Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/326 E. 2026/418 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/326
- Karar No
- 2026/418
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/533 E., 2025/1170 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/358 E., 2024/375 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı yüklenici arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, dava konusu taşınmazın bedelinin kısmen ödenmiş olmasına rağmen tapu devrinin yapılmadığını, yüklenicinin sebepsiz zenginleştiğini öne sürerek dava konusu taşınmazın rayiç değerinin tespit edilerek ¾ oranında kendisine ödenmesini, bunun mümkün olmaması halinde ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince alım gücüne yükseltilerek tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; davacının ödemesi gereken bedelin tamamını ödemediğini, mücbir sebep niteliğinde bir takım olayların vuku bulması nedeniyle sözleşmede belirtilen tarihte ve belirtilen bedelle ifası imkânsız hale geldiğinden sözleşmenin TBK'nın 480/2. maddesi uyarınca haklı sebeple feshedildiğini, müvekkili davalı şirketin sözleşmenin feshinde ve ifanın imkânsız hale gelmesin de herhangi bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sözleşmeyi feshinin haklı bir sebebe dayanmadığı, davacı tüketicinin sözleşmeden dönerek ödediği bedelin, dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç bedeline oranlanan kısmını talep etme hakkı olduğu gerekçesiyle davanın ıslah edilen tutar üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde, edimin ifasının imkânsız hale geldiğini, denkleştirici adalet ilkesi dikkate alınmadan rayiç değere göre karar verilemeyeceğini, sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık yükleniciden bağımsız bölüm satın alanın alacak istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, davaya konu taşınmazın bedeline karşılık yapılan kısmi ödeme bedelinin taşınmazın rayiç değeri üzerinden, bu istem kabul edilmediği taktirde ödenen 102.250,00 TL'nin dava tarihine kadar denkleştirici adalet yöntemi ile bulunulacak bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında satıma konu taşınmazın bedelinin 140.000,00 TL. olarak kararlaştırıldığı, davacının bu bedelin 102.250,00 TL'sini ödediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
Mahkemece dava konusu taşınmazın rayiç değeri belirlenerek yapılan ödeme miktarı oranlanmak suretiyle davacı lehine tazminata hükmedilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı edimini tam olarak ifa etmeyen alacaklının davaya konu taşınmazın rayiç değeri üzerinden tazminat talep edip edemeyeceği hususundadır .
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 97. maddesi uyarınca "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir".
TBK 79. Maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşen zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür. Davalı taşınmazın devrini vermediği için ödenen kısmi bedel kadar sebepsiz zenginleşmiştir.
Davacı taşınmazın tüm bedelini ödemediğinden eksik ifada bulunduğundan rayiç bedel isteminde bulunamaz. Aynı konuda dairemizin 17.06.20 25... /33 39... /2386 K. Ve 03.04.20 24... /41 44... /812 sayılı emsal kararları vardır. Hukuki istikrar yönünden aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuka olan güveni de sarsar.
Davacı davalıya ödediği bedeli dava tarihine kadar hesaplanacak güncellenmiş değerini isteyebilir.
Güncellenmiş değerin de ödeme tarihinden dava tarihine olan dönem içerisinde döviz, altın, mevduat faizi, asgari ücret, Tefe-Tüfe oranı, devlet tahvillerine verilen faiz oranları gibi ekonomik verilerin ortalaması dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.
Tüm bu nedenlerle eksik ifa nedeniyle taşınmazın rayiç değerine hükmedilemeyeceğinden mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerekirken sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayım.