Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2933 E. 2026/2173 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2933
Karar No
2026/2173
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/747 E., 2025/909 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/199 E., 2025/110 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı, davalılar tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın miktar itibariyle duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı vekilinin duruşma isteğinin miktardan reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı sağlık kuruluşunda çalışan davalı doktor ... tarafından 27.08.2018 tarihinde müvekkiline burun estetiği yapıldığını, taburcu sonrası kontrolde şişlik fark edildiğini, yine davalı doktor ... tarafından 23.10.2018 tarihinde ikinci kez ücretsiz ameliyat yapıldığını, iki ameliyat sonrası eski haline göre daha kötü görüntüye sahip olduğunu, dikiş ve yara izleri kaldığını, bu durumun psikolojisini ve iş verimini düşürdüğünü, 3. kez ameliyat olması gerektiğini, bu ameliyatın yaklaşık 30.000,00 TL olduğu bilgisini aldıklarını, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğunu, ameliyatın rinoplasti (burun estetiği) olup, genel cerrahi alanına girmediğini, davalı doktorun asli kusurlu olduğunu, bu nedenle işveren hastanenin de sorumlu olduğunu belirterek, şimdilik fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla 15.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde davacının, müvekkili şirkete ait hastaneye ve müvekkili hekime nefes alamadığı, horladığı, ağzı açık uyuduğu, nefes yolunun düzeltilmesi isteği ile başvurduğunu, müvekkili hekime, ameliyat olurken aynı zamanda burnunun da düzeltilmesini istediğini, davacıya bu durumun tıbbi endikasyona muhtaç olduğunun belirtildiğini, tamamen davacının isteği doğrultusunda onam formları ve rıza belgeleri alınarak ilk ameliyatın gerçekleştirildiğini, davacının dava dilekçesinde de anlaşılacağı üzere, müvekkili şirkete ait hastaneye ve müvekkili hekime müracaat sebebi olan şikayetlerin ortadan kalktığını, davacıya ameliyat sonrası kemikte yaşadığı sıkıntılar nedeniyle "kıkırdak greft" konulduğunu, ikinci ameliyatın davacının dava dilekçesinde ima ettiği hata nedeniyle yapılmadığını, aksine canlı dokunun grefti kabul etmemesi ve nazal valv denilen hava yolunun en dar bölgesinin tıkanması nedeniyle uygulandığını, müvekkili hekimin hiçbir şekilde davacının burun görüntüsüne ilişkin taahhüt, garanti vermediğini, sonuç vaat etmediğini, davacının her iki ameliyat için detaylı şekilde bilgilendirdiğini, müvekkili hekimin güncel tıbbın gereklerine ve güncel teknolojik gelişmelere uygun cihaz ve ekipmanlarla müdahalesini gerçekleştirdiğini belirterek, haksız, yersiz ve kötü niyetli olarak açılmış iş bu davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 08.11.2021 tarihli ... Üniversitesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, revizyon cerrahisi için en az 6 ay, mümkünse 1 yıl beklenmesinin uygun cerrahi yaklaşım olduğu, dava konusu somut olayda davalı doktorun ikinci müdahale için optimal süreyi beklemeden girişimde bulunması nedeniyle olumlu sonuç alınamadığı, ayrıca yapılan operasyonlarda burun kemerinden fazla rezeksiyon yapıldığı, rezeksiyon sonrasında oluşan açık çatı deformitesinin uygun şekilde kapatılmadığı, orta 1/3 çatı bölgesi yeterince desteklenmediği için semer burun deformitesi geliştiği, burun kökü bölgesinde out fracture yapılarak interkantal mesafenin anormal şekilde genişletildiğinin anlaşıldığı, davalı doktorun dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, yine ... Üniversitesinden alınan 03.