Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2906 E. 2026/1786 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2906
Karar No
2026/1786
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2045 E., 2023/2276 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/554 E., 2021/728 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 126 96... parsel sayılı mülkiyeti Hâzineye ait taşınmazın davalı ... Tur. Inş. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. adına 14.07.2005 tarihinden başlamak üzere 20 yıl süreyle kesin tahsisi yapıldığını, söz konusu taşınmazın ilk yılı için tespit edilen 40.666,01 TL, 14.10.2005 tarihinde 500,00 TL gecikme zammı ile birlikte toplam 41.167,00 TL olarak tahsil edildiğini, başkaca bir ödeme yapılmadığını, Kültür ve Turizm Bakanlığınca kesin tahsisin 04.03.2009 tarihi itibarıyla dondurulduğunu, arada geçen döneme yönelik alacaklar için şimdiki davalıya karşı açılan ve Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/521 Esas, 2012/119 Karar sayılı dosyasında görülen davanın, davalıya yer tesliminin yapılamamış olması gerekçesiyle reddedildiğini, Antalya 2. İdare Mahkemesinin 2012/1197 Esas sayılı dosyasında kesin tahsisin iptaline karşı “Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açılan davada yukarıda bahsedilen "tahsis işleminin dondurulması” işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine 28.02.2013 tarihinde kesin tahsisin yeniden ihya edildiğini, ancak Antalya 3. İdare Mahkemesinin 2011/1612 Esas, 2012/1216 Karar sayılı dosyasında taşınmazın bulunduğu alanın imar planı uygulamasının iptal edildiği için tahsis işleminin durdurulması kararının devam ettiğini, kesin tahsisin önündeki hukuki engellerin giderildiğini, bunun üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığınca kesin tahsis işleminin 11.06.2015 tarihinden itibaren yeniden başlatıldığını ve davalıya Turizm İşletme Belgesi alması için 24.12.2017 tarihine kadar süre verildiğini, ayrıca 2015 yılı birim maliyet hesapları dikkate alınarak, toplam yatırım maliyetinin % 0,5'i oranında belirlenen 75.825,69 TL, yeni üst hakkı bedeli olarak tespit edildiğini, 12.10.2016 tarihinde taşınmazın yer tesliminin yapıldığını, Kültür ve Turizm Bakanlığının 07.12.2015 tarihli ve 227881 sayılı yazısı ile davalı Şirketin 08.09.2004 tarihli ve 28615, 04.08.2005 tarihli ve 064 71... .08.2009 tarihli ve 8690 yevmiye numaralı taahhütnameler ile üst hakkı bedeline ilişkin bilgiler verildiğini, davalı Şirket yetkilisi tarafından yer teslimi yapılan taşınmazın irtifak hakkının adına tescil edilmesi için dilekçe verildiğini, davalı Şirket lehine üst hakkı tesis edilebilmesi için kesin tahsisin yapıldığı tarih ile dondurulduğu tarihleri arasındaki döneme isabet eden bedellerin ödeme gününe isabet edecek gecikme zamları ile birlikte ödenmesi ile tüm yargılama giderleri üstlenilerek davaların konusuz bırakılması hâlinde, üst hakkının tapuya tesis edilebileceği, aksi hâlde yargılama sonuçlarının bekleneceği hususunun bildirildiğini, yine davalı Şirketin başvurusu üzerine; Kültür ve Turizm Bakanlığınca Şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 12.05.2016 tarihinden itibaren kesin tahsis süresinin dondurulmasına karar verildiği, yürürlük kazanması için firma tarafından taahhüt edilmesi gereken ancak verilmeyen taahhütnameler belirtildikten sonra, yeni üst hakkı bedelinin ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğine ilişkin taahhütname veya yönetim kurulu kararının istenildiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığının ilgili Şirkete de yazılan 12.06.2018 tarihli ve 506970 sayılı yazısı ile; kesin tahsis süresinin 07.06.2018 tarihinden itibaren başlatıldığı, tesis inşaatının tamamlanarak turizm işletme belgesi alınabilmesi için 19.01.2020 tarihine kadar süre verildiği, 2018 yılı birim maliyetleri dikkate alınarak yeni üst hakkı bedeli hesaplandığı belirtilerek hesaplanan üst hakkı bedelinin ödeneceğine ilişkin taahhütname istenildiğini, bu yazıda üst hakkı bedelinin 07.06.2018 tarihi itibariyle 101.784,91 TL olarak hesaplanmış olduğunu, davalı Şirket tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, bu nedenle 11.04.2019 tarihinde kesin tahsis işleminin iptal edildiğini ve bu hususun 11.04.2019 tarihinde müvekkili İdareye ve davalı Şirkete bildirildiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığının 29.07.2019 tarihli ve 626984 sayılı yazısı ile iptal edilen kesin tahsisin ihya edilerek turizm işletme belgesi alınabilmesi için firmaya 4 (dört) aylık ek süre verildiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığının 25.12.2019 tarihli ve 1073427 sayılı yazısı ile; Danıştay 6. Dairesinin 15.10.2019 tarihli ve 2019/16868 Esas, 2019/9383 Karar sayılı kararı ile iptal edilen kesin tahsisin ihya edilmesinin dayanağı olan Antalya 2. İdare Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli ve 2019/504 Esas, 2019/552 Karar sayılı kararının “bozulmasına” ve "davanın reddine” kesin olarak karar verdiğinden, Danıştayın kesin kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen, kesin tahsisin tekrar iptal edildiğini, buna göre; taşınmazın davalı Şirket adına tahsisli olduğu dönemler için alınması gereken ve tahsil edilemeyen alacakların tahsili gerektiğini, bu nedenlerle 2014 yılının tamamı için hesaplanan 80.333.46 TL'nin 11.06.2015-13.07.2015 arası döneme tekabül eden 7.263.02 TL'lik kısmı ile 14.07.2014 tarihinden itibaren işlemekte olan gecikme faizi, 2015 yılının tamamı için hesaplanan 85.739.91TL'nin 14.07.2015-11.05.2016 arası döneme tekabül eden 71.175,87 TL'lik kısmı ile 14.07.2015 tarihinden itibaren işlemekte olan gecikme faizi, 2017 yılının tamamı için hesaplanan 101.847,92 TL'nin 07.06.2018-13.07.2018 arası döneme tekabül eden 10,324,31 TL'lik kısmı ile 14.07.2017 tarihinden itibaren işlemekte olan gecikme faizi, 2018 yılının tamamı için hesaplanan 125.996, 65 TL'nin tamamı ile 14.07.2018 tarihinden itibaren işlemekte olan gecikme faizi, 2019 yılının tamamı için hesaplanan 151.044,08 TL'nin 14.07.2019-25.12.2019 arası döneme tekabül eden 68.280,20 TL'lik kısmı ile 14.07.2019 tarihinden itibaren işlemekte olan gecikme faizi, Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatıranlarına Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin 24'üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; kesin tahsisin iptal edildiği 15.10.2019 tarihi itibarıyla cari yıl bedeli olarak hesaplanan 151.044.08TL'nin 6.25'i oranındaki 37.761.02 TL tazminat bedeli ile gecikme faizinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Hazine adına kayıtlı taşınmaz üzerinde günübirlik tesis gerçekleştirilmesi maksadıyla 14.07.2005 tarihinden başlamak üzere 20 yıl süre ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müvekkili Şirkete kesin tahsis yapıldığını, bahse konu ön izin kararı gereğince müvekkil şirketin, kesin tahsis işlemini karşılığında Kültür ve Turizm Bakanlığına 813.320,16 TL bedelli teminat mektubunu peşinen sunduğunu, devamında ise .... Noterliğinin 08.09.2004 tarihli ve ... yevmiye numaralı evrakı ile ödeme taahhüdü verdiğini, ayrıca müvekkil Şirketin, dava konusu tahsisli taşınmazın ilk yıl için hesap edilen irtifak (üst) hakkı bedeli olan 40.666,00 TL'yi davacı Kuruma peşinen ödediğini, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müvekkili Şirkete, kesin tahsis belgesi tanzim edilerek verildiğini, bahse konu kesin tahsis belgesi içeriğinde; "...İrtifak hakkı bedeli, tahsis edilen taşınmaz malın kullanılması karşılığıdır. İrtifak hakkı bedeli taşınmazın kullanımı durumunda her yıl peşin olarak ödenir. İlk yıla ilişkin irtifak (üst) hakkı bedelinin ödenmesine müteakip Maliye Bakanlığı tarafından 30 gün içinde irtifak hakkı sözleşmesi imzalanır..." şeklinde düzenleme yapıldığının anlaşıldığını, dava konusu tahsisli taşınmazın müvekkili şirkete 20 yıl süre ile kesin olarak tahsis edilmiş olmasına rağmen, Kültür ve Turizm Bakanlığının kira tarihinden itibaren 15 yıl boyunca taşınmazın olduğu bölgede uygulamaya tâbii genel geçer ve uygulanabilir bir imar planı yapıp uygulayamaması ve davacı ... Hazinesi ile dava dışı Kültür Bakanlığı arasındaki iletişim ve organizasyon eksikliği nedeniyle müvekkili Şirketin bahse konu tahsisli taşınmazı fiilen kullanamadığını, müvekkili Şirket lehine tahsis olunan taşınmazın bulunduğu bölgeye ilişkin Kültür Bakanlığı tarafından tanzim olunan ve onaylanan imar planlarının mahkeme kararları ile iptal edilmesi neticesinde, dava süreçleri sonuçlanıncaya kadar 04.03.2009 tarihinden itibaren kesin tahsis işleminin dondurulmasına karar verildiğini, kesin tahsis işleminin yapılması ve dondurulması arasında geçen (2005-2009) 4 yıllık süreç içerisinde tahsisli taşınmazın fiilen kullanılamadığını, buna rağmen davacı İdarenin, müvekkili Şirketten 4 yıllık kullanım (üst hakkı) bedeli olarak 122.470,70 TL talep ettiğini, bu durum üzerine müvekkil Şirketin fiilen kullanamadığı boş arazi için üst hakkı bedeli ödemekten kaçındığını, bu durum üzerine davacı idare tarafından açılan dava sonucunda Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/521 Esas, 2012/119 