Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/6429 E. 2026/4045 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/6429
Karar No
2026/4045
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3571 E., 2024/2587 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Hükmedilen cezanın süresi itibarıyla koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun'un) 299. maddesi uyarınca yerinde görülmemiştir.

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2023 tarihli ve 2023/305 Esas, 2023/448 Karar sayılı kararı ile her ne kadar sanık hakkında "birden fazla kişi tarafından silahla yağma" suçundan, cezalandırılması sebebiyle kamu davası açılmış ise de 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin (1. Heyet) 03.07.2024 tarihli ve 2023/3571 Esas, 2024/2587 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının Ceza Muhakemesi Kanununun 280/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın "5237 sayılı Kanun'un 149/1 -a-c-h, 168/3-1, 58/6. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ikinci defa mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine" karar vermiştir.

II. TEMYİZ Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Bölge Adliye Mahkemesinin mahkûmiyet kararının kaldırılmasına ilişkindir.

III. KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir.

Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu hususu işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.

Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir.

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, mağdur ve sanığın birlikte araçla mağdurun kayınpederinin evine gittikleri esnada sanığın mağdurun elinden cep telefonunu çekip aldığı, yine sanığın mağdura silah doğrulttuğuna ilişkin, mağdurun soyut beyanları dışında dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, taraflar arasında husumet bulunduğu, bu kapsamda tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği dikkate alınmakla sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2 nci maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/6429, K. 2026/4045, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-6429-e-2026-4045-k-ec0401f4613a