Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/3635 E. 2024/4002 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3635
Karar No
2024/4002
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi KARAR : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine; fer'i müdahil ... Koop. vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.09.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden adına davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı ... vekili Av. ..., fer'i müdahil .... ... Koop. vekili Av. ... ve fer'i müdahil .... ... ... Yapı Koop. Birliği vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlenildi. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.09.2024 Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ... Noterliğinin 28.04.1997 tarih 9314 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle 2071 parsel sayılı taşınmazdaki hak ve hisselerini müvekkiline satmayı vadettiğini, satış bedelinin 364.650 dolar olduğunu, 91.150 doların peşin ödendiğini, bakiye satış bedeli için 7 adet senet verildiğini, senet bedellerinin de ödendiğini, sözleşmeye konu 2071 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulaması sonucu 108 ada 1 ve 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu, davalıdan satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu devri istendiği halde sonuç alınmadığını ileri sürerek 108 ada 1 ve 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda davalı adına kayıtlı payların müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, davacının satış vaadi sözleşmesine ilişkin bütün hak ve alacaklarını 02.08.2000 tarihli sözleşmeyle .... ... ... Konut Yapı Kooperatifleri Birliği'ne temlik ettiğini, davacının taraf sıfatı bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine ve %40'da aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. 2. Fer'i müdahil .... ... ... Konut Yapı Kooperatifleri Birliği vekili müdahale dilekçesinde; davacı ile 1997 yılında yaptıkları sözleşme gereği, davacının 2071 parsel sayılı taşınmazın malikleri ile satış vaadi sözleşmeleri yaparak, taşınmazı müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin bu taşınmaz üzerinde toplu konut projesi uygulamaya koyarak kooperatiflere arsa tahsis ettiğini, gelişen şartlar dahilinde davacı ile 02.08.2000 tarihli temlik sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeyle 2071 parsel sayılı taşınmazın malikleri ile imzalanan satış vaadi sözleşmesinden doğan hakların müvekkiline temlik olduğunu, bu nedenle davacının davada davacı sıfatının bulunmadığını, davacının 30.10.1997, 30.11.1997 ve 30.12.1997 vadeli 3 adet senet bedelini ödemediğini; 02.08.2000 tarihli sözleşmeye ekli belgelerin 8. bendinde "Birliğin arsa sahiplerine ödeyerek aldığı, satış vaadi sözleşmeleri kaynaklı ... Dizici borç senetlerinin, birlikçe işbu sözleşme dahilinde bedelsiz ... Dizici'ye iade edilen senetlerin dökümü ve teslimtesellüm tutanağı" ibaresinin yer aldığını, söz konusu senetlerin de bu listede yer aldığını, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu beyan ederek davalı yanında davaya müdahale talebinde bulunmuştur. 3. Fer'i müdahil .... ... Esnaf ve Sanatkarlar Konut Yapı Kooperatifi vekili müdahale dilekçesinde; müvekkilinin diğer fer'i müdahilin olduğunu, müvekkiline 238 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tahsis edildiğini, müvekkilinin de bu taşınmaz üzerine 15 bloklu villa inşa ederek üyelerine teslim ettiğini, yapı kullanma izin belgesi de aldığını, müvekkilinin ...'e davalı ...'den senetleri alabilmesi için 1997 yılında 12.020.000.000,00 ETL ödediğini, yine diğer fer'i müdahile de yüklü miktarda arsa bedeli ödediğini ifade ederek davalı yanında davaya müdahale talebinin kabulünü istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "temlik sözleşmesinin iptaline karar verildiğinden davacının taraf sıfatının bulunduğu, davalı tarafa senet bedellerinin ödendiği, benzer mahiyette açılan davaların kabul edilerek kesinleştiği gerekçesiyle" davanın kabulüne 224 ada 4, 244 ada 1, 226 ada 2, 238 ada 1 ve 239 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda davalı adına kayıtlı hisselerin davacı adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil .... ... Esnaf ve Sanatkarlar Konut Yapı Kooperatifi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesinin 08.01.2021 tarihli ek kararıyla fer'i müdahilin süresi içerisinde istinaf harcını yatırmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmamış sayılmasına karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin 08.01.2021 tarihli ek kararına karşı süresi içerisinde fer'i müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; senet bedellerinin ödenmediğini, eksik incelemeyle karar verildiğini, usulüne uygun sözlü yargılama yapılmadığını, senetlerin iadesine yönelik açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Fer'i müdahil .... ... Esnaf ve Sanatkarlar Konut Yapı Kooperatifi vekili ek karara yönelik istinaf dilekçesinde; davaya davacı sıfatıyla kabulleri ve dava konusu taşınmazın müvekkili adına tescili taleplerine yönelik olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini belirterek ek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "davalının, davacının ödemesi yerine yeni bonolar aldığı ikrarı ve bononun da bir ödeme aracı olması gözetilerek bedelin ödenmediğine yönelik itirazların yerinde olmadığı, bonoların karşılığı bulunup bulunmadığı hususlarının keşideci ile arasındaki kambiyo hukukunu ilgilendirdiği, davalı vekilinin 26.02.2020 tarihli celsede sözlü yargılama günü verilmesi konusunda herhangi bir talebinin olmadığı, sadece tahkikatın genişletilmesine yönelik talebinin bulunduğu gözetilerek sözlü yargılama için yeni bir gün verilmediğine yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, fer'i müdahilin süresinde harç ve masrafları yatırmamış olduğundan istinaf başvurusunda bulunmamış sayıldığı, 05.01.2021 tarihli dilekçesiyle fer'i müdahillik sıfatından feragat ettiği, aleyhine verilmiş bir hüküm de bulunmadığı, bu nedenle fer'i müdahil sıfatıyla istinaf hakkının bulunmadığı, davacı ...'in 05.11.2020 tarihinde öldüğü, ölmeden istinaf süresinin dolduğu, öte yandan taşınmaza ilişkin davalarda dava hakkının, hakkın esası olan taşınmazın resmi şekilde devri gerçekleşmeden temlik edilme imkanı bulunmadığı, fer'i müdahilin sadece dava hakkını temlik aldığı" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun ise usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bedelin ödendiğine yönelik gerekçenin hatalı olduğunu, 3 adet senedin fer'i müdahil birlik tarafından müvekkilinden alınarak yerine 5 adet çek verildiğini, müvekkilinin halen 117.000 dolar alacağının mevcut olduğunu, dosyada müvekkilinin bedeli almadığına yönelik somut belge ve deliller olduğunu, senet bedellerinin ödendiğine dair ödeme belgesi sunulmadığını, fer'i müdahillerin taleplerinin değerlendirilmediğini, sunulan belgelerin dikkate alınmadığını, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinin ihlal edildiğini, senetlerin iadesine yönelik davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verildiğini, müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 29 ve 237 nci maddeleleri. 3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6, 706 ve 716 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Temyiz incelemesine konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29.03.2023 tarihli ve 2021/650 Esas, 2023/741 Karar sayılı kararında "(...) Dava satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı ... davacı ile yaptığı sözleşme bedelini senet olarak aldığını bu senetlerin ödenmediği, senetler yerine kooperatiften yeni bonolar aldığı için asıllarını davacı elinde olduğunu, zira davacı ...'ün satış vaadiyle alacaklı olduğu taşınmazlar yönünde kooperatife temlik etmek üzere sözleşme yaptığı buna karşılık aldığı bonoların ödenmediğini ileri sürmüş ise de davalının, davacının ödemesi yerine yeni bonolar aldığı ikrarı ve bononunda bir ödeme aracı olması gözetilerek itirazlarının yerinde olmadığı bonoların karşılığı bulunup bulunmadığı hususlarının keşideci ile arasındaki kambiyo hukukunun ilgilendirildiği değerlendirilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde 26/02/2020 tarihli celsede tahkikatın bittiğinin bildirildiğini, ancak tahkikatın tümü hakkında açıklamaları ve son sözleri için yeni duruşma günü belirlenmesi yönündeki taleplerinin reddedilmesinin HMK 184 ve 186 maddelerine aykırılık oluşturulduğunu belirtmiş ise de davalı vekilinin 26/02/2020 tarihli celsede sözlü yargılama günü verilmesi konusunda herhangi bir talebinin olmadığı, sadece tahkikatın genişletilmesine yönelik talebinin bulunduğu görülmekte bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir...." şeklindeki gerekçesi ile davalı ...'un istinaf talebinin reddine karar vermiştir. Davacı müteveffa ... ile davalı ... arasında ... 