Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1380 E. 2026/950 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1380
Karar No
2026/950
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/216 E., 2020/245 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi arsa sahibi ... ile dava dışı yüklenici ... arasında ... 12. Noterliği'nin 03.07.19 97... yevmiye no'lu düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre %41 hisseye tekabül eden bağımsız bölümlerin arsa sahibine %59 hisseye tekabül eden bağımsız bölümlerin ise yükleniciye ait olacağının kararlaştırıldığını, arsa sahibinin ... 1. Noterliği’nin 26.02.1998 tarihli muvafakatnamesi ile yüklenicinin sözleşmeden ... haklarını dilediği kooperatife devir etmesine yetki verildiğini, dava dışı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan %59 hissesinin tamamını ... 1. Noterliği'nin 22.04.19 98... yevmiye no'lu ve ... 12 Noterliği'nin 17.05.20 01... yevmiye no'lu sözleşmeleri ile davacıya devrettiğini, davacı ile davalı arsa sahibi arasında bağımsız bölümlerin paylaşımına ilişkin protokol düzenlendiğini, davacının inşaatın yapımına başladığını, dava dışı yüklenici ...’in arsa üzerindeki kat irtifakını ... adına değil arsa sahibi ve kendi adına kurduğunu, davacıya isabet eden bağımsız bölümlerden 56 adedini arsa sahibinden alarak muvaazalı şekilde 3. kişilere devrettiğini, 56 adet bağımsız bölümden 15 adedinin icra kanalı ile satıldığını, daha sonra 3. kişiler aleyhine tapu iptâli ve tescil davaları açıldığını, ancak ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/91 Esas, 2008/510 Karar sayılı dosyada 1 adet bağımsız bölüme ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/351 Esas, 2009/90 Karar sayılı dava dosyasında 8 adet bağımsız bölüme ait davaların davacı aleyhine sonuçlandığını, davalı arsa sahibi murisinin daire paylaşım protokolüne aykırı davranarak davalı kooperatife ait olan bağımsız bölümleri dava dışı yüklenici ...’ye devrederek sözleşmeyi ihlal ettiğini ileri sürerek, davacı kooperatifi zarara uğratmasından dolayı şimdilik 50.000,00 TL’nin davalı arsa sahibi mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı arsa sahibi mirasçıları vekili, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafının dava dışı yüklenici ... olduğunu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi olmadığını, ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını, davalılar murisince verilen muvafakatnamenin yüklenici sıfatının devredilmesine ve taşeron ilişkisinin kurulmasına yönelik olduğunu, inşaatın 1. blokunun bitirilmesi üzerine aynı zamanda uzun süre ... başkanı olan ...'ye sözleşme gereği 25/100 hissenin devredildiğini, arsa sahibinin sorumluluğunun sona erdiğini, muvazaalı işlemlerin yapıldığının iddia edildiği dönemde ... tarafından ... adına kat irtifakı kurulmaya yetkili kılındığını, bağımsız bölümlerin paylaşımına ilişkin sözleşmenin geçmişte yapılmış bir paylaşım planı gibi sunulduğunu; ancak ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/91 Esas, 2008/510 Karar sayılı ve ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/351 Esas, 2009/90 Karar sayılı dosyaların karara çıkmasından sonra düzenlendiğini, arsa sahibine teslim edilmesi gereken 70 bağımsız bölümün halen teslim edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2018 tarihli ve 2012/117 Esas, 2018/528 Karar sayılı kararı ile davacı ... ile dava dışı yüklenici ... arasındaki sözleşmeye davalılar murisinin taraf olmadığı, sözleşmelerdeki iradenin sadece inşaat yapım işinin alt taşeron olarak davacıya devri anlamına geldiği, bu şekilde ... ile davacı ... arasında inşaat yapımına ilişkin sözleşme kurulduğu, arsa sahiplerinin sözleşmenin tarafı olmadığı, yapılan inşaattan asıl ana sözleşme kapsamında ... adına düşen dairelerin davalılar murisi tarafından devredildiği, sunulan sözleşmelerde muris arsa sahibi adına tescil edilen taşınmazların davacı adına tescil edileceğine dair arsa sahibini bağlayan bir hüküm bulunmadığı, ...’ye düşen taşınmazların devrine ilişkin yükümlülüğün temlik sözleşmeleri gereğince ...'de olduğu, bu nedenle sözleşmeye aykırı davranan kişinin ... olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli kararı ile arsa sahibi ... adına tescil edilen taşınmazların davacıya tescil edileceğine dair arsa sahibini bağlayan bir hüküm olmadığı, ...’ye düşen taşınmazların devrine ilişkin yükümlülüğün temlik sözleşmeleri gereğince ...’ye ait olduğu, bu nedenle sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan zararın ...’den talep edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 07.07.2020 tarihli ve 2020/919 Esas, 2020/2136 Karar sayılı kararı ile dava dışı yüklenici ... ile davalıların murisi ... arasında ... 12. Noterliği’nin 03.07.19 98... yevmiye no'lu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiği, daha sonra arsa sahiplerinin murisi tarafından ...’ye inşaat yapımı işinin 3. kişilere devredilebileceği konusunda ... 