Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/1962 E. 2026/2215 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1962
- Karar No
- 2026/2215
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahk. Sıfatıyla) SAYISI : 2024/481 E., 2025/200 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, davalı kooperatifin 711 no.lu ortağı ve kurucu üyesi olduğunu, ancak Kooperatif Yönetim Kurulunun 17.07.2009 tarihli, 607 sayılı kararıyla aidat borcunu ödemediği ve kooperatifte çalıştıracağı aracın ruhsatını vermediği gerekçesiyle müvekkilinin Kanun’a, Anasözleşmeye ve Yargıtay uygulamalarına aykırı şekilde ortaklıktan çıkarıldığını, parasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi konusunda davalı kooperatifin iki haklı ihtar gönderme şartını yerine getirmeden ihraç kararı verdiğini, haksız ve usule aykırı olarak verilen ihraç kararının müvekkiline tebliğ edilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı Kooperatif Yönetim Kurulu'nun 17.07.2009 tarihli işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacının kooperatif Anasözleşmesi'nin 14/2 nci maddesi gereğince parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 14/1 inci ve 10/3 üncü maddelerini ihlâl ederek taşıyıcılığı bilfiil meslek edinmiş esnaf olmak şartını kaybettiğini ve kamyonculuk yapmayarak başka işlerle uğraştığını, 14/1 inci ve 10/5 inci maddelerine aykırı şekilde kooperatifin amacına uygun motorlu aracı bulunmadığı için ortaklıktan çıkarıldığını, iki ihtar şartının sadece ana sözleşmenin 14/2 nci maddesindeki parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyenler için gerekli olduğunu, Anasözleşme'nin 10/3 üncü ve 10/5 inci maddelerinin ihlâli hâlinde iki ihtar şartının bulunmadığını, Anasözleşme'nin 10 uncu maddesindeki tek bir şartı kaybeden ortağın üyelikten çıkarılacağını, davacının ise 10/3 üncü ve 10/5 inci maddelerindeki iki şartı da kaybettiğini, davacının ortaklıktan çıkarılmasının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu (1163 sayılı Kanun) ve kooperatif Anasözleşmesi'ne uygun olduğunu, üyelik şartlarını yeniden sağlayan ve çalışmak isteyenlerin tekrar ortaklığa kabul edildiğini, davacının kooperatife üye olmak için başvuru yapmadan dava açmasının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli kararı ile davalı kooperatif tarafından davacıya aidat ödemesi için süre verilmediği, davacı araç sahibi olmadığı hâlde ihraç kararından önce kooperatifçe makul bir süre verilerek araç alması gerektiğine dair temerrüde düşürülmediği, davalı kooperatifin 1163 sayılı Kanun’a ve kooperatif Anasözleşmesi'ne riayet etmeden ihraç kararı verdiği ve verilen kararın davacıya noter vasıtasıyla tebliğ edilmediği, bu hâliyle Kooperatif Yönetim Kurulu'nun davacı hakkında verdiği ihraç kararının 1163 sayılı Kanun’a ve Anasözleşme'ye aykırılık teşkil ettiği ve açılan davanın haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının üyelikten çıkarılmasına ilişkin 17.07.2009 tarihli, 607 sayılı kararın iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2020 tarihli ilâmıyla; davacıya noter kanalı ile ihtar çekip, aidat borcunu ödemesi için yasada belirtilen mehlin verilmediği ve 17.07.2009 tarihli ihraç kararının, usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği belirtilmiş ise de, o tarihten bu yana davacının aidat yükümlülüğü bulunan kooperatife aidat ödemediği, kooperatife uzun süre uğramadığı, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği anlaşıldığından davacının ihraç kararını zımnen kabul ettiği, üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği ve ortaklıktan çıkma iradesini bu şekilde ortaya koyduğu, davanın bu nedenle TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli kararı ile ilk hükümdeki gerekçe aynen tekrarlanmak suretiyle ve dosyada davacının kötüniyetli olduğuna dair somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.11.2024 tarihli ilâmıyla; İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmesinin doğru olmadığı, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği gerekçesiyle kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davacının kooperatife karşı olan aidat borcunu ödemediği, kooperatifin amacına uygun olarak motorlu aracı edinmediği, kooperatifle herhangi bir fiili bağının kalmadığı, üyeliğinin sadece kayden ortak olarak kaldığı, ihraç kararını zımnnen kabul ettiği ve ihraç kararına ilişkin yönetim kurulu kararının iptal edilmesinde ve kooperatifin ortaklığında kalmaya devam etmesinde menfaatinin kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı kooperatif tarafından gerek parasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekse nakliye aracı sahibi olunması yönünde müvekkiline ihtarname gönderilmediğini, aynı durumdaki üyelerin ihraç edilmediğini, ihraç kararının haksız olduğunu beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ver kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilince yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.