18. Noterliğinde 28.04.1997 tarihinde 9314 yevmiye numarası ile Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme bedelinin 364.650 ABD. Doları olarak kararlaştırıldığı, satış bedelinin 91.150 Dolarının peşin olarak alındığı, kalan 273.500 Dolar için çeşitli tarihlerde ödenmek üzere yedi adet bononun alıcı tarafından tanzim edilerek davalıya verildiği dosya içeriğine ve davacı ile davalı vekillerinin beyanlarına göre ihtilafsızdır. Davalı vekili yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde, davacı ...'den satış bedeline karşılık alınan bonolardan 30/10/1997 vadeli 39.000 USD bedelli, 30.11.1997 vadeli 39.000 USD bedelli ve 30.12.1997 vadeli 39.000 USD bedelli olmak üzere toplam 117.000 USD bononun ödenmediği, davacı ...'ün, satış vaadinden kaynaklanan haklarını ... ... ... Konut Yapı Kooperatifler Birliği'ne temlik etmiş olması nedeniyle müvekkilinin elindeki bonoları Birliğe teslim ederek karşılığında 30.12.1998, 30.01.1999, 28.02.1999, 30.03.1999 ve 30.04.1999 keşide tarihli beş adet çek aldığı, ancak bu çeklerin de ödenmediği, yani, Satış Vaadi Sözleşmesinin kalan bedeli olan 117.000 USD'nın ödenmediği savunmasında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesine göre "Borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır." Genel kural bu olmakla birlikte, taraflar arasındaki ihtilafın farklı bir özelliği bulunmaktadır. Şöyle ki; dosya içeriğine göre davacı müteveffa Ümüt ile fer'i müdahil ... ... ... Konut Yapı Kooperatifler Birliği arasında 02.08.2000 tarihinde temlik sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu sözleşme ile satış vaadi borçlusu Ümüt, sözleşmeden kaynaklanan haklarını Birliğe temlik etmiştir. Bunun karşılığında da Birlik, alacaklısı davalı ... olan ve yukarıda tarihleri belirtilen 3 adet bonoyu temlik eden Ümüt'e iade etmiştir. Bu temlik sözleşmesi ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03.10.2013 tarihli ve 2009/210 Esas, 2013/338 Karar sayılı kararı ile feshedilmiş, bu fesih kararı Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 08.07.2014 tarihli ve 2014/19544 Esas, 2014/23094 Karar sayılı kararı ile kesinleşmiştir. Davalı vekili, davacı ile fer'i müdahil ... ... ... Konut Yapı Kooperatifler Birliği arasındaki temlik sözleşmesinin feshi nedeniyle Birlik tarafından müvekkillinden çek karşılığı alınan senetlerin iadesi için Birlik tarafından dava açıldığı, davanın ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2019/781 Esas numarası ile derdest olduğu, bu davanın sonucunun görülmekte olan davanın sonucunu etkileyeceğinden bahisle, sonucunun beklenilmesi talebinde bulunmuş ise de, bu talebi kabul edilmeyerek dosyada hüküm kurulmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun "Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler." hükmü dikkate alındığında, davalı vekilinin, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan davanın bu davanın sonucunu etkileyeceği yolundaki savunmasının dikkate alınması gerekir. Zira; bu senetlerin fer'i müdahil ... ... ... Konut Yapı Kooperatifler Birliği'ne iadesine karar verilmesi halinde, davacı ...'ün, 1997 tarihli satış vaadinden kaynaklanan borcun ödendiği, senetlerin davacının elinde olduğu yolundaki savunması geçersiz hale gelecektir. İstinaf Mahkemesi yukarıda özetlendiği gibi, "...bonoların karşılığı bulunup bulunmadığı hususlarının keşideci ile arasındaki kambiyo hukukunun ilgilendirildiği değerlendirilmiştir." şeklindeki gerekçesi de Türk Borçlar Kanunu'na aykırıdır. Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." şeklindeki hükmü dikkate alındığında, iki tarafa borç yükleyen satış vaadi sözleşmesinde kendi edimini yerine getirmeyen veya getirdiğini kanıtlayamayan taraf, karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyemez. Kambiyo hukukundan kaynaklanan borç, tarafların da kabul ettiği sözleşmeden ayrı değerlendirilemez. Yukarıda da değinildiği gibi, davacı tarafından davalı ...'a verilen senetlerden üçünün dava dışı ... ... ... Konut Yapı Kooperatifler Birliği'ne iadesine karar verilmesi halinde, davacının, kendi edimini yerine getirdiğinden de söz edilemeyecektir. Birliğin açtığı davanın kabulüne ve senetlerin Birliğe iadesine karar verilmesi halinde davacı mirasçısı, satışı bedelinin 117.USD'lik kısmını ödemeden taşınmazın maliki olacaktır. Bu nedenle ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/781 Esas numaralı davanın sonucunun beklenilmesi gerekir. Bu gerekçe ile temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun, davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/3635, K. 2024/4002, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-3635-e-2024-4002-k-3abf6a2de672