1. Noterliği’nin 26.02.1998 tarih ve ... yevmiye no'lu muvafakatnamesinin verildiği, ... ile davacı ... arasında inşaat yapımı konusunda sözleşme düzenlendiği anlaşılmakta olup, devamında davalıların murisi ile davacı ... arasında tarihsiz olarak düzenlenen daire paylaşım protokolü ile dava konusu edilen dairelerin davacı kooperatife devredileceğinin kabul edildiği, davalının savunmalarında da dava konusu bağımsız bölümlerin inşaatın tamamlanma oranına göre dava dışı yüklenici ...’ye veya onun gösterdiği kişilere yapıldığını kabul ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma öncesinde davanın belirsiz alacak davası olarak 50.000,00 TL bedel üzerinden açıldığı, sonrasında dosyaya kazandırılan İnşaat Mühendisi ... tarafından hazırlanan 18.11.2016 tarihli bilirkişi raporu ile bedel tespiti yapıldığı, 12.08.2018 tarihli 17.celsede tahkikatın tamamlandığının taraflara ihtar edildiği ve bu aşama da dahil davacı tarafça bedel artırım dilekçesi sunulmadığı gibi davanın ıslah da edilmediği, her ne kadar bozma sonrasında davacı tarafça eksik harcın ikmâli ile ilgili talepte bulunulmuş ise de davalı tarafın usulü müktesep hakkının gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın dava dilekçesindeki talep sonucuna bağlı kalınarak kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma sonrası yapılan yargılamada, taraflarınca ıslah yapılıp harcın tamamlanması için süre istenmesine rağmen mahkemece reddedilerek davanın sonuçlandırıldığını beyan etmektedir.

2-Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; kooperatifin davacı sıfatına haiz olmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi, söz konusu protokolün muvazaalı ve gabin yoluyla tanzim edildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/609 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir (HMK 107/1). Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır (HMK 107/2). Belirsiz alacak davasında alacağın tamamı dava edilmekte, ancak davanın açıldığı tarihte alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi davacıdan beklenememekte veya bu belirlemeyi yapmak davacı açısından imkânsız bulunmaktadır. Alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün hale geldiğinin tespiti mahkemece yapılacaktır. Hâkim, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin “mümkün olduğu anda” talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için davacıya iki haftalık kesin süre verecektir. Hakim tarafından süre verilmesi 7251 sayılı Kanunla yapılan ve 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle getirilmiş olup verilen süreye rağmen alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmemesi durumunda dava, davanın talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacaktır. Maddenin değişiklik öncesi hali ise; karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir" şeklindedir. Belirsiz alacak davasında Yargıtay bozma kararından sonra da bedel arttırımı yapılması ve harcı yatırılarak dava değerinin artırılması mümkündür. (Örnekler: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2023 T. 2022/9-1193 E., 2023/983 K. ve 15.06.2021 T. 2019/9-304 E. 2021/774 K. sayılı kararları) Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; tazmini gereken zarar miktarını davacı tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkündür. Dava, 50.000,00 TL üzerinden belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı ilk derece mahkemesinde verilen ilk karar öncesinde bedel artırımı yapmamış buna ilişkin bir harç yatırmamış ise de davanın kabulü gerektiğine değinen bozma kararına uyulması sonrasındaki beyanında bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden eksik harcı ikmal etmek üzere süre verilmesini istemiştir. Bu beyan miktar artırımı yapılacağını da gösteren bir beyan olup, bu talep hakkında bir karar ve süre verilmeksizin dava karara bağlanmıştır. Gerekçeli kararda ise bu konuda, "bozma öncesinde davanın belirsiz alacak davası olarak 50.000,00 TL bedel üzerinden açıldığı, sonrasında dosyaya kazandırılan İnşaat Mühendisi ... tarafından hazırlanan 18.11.2016 tarihli bilirkişi raporu ile bedel tespiti yapıldığı, 12.08.2018 tarihli 17. celsede tahkikatın tamamlandığının taraflara ihtar edildiği ve bu aşama da dahil davacı tarafça bedel artırım dilekçesi sunulmadığı gibi davanın ıslah da edilmediği anlaşılmış, her ne kadar bozma sonrasında davacı tarafça eksik harcın ikmali ile ilgili talepte bulunulmuş ise de davalı tarafın usulü müktesep hakkı da gözetilerek davanın dava dilekçesindeki talep sonucuna bağlı kalınarak" karar verildiği belirtilmiştir. Bozmaya konu 18.04.2018 tarihli karar; sözleşmede, "muris ... adına tescil edilen taşınmazların davacıya tescil edileceğine dair ...'yi bağlayan bir hüküm olmadığı, ...'ye düşen taşınmazların devrine ilişkin yükümlülüğün temlik sözleşmeleri gereğince ...'de olduğu, bu nedenle sözleşmeye aykırı davranan kişinin ... olduğu, varsa sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı tazmin edilecek zararın dava dışı ...'den istenmesi gerektiği" gerekçesiyle verilmiş ret kararı olup, mahkemece davacı alacağının varlığını ve miktarını belirleyen bir karar verilmiş değildir. Davanın reddine karar verilmiş ve hüküm kısmında pasif husumet yokluğu ibaresi yer almamış ise de bu karar gerekçesi itibarıyla davalı sıfatının (pasif husumet) yokluğu nedeniyle verilmiş bir ret kararıdır.