Karar sayılı kararında; “Sayıştay denetçisi bilirkişiler tarafından tanzim edilen 11.01.2011 tarihli raporda, 14.07.2005 tarihinde dava konusu taşınmazın davalı şirket lehine irtifak hakkı yoluyla kesin tahsis işlemi yapıldığı, kesin tahsis işleminin yapıldığı tarihten hemen sonra taşınmaz üzerindeki plan değişiklikleri (imar planları, belediye kararları, plan tadilleri) ve mahkeme kararı (yürütmenin durdurulması) nedeniyle davalı şirketin taşınmazı teslim alıp kullanma ve üzerine tesis yapma imkânının bulunmadığı, davalının kullanmadığı irtifak (üst) hakkı nedeniyle irtifak hakkı tesis bedeli ödemesinin hukuka aykırılık teşkil edeceği tespit edilmiş olduğundan Maliye Hazinesi tarafından açılan haksız alacak davasının reddine karar verilmiştir.” şeklinde hüküm verdiğini, söz konusu kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, bu kararla müvekkili şirketin kendisine tahsis edilen taşınmaz üzerinde herhangi bir tesis veya işletme yapamadığının, böylelikle fiilen kullanamadığının Sayıştay Denetçileri (bilirkişi) raporu ile sabit olduğunu, bu nedenle davacı idarenin kullanım (üst hakkı) bedeli ödetilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2009 yılında dondurulmuş olan kesin tahsis, daha sonra 2015 yılında tekrar açıldığını ve Kültür Bakanlığı tarafından 12.10.2016 tarihinde müvekkili şirkete "boş arazi" olarak teslim edildiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığının söz konusu tahsisli araziyi teslimi sonrasında arazi üzerinde işletme ve yapı inşa edebilmek maksadı ile davacının Bakanlığa defalarca yazılı talepte bulunduğunu ancak davacı ... Bakanlığının ise müvekkili Şirketin üst hakkı verilmesi talebini her defasında reddettiğini, 2009 yılı sonrasında da fiilen kullanım olmadığı hâlde irtifak (üst) hakkı talep etmeye devam ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı kurum ile davalı arasında Maliyeye ait 133 97... parsel sayılı taşınmazın 14.07.2005 tarihinden başlamak üzere 20 yıl süre ile davalı kuruma tahsis edilmesi kararına istinaden davacının davalı şirketten tahsil kararı uyarınca kira bedellerini tam olarak tahsis edip etmediği ve buna ilişkin olarak davalı taraftan bir alacağı bulunup bulunmadığına dair alacak davası olduğu, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu doğrultusunda davacı idarenin davalı Şirketten herhangi bir hakkı bulunmadığı kanaatine varıldığı zira; davaya konu önceki tarihli mahkeme kararları incelendiğinde Kültür ve Turizm Bakanlığının, ihale ile tahsis ettiği arazi ile ilgili imar durumunu sözleşme öncesinde aksi duruma ilişkin hususları tam çözmeden işlem yapmış olduğundan yatırımcı konumdaki davalı Şirketin araziye iş ve işlem yapılamamasına neden olduğu, hâl böyle iken davacı ... Hazinesinin talebinin davalı firma yerine tahsilat yapan ancak yer teslimi yapamayan sorumlu Kültür Bakanlığı idaresine davanın yöneltilmesi daha uygun olacağı var olan zarardan kendisine usulüne uygun yer teslimi yapılamayan davalı Şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağı ve davalı tarafça da herhangi bir kullanım durumu söz konusu olmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazın 12.10.2016 tarihinde teslim edildiğine dair tutanak tutulmuş ise de taşınmazın davalıya 15.09.2005 tarihinden dava tarihine kadar imar planı yapılamadığı için taşınmaz üzerinde tesis yapılmasına izin verilmediği dosya içindeki belgelerden anlaşıldığı, bu durumda davacının taşınmazı imar planı yapılarak üzerine yapı yapmaya uygun şekilde davalıya teslim etmemesi nedeniyle, bir başka ifade ile ayıplarından arındırılarak taşınmazın davalıya üst hakkı uyarınca inşa etmesi gereken tesisleri inşa edebileceği imar planı oluşturulmuş şekilde teslimi gerçekleştiremediğinden TBK'nın 136. maddesinin uygulama alanı bulacağı, dolayısıyla davalının üst hakkı bedeli ödemekle sorumlu tutulmayacağı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin hükmünde, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı Şirkete arazinin teslim edildiği, davalı Şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, 2. Davalı Şirketin kusuru nedeniyle dava açıldığı, davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, 3. Davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin fahiş olduğunu bildirmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, üst hakkından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince davacı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2906, K. 2026/1786, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-2906-e-2026-1786-k-b94476c1c603