Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1469 E. 2026/914 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1469
Karar No
2026/914
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahk. Sıfatıyla) SAYISI : 2023/258 E., 2025/134 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 25.08.2011 tarihinde içme suyu depoları işine ait anahtar teslim götürü bedel sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince müvekkilinin işe başladığını, işin devamı sırasında davalı tarafından ihale kapsamı dışında kalan fazla işlerin yapımı talep edilince müvekkilinin zorunlu olarak bu ilâve işleri yapmak durumunda kaldığını, davalının ilâve işler bedelini keşif artış raporunu dikkate almadan birim fiyat teklif usulüne göre yapması üzerine, müvekkilinin davalıya müracaat ederek 667.005,84 TL’nin ödenmesini istediğini, ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığı için taraflar arasında ilâve işler bedelinin ihtilaflı kaldığını, alacak miktarının yargılama aşamasında tam ve kesin olarak belirleneceğini, bu nedenle davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000.00 TL’nin 14.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 06.03.2017 tarihli dilekçesinde ise bilirkişi raporuyla alacak miktarı 223.730,00 TL belirlendiğinden bakiye 23.730,00 TL üzerinden noksan harcı tamamladıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları ile ıslah talep hakkı saklı kalmak üzere kesin talep sonucunun 223.730,00 TL olarak kabulü ile 14.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu alacak miktarını açıkça belirlemiş olmasına rağmen, belirsiz alacak veya kısmi dava açmasında hukuki menfaati bulunmadığını, sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkili idare tarafından önceden öngörülemeyen mücbir sebeplerden dolayı proje revizyonu yapıldığını ve bir kısım imalâtların davacı yükleniciye yaptırılmadığını, yapılmayan işlerin bedelinin sözleşme tutarından tenkis edildiğini, sözleşme kapsamında yaptırılan tüm imalatlar yönünden ise davacıya tam ve eksiksiz olarak ödeme yapıldığını, ilave iş bedeli bulunmadığını belirterek davanın usulden, aksi hâlde esastan reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2017 tarihli kararı ile davacı vekilinin dava dilekçesi ile aşamalardaki tüm beyanlarında ve en son 06.03.2017 tarihli dilekçesinde davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını açıkça ifade ettiği, ancak kendi yaptığı fazla imalatların bedelini talep eden davacının dava konusu işlerin miktarını ve bedelini belirleyebilecek durumda olduğu, nitekim davadan önce alacağın 667.005,84 TL olarak netleştirilip karşı taraftan talep edildiği ve ödeme yapılmayınca eldeki davanın açıldığı, davacının yargılama sonunda muhtemel fazlaya ilişkin taleplerin reddi hâlinde karşılaşacağı vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine engel olmak amacıyla davayı belirsiz alacak davası olarak açtığı, ancak talebin belirsiz alacak davasına konu olamayacağı gerekçesiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2018 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2018 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 22.01.2019 tarihli ve 2018/3225 Esas, 2019/270 Karar sayılı ilamı ile, davacı yüklenicinin dava tarihi itibariyle yürürlükte olan usul hükümleri gözetildiğinde kısmi dava açmakta hukuki yararının olmadığından söz edilemeyeceğinden mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 109/1. maddesi gereği davaya bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle usulden reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 371. maddesi gereğince kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak 13.06.2019 tarihli ve 2019/91 Esas, 2019/252 Karar sayılı kararı ile anahtar teslim götürü bedel sözleşmelerde projede değişiklik gerekiyorsa yüklenicinin buna uyması gerektiği, bu durumda götürü ücretten indirim yapılamayacağı, davalı iş sahibinin eksik iş bedeline katlanması ve 223.730,00 TL eksik iş bedelini ödemesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 200.000,00 TL alacağın 14.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2019 tarihli kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 14.09.2020 tarihli ve 2019/3184 Esas, 2020/2391 Karar sayılı ilamı ile, davacının davadaki talebi ilave iş bedeli iken, 06.03.2017 tarihli dilekçesinde talebinin iş eksiltilmesi nedeniyle alacak istemine ilişkin olduğunu belirterek bu dilekçe ile iddiasını değiştirdiği, davalının HMK’nın 141/2. maddesi hükmü gereğince, dilekçe teatilerinden ve ön inceleme duruşmasından sonra yapılan bu değişikliğe açık muvafakati bulunmadığından davanın, dava dilekçesinde talep edilen ilave iş bedeli ile sınırlı olarak incelenip değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, mahkemece, açıkça muvafakat edilmeyen ve davanın tamamı ıslah edilmemek suretiyle ileri sürülen açıklama dilekçesindeki iddia ve dava sebebine itibar edilmeyerek, dava dilekçesinde ileri sürülen iş artışı nedeniyle ilave işler bedeli istemiyle ilgili olarak davacının iddialarını değerlendirilip, inceleme yaparak sonuca uygun bir karar vermesi gerekirken, 6100 sayılı HMK'nın ön inceleme duruşmasının yapıldığı ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 141/1. ve 2. maddelerinin uyulması zorunlu olan hükümlerinin gözden kaçırılarak, davanın sonuçlandırılması ve yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak 10.09.2021 tarihli ve 2021/214 Esas, 2021/564 Karar sayılı kararı ile, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) 07.07.2021 tarihli, 608 sayılı kararı ve HSK Birinci Dairesi'nin 08.07.2021 tarihli, 568 sayılı müstemir yetkilerin belirlenmesine ilişkin kararı üzerine Sakarya İli'nde 01.09.2021 tarihinden itibaren müstakil Asliye Ticaret Mahkemesinin kurulup faaliyetine başladığı gerekçesiyle dosyanın görevli ve yetkili Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine ve gönderilmesine karar verilmiştir.