Mahkeme davalı sıfatının yokluğuna dayalı bir karar vermiş olup, bu karar öncesinde alacağın varlığını ve miktarını belirleyerek bir karar vermiş olduğu düşünülemez. Bozma öncesinde alacağın varlığı ve miktarı belirlenmiş olmadığına ve davalı sıfatının varlığını kabul eden bozma kararı sonrası davacının alacağının miktarını belirleyerek miktar artırımı yapabileceğinin kabulü gerekir. Kaldı ki, ilk karar sonrası ancak bozma kararı sonrası yapılan ilk duruşmada kanun değişikliği yürürlüğe girmiş olup, hakim tarafından miktar artırımına ilişkin iki haftalık süre verilmesi zorunlu hale gelmiş iken buna da uyulmamıştır. Bozma öncesi miktar artırımı yapılmamış olması ile usulü kazınılmış hak doğduğu ve artık miktar arttırımı yapılamayacağından da söz edilemez. Öte yandan tahkikat bitinceye kadar miktar arttırımı yapılacağına dair hüküm, ilk karar sonrasındaki kanun değişikliği ile gelmiş olup önceki karar tarihinde böyle bir sınırlama da yoktur. Bozma öncesi verilen ret kararı sıfat yokluğuna dayalı olduğundan sonrasında esasa girilerek verilecek karar da tüm delillerin toplanıp toplanmadığı, alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı yönünden bir inceleme ve değerlendirmeyi gerektirdiğinden bozmaya uyulduktan sonra da tahkikat işlemi yapıldığının kabulü gerekir. Bu yönüyle de bozma sonrası miktar arttırımına usulen de bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece HMK 107/2. maddeye göre miktar arttırımı yapmak ve harcı yatırmak üzere davacı vekiline iki hafta süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken miktar arttırma isteğini de kapsayan harç yatırma isteği konusunda ara kararı kurulup süre verilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı geektirmiştir.

VII. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı arsa sahipleri vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Davacı dava dilekçesinde davalının sözleşmeye aykırı hareket ederek 9 adet dairesinin elinden çıkmasına sebebiyet verdiğini, bu dairelerin değerinin tespitiyle tespit edilen bu değerden şimdilik 50.000,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı dava dilekçesinde davasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 107. maddesinde belirtilen belirsiz alacak davası olarak açtığını belirtmemiştir. Dava dilekçesindeki talep dikkate alındığında davacının davasını HMK 109. maddesi uyarınca kısmi dava olarak açtığı anlaşılmıştır. Ayrıca bir davanın HMK 107. madde hükmü uyarınca belirsiz alacak davası olarak görülebilmesi için davacının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olması gerekir. Dava konusu 9 adet dairenin değerinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı ... tacir olup, kat karşılığı inşaat sözleşmesi karşılığı inşaat yapmakta olup, yüklenici olarak kendi yapmış olduğu inşaattaki dairelerin değerini her zaman tam ve kesin olarak belirleyecek durumdadır. Bu nedenlerle davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesi mümkün olmayıp, davanın kısmi dava olarak açıldığı gözönüne alınarak karar verilmesi gerekirken, sayın çoğunluğun davanın belirsiz alacak olarak görülmesi yönündeki görüşüne katılamamaktayım. HMK 177/2 maddesi uyarınca Yargıtay'ın bozma kararından sonra ıslah yapılabilmesi için dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması gerekir. İlk Derece Mahkemesi bozmadan sonra yapılan yargılamada, ilk duruşmada bozma ilâmına uymuş, araştırılacak başka bir işlem kalmadığından hiçbir tahkikat yapmadan (HMK 184. md.) karar vermiştir. Bu nedenle HMK 177. maddedeki yasal koşullar oluşmadığından bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından sayın çoğunluğun bu yöndeki görüşüne de katılamamaktayım. Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinin düzelterek onanması gerektiği kanaatindeyim.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1380, K. 2026/950, T. 12.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1380-e-2026-950-k-2bba6e5f4771