Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3787 E. 2026/1597 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3787
- Karar No
- 2026/1597
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/807 E., 2025/270 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/133 E., 2023/241 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'in babası ...'in 5 33... parselde bulunan taşınmazı ...'dan 1960 yılında harici olarak satın aldığını, 1975 yılına kadar taşınmazı kullandığını, sonrasında ...tarafından devralınarak taşınmazın...'in öldüğü tarih olan 27.02.2021 tarihine kadar kullandığını, müvekkillerinin...'in mirasçıları olduğunu, tapu sicilinde malik olarak görülen ...'ın 1970'li yıllarda öldüğünü belirterek, 5 33... parselde bulunan taşınmazın tapu kayıt malikinin ölümünden itibaren Anayasa Mahkemesinin iptal kararına kadar müvekkillerinin murisi olan ... tarafından 40 yıldan fazla süre ile davasız ve nizasız olarak malik sıfatıyla tasarrufunda bulunduğundan dolayı mülkiyeti iktisap ettiği için ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına payları oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 29.06.1984 tarihli "komisyon incelemeleri ve karar" tutanağında 30 yılı aşkın süreyle ......... oğlu ...'ın malik sıfatıyla zilyetliğinde olan taşınmazın ölümü üzerine mirasçıları tarafından kullanılmaya devam edildiği fakat veraset belgesi sunulmaması nedeniyle ...oğlu ... adına tapuya tesciline karar verildiğinin belirtildiği, bu kararın 26.02.1985 tarihinde ilan edildiği, karara karşı 2 aylık ilan süresinde itiraz edilmediği için kararın 29.04.1985 tarihinde kesinleştiği, davacıların yasal süresi içerisinde tespite itiraz etmedikleri gibi dava da açmadıkları, bu nedenle davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddini, dava konusu taşınmazın mirasçı bırakmadan ölmüş olması nedeniyle dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescilinin gerektiğini, tapulu taşınmazın harici satışının mümkün olmadığını, davanın reddini, dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 713/6 ve 501 "devletin mirasçılığı" hükümleri gereği Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde davalıyı ... olarak gösterdiğini ancak dahili dava dilekçesinde ...'ın mirasçılarını davaya dahil ettiğini, basit bir harf hatası olmadığını, ismin tamamen değiştiğini, davacının ölü kişiyi taraf olarak gösterdiğini, Yargıtay içtihatlarından görüleceği üzere ölmüş bir kişiye dava açılamayacağı gibi mirasçıların taraf ekleme veya ıslahla davaya dahil edilemeyeceğini, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle reddini, davacının satın aldığına dair bir belgesinin olmadığını, bu yerin uzun süre ...de Belediye başkanlığı yapmış ...Bey'e ait olduğunu, bu yerde ağaçlar ve asırlık cevizler olduğu için bu ağaçlara bakılması kurumaması için emaneten verildiğini, bu yerden annesi zamanında mahsul geldiğini, bu kişinin kötüniyetle asırlık ağaçları ve dedesinin hatıralarını yok ettiğini belirterek, davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur. 3. Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafın taraf sıfatı bulunmayan ölü kişiyi davalı olarak gösterdiğini, ölü kişiye karşı açılan davada davanın mirasçılara yöneltilmesine olanak bulunmadığını, Belediye başkanlığı yapan bir şahıs olan ...'ın o dönemde bu taşınmazı satmaya ihtiyacının olmadığını, ayrıca davaya konu taşınmazın tapulu bir taşınmaz olduğunu, dosyada 1960'lı yıllarda yapıldığı iddia edilen satışa dair ne muhtarlık belgesinin ne de başka bir evrakın bulunmadığını, 4721 sayılı TMK'nın 713. maddesinin hâlihazırdaki durumun koşullarında oluşmadığını, davacı tarafın iptal edilen hükme dayanamayacağını, Mahkemece ...'ın ölüm tarihinin tespit edilmesi gerektiğini, anılan taşınmazın ... tarafından kullanıldığını ve o vefat ettikten sonra da mirasçıları tarafından kullanıldığını, veraset ilamının sunulmamasının resmiyette müvekkillerinin hakkına bir halel getirmediğini, davanın öncelikle usulden mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmaz malikinin kadastro tespitinden önce öldüğü, kazanıma esas kanun maddesi kapsamında mülkiyetin kazanılması için taşınmazın tapulu olması gerektiği, tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların bu kapsamda olmadığı gibi kadastro tespitinin kesinleşmesinden önce geçen zilyetlik süresinin kazanım bakımından etkisinin olmayacağı, taşınmazın kadastro tespitinin 29.04.1985 tarihinde kesinleştiği, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarında davacılar murisinin kullanımına ilişkin bir takım beyanlar var ise de bu beyanların çoğunlukla iptal kararı sonrasındaki döneme veya kadastro tespiti öncesi döneme ilişkin olduğu, bunun yanı sıra 1990 yılında mirasçıların burayı satmak istediklerine ilişkin tanık beyanlarının bulunduğu, davalı tarafça sunulan 23.01.2003 tarihli emlak kaydı içeriği, davacı tarafça harici satışı ispatlar nitelikte belge sunulmadığı, taşınmazın mirasçılarca sahiplenildiğini ispatlar nitelikte beyanların da mevcut olduğu dikkate alındığında iktisap için aranan kesintisiz ve malik sıfatıyla zilyetlik koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, somut olayda tapu kayıtlarında ve kadastro tutanağında kadastro tespiti sırasında "...oğlu ... mirasçıları" belirlenememiş ve veraset ilâmı da ibraz edilemediğinden mirasçılarının isimleri tespit tutanağına yazılmamış ise de kadastro tespiti esasen "...oğlu ... mirasçıları" adına yapılmış olduğundan ve 4721 sayılı TMK'nın 713/2 maddesinde yer alan "ölmüş" hukuksal sebebinin bu davada uygulanma olanağı bulunmadığından Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesi değiştirilerek, davanın bu gerekçe ile reddine karar vermek gerektiğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davanın yeniden esasıyla ilgili olarak, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin murisinin dava konusu taşınmazı haricen satın aldığını, taşınmazın tapu kayıt malikinin 1970 yılında öldüğünü, müvekkillerinin murisinin tapu kayıt malikinin ölümünden itibaren Anayasa Mahkemesi iptal tarihi olan 17.03.2011 tarihinde kadar taşınmazı 40 yıldan fazla süredir malik sıfatıyla kullandığını, 2. TMK'nın 713. maddesi kapsamında olağanüstü zamanaşımı kazanım koşullarının oluştuğunu, 3. Bölge Adliye Mahkemesi dairesinin aksine tapu kayıt maliklerinin mirasçıları adına kadastro çalışmaları esnasında kaydın söz konusu olmadığını, "...oğlu ... mirasçıları" adına bir tescile karar verilmesinin söz konusu olmadığını, 4. Tapu kayıt maliki mirasçılarının zamanaşımı süresi içinde malik sıfatıyla fiili olarak kullanan kişiye karşı dava açabileceği gibi intikal işlemlerini yaparak tapuda adlarına tescili sağlayıp zamanaşımını kesebileceğini, bunun yapılmamasının ise tapu kayıt maliki mirasçıları davalıların dava konusu taşınmazda mülkiyete ilişkin herhangi bir tasarruf yapılmadığını gösterdiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; TMK'nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.