Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/1989 E. 2026/3343 K. – Şantaj
Konu: Şantaj
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1989
- Karar No
- 2026/3343
- Karar Tarihi
- Konu
- Şantaj
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2355 E., 2025/4436 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.09.2019 tarihli ve 2018/36 Esas, 2019/290 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c, 62... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.01.2022 tarihli ve 2019/3980 Esas, 2022/11 Karar sayılı kararı ile, sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının kabulü ile, "Sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde tek bir zincirleme şekilde şantaj suçunu oluşturduğu ve haklarında 5237 sayılı Kanun'un 107/1. ve 43. maddeleri uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde yağma suçundan hükümler kurulmak suretiyle fazla cezalara hükmolunması, kanuna aykırı ancak bu hususun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280, 303. maddeleri uyarınca düzeltilmesi olanaklı görülmekle, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/36 esas ve 2019/290 karar sayılı kararı ile yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin 1, 2 ve 3. fıkralarının kaldırılmasına, yerlerine; sanıklar hakkında şantaj suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 107/1, 43/1-2, 62, 52/1-2-3-4. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 2.000,00 TL Adli para cezası ile cezalandırılmalarına" biçiminde düzeltilerek, diğer bendler ve hususlar aynen hükümde bırakılmak ve teselsül ettirilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesi gereğince verilen yetki uyarınca, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi gereğince ilk derece mahkeme hükmünün düzeltilerek ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
C. Bozma İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12.05.2025 tarihli ve 2023/13774 Esas, 2025/5165 Karar sayılı kararı ile özetle, "Sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlere yönelik istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılarak duruşma açılmaksızın suç vasfı değiştirilerek şantaj suçundan yeni hüküm kurulmak suretiyle mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümleri bakımından aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanıklar hakkında hüküm kurulması karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur." şeklindeki gerekçe ile bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.12.2025 tarihli ve 2025/2355 Esas, 2025/4436 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, şantaj suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 107/1, 43/1-2, 62/1, 52... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Temyiz Sebepleri Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, ölçülülük ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, atılı suçu işlediklerine dair, soyut iddia ve beyan dışında mahkumiyete yeter nitelikte delil bulunmadığına, suç işleme kasıtlarının bulunmadığına, sanıkların beraatine, kabule göre de, temel cezanın alt sınırdan tayinine, teşebbüs hükümleri ile lehe hükümlerin uygulanmasına, ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 5237 sayılı Kanun'un “Zincirleme Suç” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” şeklinde zincirleme suç tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” denilmek suretiyle zincirleme suçtan farklı bir müessese olan, aynı nev’iden ... içtima kuralı düzenlenmiştir. Sanıkların, birden fazla mağdura yönelik, birden fazla ve farklı zamanlarda eylemlerini gerçekleştirmesi durumunda, sanıkların bu eylemleri, aynı kast altında tek bir suç olarak kabul edilerek, 5237 sayılı Kanun'un ilgili maddesi uyarınca belirlenecek temel ceza, zincirleme suç hükümleri gereği aynı sayılı Kanun'un 43/2. maddesine göre artırıldıktan sonra, yine temel ceza üzerinden anılan Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılarak bulunacak miktarın, önceki cezaya ilavesiyle sonuç cezanın saptanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanıklar müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, eleştiri dışında, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararında, sanıklar ..., ..., ..., ... müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,20.04.2026 tarihinde karar verildi.