Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/603 E. 2026/6946 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/603
- Karar No
- 2026/6946
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1875 E., 2024/725 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun 74/1, 74/1-2. cümle, 62... . ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis 80 cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, o yer Cumhuriyet savcısının, sanığın ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2. cümle 62... . maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan ret görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığa alt sınırdan ceza tayin edilip, cezada indirim yapılmasının ve hükmün ertelenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, re'sen gözetilecek nedenlere,
Sanığın temyiz isteği; suçun unsurlarının oluşmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesine, re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, sanık ...'ın olay tarihinden yaklaşık 1 ay önce suça konu ikameti sahibinden kiraladığı, sanığın alınan savunmasına göre ikametin arkasında bulunan bahçeyi sulamak için su kuyusu açmaya karar verdiğini ve ... ve ... yardım etmelerini istemesi üzerine yardımcı oldukları, yaklaşık 25 gündür kazı işlemi yaptıkları olaya ilişkin kolluk kuvvetlerine gelen kazı ihbarı üzerine kamu davası açıldığı ... İl Kültür Turizm Müdürlüğünün 09.03.2021 tarihli yazısında kuyu açılmaya çalışılan alanın günümüz itibariyle Zile Kentsel Sit alanında kalmadığı, Koruma Amaçlı İmar Planında ve Etkileşim Geçiş Alanı Sınırı içerisinde kaldığı ayrıca korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescili olmadığının tespitinin yapıldığı, yapılan keşif sonucunda alınan arkeolog bilirkişisi raporuna göre; sanığın eylemi ile 2863 sayılı Kanunun 74.maddesine muhalefet edildiğinin rapor edildiği, keşif sonucunda alınan inşaat bilirkişisi raporuna göre suça konu kuyunun su temini amacıyla açılmadığının tespitinin yapıldığı, sanık tarafından izinsiz kazı yapma ve bu kazı neticesinde korunması gerekli taşınmaz kültür varlığına zarar verilmesi halinde 2863 sayılı Kanunun 65/1-1 cümle ve 74/1-1 cümlesinde düzenlenen her iki suçunda oluşacağı, ancak TCK'nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralları gereğince 2863 sayılı Kanunun 65/1-1. cümlesinde düzenlenen yaptırımın daha ağır olması hususu, dikkate alındığında, anılan madde uyarınca uygulama yapılacağı, zarar suçunun gerçekleşmemesi veya kazı yapılan yerin 2863 sayılı Kanun gereğince korunması gerekli yerlerden olmaması halinde eylem nedeniyle 74/1-2. maddesi uyarınca hüküm kurulacağı anlaşıldığından sanığın savunmasında belirttiği üzere söz konusu kazının su kuyusu kazısına ilişkin bir kazı olmadığı, zira bu durumun inşaat bilirkişisi raporları ile de sabit olduğu, söz konusu kazıda zarar unsurunun da gerçekleşmediğinin tespit edilmesi üzerine sanığın eyleminin 2863 sayılı Yasanın 74/1 maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmakla sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından o yer Cumhuriyet savcısının, sanığın ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğine dair İlk Derece Mahkemesi kabulünün ve sanık tarafından kazı eyleminin gerçekleştiriliş şekli de gözönünde bulundurularak, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/16206 Esas sayılı ilamından hareketle "etkileşim-geçiş sahası" içersinde gerçekleştirilen sanık eyleminin 2863 sayılı Yasanın 65/1 maddesi kapsamında değerlendirilmeyerek 74/1-1 cümlesi kapsamında değerlendirilmesi ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2013/8834 Esas sayılı ilamından hareketle, sanığın eylemi ile ilgili 2863 sayılı Yasanın 74/1-2 cümlesinin uygulanması suretiyle tesis edilen ilk derece mahkemesi hükmü usul ve yasaya uygun görülmekle beraber, sanığın sabıka kaydından hareketle sanığın 5237 sayılı TCK'nın 51/1-a maddesi uyarınca daha önce kasıtlı suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum olması, 5271 sayılı CMK'nın 231/6-a maddesi uyarınca kasıtlı suçtan mahkum olması, daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 51/1-b ve 5271 sayılı CMK'nın 231/6-b maddesi kapsamında tekrar suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılmadığı nazara alınarak, sanıkla ilgili İlk Derece Mahkemesince erteleme hükümlerinin uygulanması dosya kapsamıyla uyumlu olmamakla, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak; sanık ...'ın üzerine atılı 2863 sayılı Yasanın 74/1-1 cümle maddesi uyarınca takdiren 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2863 sayılı Yasanın 74/1-2 cümlesi uyarınca cezasından 1/3 oranında indirim yapılarak 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası cezalandırılmasına, sanığa verilen hapis cezasının miktarı itibariyle TCK 50. maddesindeki seçenek yaptırımlar, 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesindeki erteleme hükümleri ve 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri sanık hakkında uygulanmayarak karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR 5271 sayılı CMK'nın 286/2. maddesinde temyizi kabil olmayan kararların sınırlı olarak sayıldığı, İlk Derece Mahkemesince 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi gereğince verilen erteleme kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmasının bu sayılan haller arasında olmadığı anlaşılmakla, Tebliğname'de ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Sanığın Temyiz İsteminin İncelenmesinde Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/6-600 Esas, 2023/265 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK'nın 294/1. maddesinde yer alan "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." şeklindeki düzenlemeye rağmen sanık müdafiinin 15.05.2024 havale tarihli temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Zile Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2026 tarihinde karar verildi.