Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/29712 E. 2026/5990 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/29712
- Karar No
- 2026/5990
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/292 E., 2015/454 K. SUÇLAR : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı HÜKÜMLER : Beraat, mâhkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1. Sanık ... Hakkında Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Sanık ...'nın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre, hüküm tarihinden sonra, 05.02.2016 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322 nci maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan; sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
2. Sanıklar ... ve ... Hakkında Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Sanık ...'ın çalışanı olduğunu beyan ettiği ... İnşaat Limited Şirketi adına katılan ...'a ait ... İmalat Sanayi ve Ticaret isimli firmadan önce 16.500 TL bedelli şerit testere satın alıp taksitlerin bir kısmını ödeyerek güven sağladığı, bir süre sonra sanık ...'ın katılanın firmasını arayarak ... isimli güvenilir bir tanıdığının makineye ihtiyacı olduğunu söyleyerek temin edilip edilemeyeceğini sorduğu ve bu şahsın telefonunu katılanın sahibi olduğu firmaya verdiği, sanık ...'nın kendisini ... ismiyle tanıtarak firmadan iki adet 48.500 TL bedelli makine sipariş ettiği ve sipariş edilen makineler ile daha önce alınan şerit testerinin kalan 2.750 TL'lik taksitinin karşılığı olarak sanık ... aracılığıyla 30.11.2013 tarihli ve 51.250 TL bedelli ... Limited Şirketine ait çeki gönderdiği, bunun üzerine katılanın bankayı arayarak çeki sorduktan sonra makineleri teslim ettiği, bir süre sonra ...'nın katılana ait firmayı tekrar arayarak yeni bir atölye kuracaklarını, bunun için malzeme ihtiyaçlarının olduğunu söylediği ve istediği makine ve malzemelere ilişkin bir liste gönderdiği, sanık ...'nın istediği ürünlerin toplam bedelinin 122.000 TL olduğunun belirlenmesi üzerine sanığın ürünler karşılığında çek göndereceğini söyleyerek ürünlerin faturasının ... Limited Şirketi adına kesilmesini istediği, bu ürünlerin de gönderildiği ancak sanık tarafından çekin gönderilmediği ve katılan tarafından sanıklar ... ve ... arandığında telefonlarına ulaşılamadığı, katılanın yaptığı araştırma sonucunda makinelerin ...'ye götürülmeyip otobanda başka bir kamyona yükleme yapıldığının anlaşıldığı ve katılana ait makinelerin sanık ...'nın yeğeni olan sanık ...'nın işyerinde ele geçirildiği olayda, 30.11.2013 tarihli ve 51.250 TL bedelli ... Limited Şirketine ait çekin hile unsuru olarak kullanılarak katılanda güven telkin edilmesi ve devamında malzeme alınarak karşılığında herhangi bir çek gönderilmemesi karşısında, bankanın maddi varlığı olan çekin katılana ticari ilişki kapsamında verilmek suretiyle gerçekleştirilen eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturduğu, yine aynı suç işleme kararı ile katılana karşı birden fazla kez aynı suçu işleyen sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince zincirleme suç hükümlerinin tatbik edilmesi gerektiği gözetilmeden sanık ... hakkında yalnızca 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi, sanık ... yönünden ise, sanığın alınan savunmasında ... Turizm İnşaat Limited Şirketini devraldıktan sonra makineye ihtiyacı olduğu için amcası olan sanık ... ile görüştüğünü, ...'nın kendisine ... isimli şirketten faturalarda yazılı malzemeleri uygun fiyata alabileceğini söylediğini, bunun üzerine makine ve malzemeleri değişik tarihlerde teslim aldığını, parayı elden amcası ...'ya verdiğini ve ...'nın da firma yetkilisine teslim ettiğini, malzemeleri aldığı firmadan kimseyi tanımadığını beyanla atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de, katılanın faturalarını sunduğu bir kısım makinelerin sanık ...'ya ait işyerinde ele geçirilmesi, katılandan satın alınan makine ve diğer malzemelerin ... ilçesi yerine otobanda başka bir kamyona yüklendiğine daha sonra ise ...'ya ait işyerinde bulunduğuna dair katılan ve tanık beyanları, sanığın söz konusu makinelerin bedeli olan 90.000 TL'yi amcası olan sanık ...'ya elden verdiğine dair hayatın olağan akışına uygun olmayan savunması, dosya kapsamında yer alan faturalar, sevk irsaliyeleri ile tüm dosya kapsamı gözetildiğinde; sanık ...'nın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ederek ve katılanın iradesini sakatlayarak katılandan menfaat temin etmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (h) bentleri ile aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği gözetilmeden, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşerek mahkûmiyeti yerine beraatine hükmedilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanık ... müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 03.06.2026 tarihinde karar verildi.