Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2380 E. 2026/2596 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2380
- Karar No
- 2026/2596
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1833 E., 2025/1355 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/249 E., 2022/257 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin paydaşı olduğu ... Mahallesi, 2 parsel sayılı taşınmazda aynı zamanda müvekkillerinin annesi olan dava dışı paydaş ...'un 1/4 payını 12.08.2020 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiğini öğrendiklerini, müvekkillerinin ön alım haklarının bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazdaki davalı adına olan 1/4 payın iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Dâhili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava açıldığı tarihte ...'ın paydaş olduğu ve ona husumet yöneltilmeyip taşınmazda malik olmayan kişiye davanın yöneltilmiş olması nedeniyle davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın devamı sırasında taşınmazın el değiştirmesinin ile de yeni malik olan müvekkilinin davaya dâhil edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tapu kaydına göre davanın açıldığı tarihte paydaş olarak görünen kişinin ... olduğu, davacılar tarafından dava konusu taşınmaz için ön alım haklarının olduğu ileri sürülerek eldeki dava açılmış ise de davacıların dava açılırken doğru tarafa yöneltmediği anlaşıldığı, dolayısıyla dava hakkının ve buna bağlı olarak aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın sıfat yokluğu (husumet) yönünden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda 1/4 oranındaki paydaşı ...'un payını 12.08.2020 tarihinde ...'na satış suretiyle devrettiği, ...'nun devraldığı payı 10.9.2020 tarihinde ...'a satış suretiyle devrettiği, ...'ın da bu payı 31.03.2021 tarihinde ...'a devrettiğinin anlaşıldığı, davanın ise 15.09.2020 tarihinde ... aleyhine açıldığı ve yargılama sırasında ...'ın davaya dâhil edildiği, kural olarak tapu iptali ve tescil davasının tapu malikine karşı açılması gerektiği, yargılama sırasında taşınmazın el değiştirmesi hâlinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125. maddesine göre davacı taşınmazı devralana karşı davaya devam edebilse de eldeki davada davanın açıldığı sırada kayıt malikinin ... olduğu, kayıt maliki olan ...'a karşı açılmış bir davanın bulunmadığı, bu yanlışlığın taşınmazın devredildiği ...'a davanın yöneltilmesiyle giderilemeyeceği, davanın husumetten reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı paydaşın müvekkillerine haber vermeksizin taşınmazdaki payını önce ...'na sattığını, dava derdest iken taşınmazın ...'a devredildiğini, Mahkemece herhangi bir tedbir kararı verilmemesinin bu sonuca neden olduğunu, Mahkemece hiçbir açıklama yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, davalıların kötüniyetli olduğunun çok açık olduğunu, ön alım davasının bütün koşullarının oluştuğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y Dava konusu taşınmazda paydaş olan ..., bu payını 12.08.2020 tarihinde ...’na satış suretiyle devretmiş, ... devraldığı bu payı 10.09.2020 tarihinde ...’a, ...’ta anılan payı 31.03.2021 tarihinde ...’a tapuda satış yoluyla devretmiştir. Davacı tapu kaydı henüz ... üzerindeyken 15.09.2020 tarihinde ...’na husumet yöneltmek suretiyle iş bu davayı açmıştır. Davacının dava açtığı tarihte tapu kayıt maliki ... olup yargılama sırasında ... tarafından ...’a intikal etmiş olması nedeniyle ... dahili davalı kılınmıştır. Mahkemece dava açıldığı tarihte malikin ... olduğu davanın doğru hasıma yöneltilmediğini belirterek, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 124. maddesine göre bir davada iradi taraf değişikliği ancak karşı tarafın açık razısı ile mümkündür. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde karşı tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hâkim karşı tarafın rızasını aramaksınız taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinin mecliste yapılan görüşmesi sırasında “hukukumuzda taraflar bakımından esasen şekli taraf teorisi kabul edildiği, dava açıldıktan sonra sadece dava açanı değil diğer tarafı da ilgilendiren, mahkemeyi de içine alan bir üçlü ilişkinin ortaya çıktığı, bu sebeple taraf değişikliğinde karşı tarafın da rızasının aranacağı ancak bu kuralın çok katı uygulanması şekli taraf teorisinin özünü zedeleyeceği gereksiz bir takım yargılamalara yol açması nedeni ile usul ekonomisi ilkesine de aykırı olduğu” belirtilmiştir. Somut olayda ön alıma konu pay ilk ele devredildikten sonra çok kısa aralıklar ile çok defa el değiştirmiştir. Davacı ilk satışın yapıldığı tarihten yaklaşık 1 ay sonra bu davayı açmış ise de 5 gün önce ... tarafından ...’e devir yapılmıştır. Davacının bu kadar kısa süre içerinde taşınmazın el değiştirmiş olabileceğini düşünmesi kendisinden beklenmemelidir. Bu husus kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olup kayıt maliklerinin bu kadar kısa süreler içerisinde birden çok defa intikalleri yapmaları da dürüstlük kuralına uygun düşmez. Bu sebeple mahkemenin HMK. 124. maddesinde belirtildiği gibi hasmın yanlış gösterilmesinin bir yanılgıya dayalı olduğunu, dürüstlük kuralına da aykırı olmadığını kabul ederek, davacıya husumeti doğru hasma yöneltmesi imkânı tanıması gerekir. Buna aykırı mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun hükmün onanmasına yönelik kararına katılmıyorum.