Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5262 E. 2026/3399 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5262
- Karar No
- 2026/3399
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2460 E., 2025/1647 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/323 E., 2025/223 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, dava konusu 3 ada 1374 parsel sayılı taşınmazı protokol ile satın aldığını, taşınmazı satın aldıktan sonra fiili olarak kullandığını, taşınmazın hisseli olması nedeniyle tapu devrinin yapılamadığını, taşınmazı ihya ettiğini, davalı tarafın taşınmazın tapu kaydını devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek, dava konusu 3 ada 1374 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; tapulu taşınmazların satışının resmi şekilde yapılması gerektiğini, davacının dayandığı tarihsiz adi yazılı belgeye itibar edilemeyeceğini, dayanılan belge içeriğine, imzalara itiraz ettiğini, belge aslı sunulduğunda imza incelemesi yapılması, sonradan doldurulup doldurulmadığının araştırılması gerektiğini, davacının tapudan aldığı 80 08... parsel ile 80 08... parsel sayılı taşınmaz arasında karışıklık yarattığını, davacının satış bedelini kurtarmak için icra takibi yolunu seçtiğini beyan etmesi karşısında aynı zamanda iptal tescil talebinde bulunamayacağını, davacının savcılık dosyası içerisinde bulunan ifadesinde Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/371 Esas sayılı dosyası ile sulh hukuk mahkemesi nezdinde tapu iptali ve tescil davası açtığını fakat kabul edilmediğini beyan etmesi karşısında kesin hüküm itirazında ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının iddiasına göre dayanılan belgenin 1999 yılına ait olup önceki davanın 2003 yılında açıldığını, aradan 20 yıl geçtiğini, dava konusu taşınmazın 1999 yılında davalı ... adına kayıtlı bile olmayabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapulu taşınmazların satışının resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı, geçersiz sözleşme uyarınca sözleşme taraflarının ancak verdiklerini geri isteyebilecekleri, davalı tarafça inkar edilen ve hukuken geçerli olmayan bir sözleşmeye dayalı olarak davacıya mülkiyet bahşedilemeyeceği, tanık dinlenilmesinin dosyaya yenilik katmayacağı, eksik harcın ikmal ettirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece taleplerinin dikkate alınmadığını, eksik incelemeyle karar verildiğini, tanıkların dinlenilmediğini, davacının bedelini ödediği taşınmazın tapu kaydını üzerine alamadığını, tapuda resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürmenin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacının maddi ve manevi olarak mağdur edildiğini, davacı ile davalı arasında görülen başka bir davada davalı ...’nin dava konusu taşınmazı davacıya sattığını ve sözleşmeyi hür iradesiyle imzaladığını beyan ettiğini, bu hususun da dikkate alınmadığını, davalı ...’nin hissesini oğlu davalı ...’e muvazaalı olarak devrettiğini, adi yazılı bir sözleşme olsa da hukuk düzenince korunması gerektiğini, Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesine göre kadastro çalışmaları devam eden taşınmazlar yönünden fiili durumun dikkate alınarak hak sahipliğinin tespitinde zilyetlik kavramının ön plana çıkartıldığını, Mahkemece bu istisnai durumun nazara alınmadığını, bu kanun hükmünün taşınmazı zilyetleri adına tescil imkanını sağladığını, tanıklardan açıkça vazgeçme beyanı olmadığı sürece tanıkların dinlenilmesi gerektiğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.