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.01.2022 tarihli ve 2021/151 Esas, 2022/303 Karar sayılı kararı ile, Hâkimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesi'nin 08.07.2021 tarihli ve 568 sayılı kararında derdest dosyaların devredileceğine yönelik bir ifadenin bulunmadığı, mahkemenin kurulup faaliyete geçtiği 01.09.2021 tarihinden önce açılmış olan eldeki davanın yargılamasına Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) devam etmesi gerektiği, mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğu ve her aşamada re'sen değerlendirileceği, HMK’nın 138 inci maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme ile görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeni ile HMK’nın 114/1-c ve 115/2 nci maddelerine göre davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve yasal süresi içerisinde talep edilmesi hâlinde dosyanın görevli Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir

İlk Derece Mahkemesinin 21.01.2022 tarihli kararınin davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz 14.06.2022 tarihli ve 2022/2264 Esas, 2022/3343 Karar sayılı ilamı ile, somut uyuşmazlıkta davanın Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla, Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açıldığı, dava tarihinde Sakarya'da müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmaması nedeniyle, ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığa bakmaya, davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, ancak yargılama sırasında Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun 07.07.2021 tarih ve 608 sayılı kararıyla Sakarya İli mülki sınırlarının yargı çevresi olarak belirlenen Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi kurularak, 01.09.2021 tarihinde faaliyete geçtiği anlaşıldığından, Asliye Hukuk Mahkemesince dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine re'sen gönderilmesine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

4.Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.11.2022 tarihli, 2022/709 E., 2022/1484 K. sayılı kararı ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesi'nin 08.07.2021 tarihli ve 568 sayılı kararında derdest dosyaların devredileceği yönünde bir ibare bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği, dava şartlarındaki sonraki değişikliklerin görülmekte olan davalara uygulanmayacağı, mahkemenin kurulup faaliyete geçtiği 01.09.2021 tarihinden önce açılmış olan eldeki davanın yargılamasına Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) devam edilmesinin gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli direnme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.12.2022 tarihli, 2022/5421 Esas, 2022/6040 Karar sayılı ilamı ile direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle, temyiz incelemesini yapmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 26.04.2023 tarihli, 2023/6-151 E., 2023/367 Karar sayılı ilamı ile Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nce, mahkemenin kurulup faaliyete geçtiği 01.09.2021 tarihinden önce açılmış olan eldeki davanın yargılamasına Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle verilen direnme kararının yerinde ve doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onanmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu sözleşme bedelinin 2.630.000,00 TL olduğu, götürü bedel karşılığında davacı şirketin çeşitli noktalarda içme suyu depoları inşa etmesi konulu bu sözleşmenin 6. maddesinde götürü bedelli bir sözleşme olduğunun açıkça belirtildiği, TBK'nın 480. maddesi gereği götürü bedelli sözleşmelerde yüklenicinin belirlenen bedelle eseri meydana getirme yükümlülüğü bulunduğu ve bedeli artırma talep edemeyeceği, ancak bu bedelin sözleşme içeriğinin yapılmasını kapsadığı ve sözleşmede bulunmayan ilave işlerin yapılmasının ayrıca bedeli mukabilinde yerine getirilebileceği, davacının da iddia ettiği ilave işlere karşılık olarak aynı zamanda