Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/6502 E. 2026/4046 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/6502
Karar No
2026/4046
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4519 E., 2024/2425 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli 2022/5 02... /558 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 58, 53. maddeleri uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.05.2023 tarihli ve 2022/3694 Esas,2023/1943 Karar sayılı kararı ile anık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulü ile "sıcağı sıcağına alınan, henüz yönlendirmeye tabi olmayan şikâyetçinin soruşturma evresinde şikayetçi sıfatı ile vermiş olduğu 17.02.2019 tarihli şikayet dilekçesinde ve 20/09/2019 tarihli ifadesinde sanığın oğlu olduğunu, eşinin öldüğünü, oğlu ile birlikte yaşadığını, oğlunun alkol ve uyuşturucu madde kullandığını, kendi rızası dışında internet bankacılığı işlemleri yapıp, telefonunu kendi telefonuna yönlendirdiğini, bu şekilde internet bankacılığı şifresini elde ettiğini, maaşından ve hesabından rızası dışında 5.600,00 TL para çektiğini, daha sonra bu paraları ... ve ... isimli kişilere havale ettiğini, bu olayın 18/06/2019 tarihinde meydana geldiğini, ayrıca oğlunun kendisine sürekli hakaret ettiğini, sürekli fiziksel şiddet uyguladığını, kendisine zorla bankadan kredi çektirmek ve para aldırmak istediğini, bunun için ölümle tehdit ettiğini, bu nedenle 9.000,00 TL krediyi ...'tan onu ölümle tehdit etmesi nedeniyle çektiğini, parayı onun aldığını ve kredi borçlarını da ödemediğini, ayrıca 03/05/2019 tarihinde telefonu elinden zorla alarak satmak için götürmek istediğini, kendisinin bu eyleme direndiğini, bu sırada kendisine sinkaflı kelimeler ile hakaret ettiğini, kesici bir alet ile kendisini yaraladığını, bu konuda rapor aldığını, ancak telefonunu alamayınca kendisinin oğluna aldığı telefonu alıp gidip sattığını şikayet ettiği, bu minval üzerine başlanan soruşturmada aldırılan adli tıp raporları ile tamamlanan soruşturma neticesinde 10/01/2020 gün ve 2020/2628 sayılı esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında tehdit, basit yaralama, hakaret ve yağma suçlarından kamu davası açıldığı, ancak iddianamenin mahkemesince iade edilmesi üzerine bu kerre 11.05.2022 gün ve 2022/35733 esas sayılı iddianame ile sanık hakkında yağma suçundan kamu davası açıldığı, tanzim olunan iddianamede iki ayrı yağma eyleminde bahsolunduğu, bunlardan birincisinin sanığın tehdidi nedeniyle DenizBank'tan 9.000,00 TL kredi çekmek olduğu, bu eylemden sonra 03.05.2019 tarihinde sanığın şikayetçinin elinden cep telefonunu zorla yağmalamaya çalıştığının da iddianamede anlatılarak bu eyleminde ayrı bir yağma eylemi olarak iddianamede belirtildiği, ilk derece mahkemesince ise tek bir nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, ve ancak hangi eylemin sabit kabul olunup hüküm kurulduğunun açıkça belirtilmediği" gerekçesiyle hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-f. maddesi uyarınca bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

C. Bozmadan Sonra İlk Derece İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2023/296 Esas, 2023/585 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 35/2, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

D. Bozma Sonrası İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 16.07.2024 tarihli ve 2023/4519 Esas, 2024/2425 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafinin başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Dosyada mağdurun şikâyetinden vazgeçtiği, herhangi bir zararın oluşmadığı, sanıkta herhangi bir eşyasının bulunmadığı, sanık ile mağdur arasında soy bağı olduğu, kredi çekme ve mağdurun cep telefonunu alıp satmadığı gibi olayların yaşanmadığı hususların dikkate alınmadan hüküm kurulduğu, bu durumun haksız ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dosyanın tekrar gözden geçirilmesine, temyiz hakkını kullanmak istediğine, gereğinin yapılmasına ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.05.2023 tarihli ve 2022/3694 Esas,2023/1943 Karar sayılı karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.05.2023 tarihli ve 2022/3694 Esas,2023/1943 Karar sayılı bozma kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de, bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:

1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.

Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.

Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).

Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.05.2023 tarihli ve 2022/3694 Esas,2023/1943 Karar sayılı bozma kararı ile İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/10/2022 tarihli 2022/5 02... /558 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,07.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/6502, K. 2026/4046, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-6502-e-2026-4046-k-d2466743cc1d