Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/16318 E. 2026/5976 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/16318
Karar No
2026/5976
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/513 E., 2021/848 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, 30.12.2013 tarihli eylemin sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; 29.01.2014 tarihli olay tutanağına göre, tütün satan iş yerinde kaçak sigara satışı yapıldığı yönünde alınan ihbara istinaden kolluk görevlilerince sanığın iş yerine gidildiği, sanığa kaçak sigara olup olmadığı sorulduğunda sanığın tezgah altından çıkarttığı toplamda 719 paket kaçak sigarayı kendi rızasıyla teslim etmesi şeklinde gerçekleşen olayda; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 116. ve 119. maddelerinde arama kararının hangi hallerde ve ne şekilde alınacağı kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş olup, sanık ... kaçak eşya konusunda Mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izninin bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı Kanun’un 206/2-a, 217/2, 230/1. maddelerine göre hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı ve 29.01.2014 tarihli eylem yönünden sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilerek hüküm tesis edilmiş olması,

Kabule göre de; 1.Sanık hakkında birleşen ve ana dosyada 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/ 10... /18. maddeleri gereğince kamu davası açıldığı halde, 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesi uyarınca 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10. maddelerinden ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinden ek savunma hakkı verilmeden yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

2.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz." hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödediği takdirde hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin uygulanabileceği ve bu kapsamda verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılabileceğine dair ihtarat yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, usulüne uygun şekilde etkin pişmanlık ihtarı yapılmayan sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,

3.Gün adlî para cezasının paraya çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi yerine 5237 sayılı Kanun'un 52/2-3 maddesi olarak yazılması,

4.Sanığa verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

5.5237 sayılı Kanun'un 51. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmamış olması ve (b) bendinde; suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işleyemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması koşulları getirilmiş olmakla, suç tarihi itibarıyla adlî sicil kaydında ertelemeye engel sabıkası bulunmayan, yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak hakkındaki cezadan 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi gereği indirim yapılan ve lehe hükümlerin uygulanmasını talep eden sanık hakkında "...suça meyilli kişiliği dikkate alınarak..." şeklinde dosya kapsamına uymayan ve yetersiz gerekçe ile 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/16318, K. 2026/5976, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-16318-e-2026-5976-k-04f89a807604