sözleşme kapsamındaki işlerin eksik yapılmış olması nedeniyle davalı idare tarafından 2.630.000,00 TL'den eksik iş bedeli olarak 430.000,00 TL kesinti yapılarak ve buna ilave olarak 615.415,00 TL ilave iş bedeli ödenerek davacıya toplamda 2.815.415,00 TL ödeme yapıldığı, ancak götürü bedel miktarı 2.630.000,00 TL olarak belirlendiğinden davalı SASKİ'nin bu bedeli TBK'nın 480. maddesi gereği ödeme yükümlülüğü bulunduğu, bu açıdan değerlendirme yapıldığında davalı tarafça davacıya ödenmiş olan 185.415,00 TL fazla ödeme bulunmakta olup, bilirkişilerce 408.964,00 TL ilave iş bedeli hesaplandığı, netice olarak davalı tarafça 408.964,00 TL ilave iş bedeli ödenmiş olması gerekirken 185.415,00 TL ilave iş bedeli ödendiğinden bu tutar mahsup edildiğinde 223.550,00 TL daha ilave iş bedeli ödenmesi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, hesaplanan 223.550,00 TL ilave iş bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde, iş eksilişinin sözleşme bedelinden indirilmesi gerekmesine rağmen davacıya ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme, KİSK'in 24. maddesi ve YİGŞ'nin 21/5. maddesine göre teknik gerekçe bulunması halinde iş eksilmesinin mümkün olduğunu, genel hükümlerden önce bu hükümlerin uygulanması gerektiğini, sözleşme bedelinin %20'sine kadar iş eksilişi yapılması mümkün olup, bu orandaki iş eksilişinde yükleniciye hiçbir bedel ödenmek durumunda olunmadığını, davacının işi yapmış olsa dahi iş sebebiyle edeceği kâr %10 olup, hiçbir maliyet kalemi harcama yapmadan iş eksiliş bedelinin tümüne hükmedilmiş olması yönünden de kararın hatalı olduğunu, davacının tüm hakediş ödemelerini tahsil ettiğini, alacağının bulunmadığını, TBK'nın 480. maddesi gereği götürü bedelde indirim yapılamayacağı kabulüyle karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporları ile 2. keşif için birim fiyat belirlenmesinde davacının sunduğu teklif bulunmadığının tespit edildiğini ve buna göre müvekkili idarenin yasa gereği sözleşmede bulunmayan işler için YİGŞ'nin 22/2.b. maddesine göre göre belirleme yaptığını, revize projelere göre artan ve azalan miktarlar tespit edilerek yeni pursantaj oranları belirlenerek oluşan farkın keşif artışı olarak uygulandığını, davacının 15.05.2012 tarihli mukayeseli keşfi ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığını, mukayeseli keşfin taraflar yönünden bağlayıcı hale geldiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, götürü bedel ... sözleşmesinden kaynaklanan ilave iş bedeli alacağı istemine ilişkindir.

Taraflar arasında 25.08.2011 tarihli, “İçmesuyu Depoları İnşaatı” konulu, 2.630.000,00 TL götürü bedelli sözleşme bulunmakta olup, işin ifası sırasında iş eksilişi ve ilave işler yapılması durumu ortaya çıktığından 14.05.2012 tarihli keşif yapılmış, gerçekleşen iş eksilişi ve ilave işlere göre toplam iş bedeli 2.815.415,00 TL olarak tespit edilmiş, keşif özeti taraflarca ihtirazi kayıtsız olarak imzalanmış ve iş artışı ve eksilişine göre tespit edilen 2.815.415,00 TL davacıya hakedişler kapsamında ödenmiştir. Dosyada düzenlenen 13.05.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre de keşif özetinde ilave işlerin fiyatları belirlenirken birim fiyat belirlenmesinde davacı yüklenici tarafından sunulmuş bir teklif olmadığından davalı idare tarafından ilave iş bedellerinin YİGŞ'nin 22/2.b. maddesine uygun olarak belirlendiği tespit edilmiştir. Açıklanan hususlar gözetildiğinde, 14.05.2012 tarihli keşif özetine göre eksik işler ve ilave işler dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamanın YİGŞ'nin 22/2.b. maddesine uygun olduğu, bakiye ilave iş bedelinin hakedişler ile birlikte ödendiği ve davacının bakiye alacağı bulunmadığından davanın reddi gerektiği anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekmesine rağmen davacının talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1469, K. 2026/914, T. 11.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1469-e-2026-914-k-cf6716b021af