek, satışa konu hissenin iptali ile adına tescili talebini içeren dava açmıştır. Dava açıldıktan sonra davalının dava konusu hisseleri başkasına temlik etmesi üzerine, davacı, HMK 125 maddesi uyarınca davasını tazminata çevirerek, iki satış arasındaki fark kadar tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasından sonra taraflardan biri, dava konusu olan malı veya hakkı, üçüncü bir kişiye devredebilir. Zira, bir davanın açılması ile, tarafların dava konusu üzerindeki tasarruf serbestisi kural olarak kısıtlanamaz. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 125. maddesi gereğince, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri dava konusunu başkasına devrederse, devredenin karşı tarafına iki seçimlik hak tanınmıştır. Buna göre, karşı taraf, dava konusunu devralan üçüncü kişiye karşı davaya devam edilmesini isteyebileceği gibi, devreden tarafa karşı tazminat davası olarak devam edilmesini de isteyebilir. Yasa Koyucu, üçüncü kişinin davaya katılımını karşı tarafın rızasına bırakmıştır. Önalım davası devam ederken, davalının dava konusu hisseyi devretmesi halinde, davasını tazminat istemine çeviren davacı, davalıdan hissenin devredildiği andaki gerçek değerini tazminat olarak isteyebileceği gibi, bunun ispatı ile uğraşmamak için, iki satış bedeli arasındaki farkı da tazminat olarak isteyebilir. ( Emsal: 6.HD 14.11.1961, 4398/6272 – 6.HD 12.01.1962, 7658/155 - 6.HD 23.01.2006, 9786/36 ) Mahkemece, davacı davasını, HMK 125 maddesi gereğince tazminata çevirdiğinden, her iki satış arasındaki fark miktarı kadar tazminata karar verilmesi gerekirir. Hükmün bu gerekçe ile bozulması gerektiğinden Sayın Çoğunluğun hükmün onanmasına dair kararına katılmıyorum.