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda estetik amaçlı ameliyatın, tıbbi gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılmadığının, yapılan işlemin amacına ulaşmadığının, eserin ayıplı olarak yapılmış olduğunun, ameliyat nedeniyle davacının burnunda geçici bir rahatsızlığın ortaya çıktığının, yapılacak revizyon ameliyatı ile düzeltilebileceğinin belirtildiği, davacının maddi zararın tazminine ilişkin alınan raporda tespit edildiği üzere 86.000,00 TL tedavi gideri gerektiği, manevi tazminat yönünden ise: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 56, 58... . maddeleri kapsamında tarafların sosyal ekonomik durumları, davalı doktorun kusur durumu, davacının 2. kez ameliyat olduğu, yine burnunun düzeltilebilmesi için kaburgadan kıkırdak alınmak suretiyle 3. kez ameliyat geçirmesi gerektiği göz önünde bulundurularak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı lehine 180.000,00 TL manevi, 86.000,00 TL maddi tazminatın 27.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekilinin istinaf başvurusu bakımından somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, İlk Derece Mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, eser sözleşmesi kapsamında davalıların kusuru ile edimini gereği gibi ifa edememesi nedeniyle ispat edilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusu bakımından AAÜT'nin 13/3.maddesi gereğince maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararda karşı taraf vekili yararına bu tarifenin 3.kısmına göre hükmedilecek ücret davacı vekili lehine verilecek ücreti geçemeyeceğine ilişkin düzenlemeye aykırı olarak davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olması yerinde görülmemiş, davacı tarafın bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü ile bu husus yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen yönden olmak üzere kararın düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı lehine 180.000,00 TL manevi, 86.000,00 TL maddi tazminatın 27.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline uygulanan estetik amaçlı ameliyatın, tıbbın gereklerine ve müvekkil ile davalılar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılmadığının tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, eserin ayıplı olarak yapılmış olduğunu, davalı doktorun tam ve asli kusurlu olduğunu, tüm bunlara rağmen İlk Derece Mahkemesince hükmedilen tazminat tutarlarının bir hayli düşük olduğunu, müvekkili lehine hükmedilen tazminat miktarlarının, günümüz ekonomik koşullarında müvekkilin zararlarını karşılayabilecek nitelikte olmadığını, müvekkilinin ilk ameliyatı ve revizyon ameliyatı sonrası ciddi sorunlar yaşadığını, müvekkilin burnunda kalıcı bir hasar meydana geldiğini, bilirkişi tarafından maluliyet durumu ile ilgili olarak bir incelemenin yapılmadığını, müvekkilin söz konusu revizyon ameliyatını yapacak bir doktor bulmasının çok zor olduğunu, revizyon ameliyatı için istenilen ücretlerin İlk Derece Mahkemesince hükmedilenin çok üstünde olduğunu, yine davalı lehine tesis edilen vekalet ücretinin de kaldırılması gerektiğini beyan etmektedir

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yerel Mahkeme ara kararı doğrultusunda düzenlenmediğini, 5 kişilik heyet oluşturulması istenmiş ise de raporun 1 plastik ve rekonstürktif alanında uzman, 1 KBB alanında uzman ve 1 Adli Tıp Uzmanı olmak üzere 3 kişilik heyet tarafından hazırlandığını, davacının, burnunda hasar olup olmadığı, muayene ile tespit edilecek hususların neler olduğu, revizyon ameliyat gerekip gerekmediği hususlarının KBB uzmanı doktorlar tarafından tespit edilmesi gerektiğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, ikinci ameliyatın erken dönemde yapılmasının nedenin nefes alma probleminin öncelikle düzeltilmesini sağlamak olduğunu, müvekkili hekimin hiçbir şekilde davacının burun görüntüsüne ilişkin taahhüt, garanti vermediğini, sonuç vaat etmediğini, davacıyı her iki ameliyatta da detaylı şekilde bilgilendirdiğini, gerçekleşebilecek riskler hakkında bilgi sahibi olmasının sağlandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, yine maddi tazminat talebininin kabulüne yönelik verilen kararın da usul yasaya aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğindeki estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalılara yükletilmesine,

Davacı (tüketici) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2933, K. 2026/2173, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-2933-e-2026-2173-k-dc51006122f1