Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/1552 E. 2026/4662 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/1552
Karar No
2026/4662
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1689 Esas, 2023/1742 Karar SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I.HUKUKİ SÜREÇ A.İlk Derece İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2020/199 Esas, 2023/257 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na (5411 sayılı Kanun) muhalefet suçundan; 5411 sayılı Kanun'un 160/2. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1, 62, 52/1, 2, 3, 4 ve 53/1, 2, 3. maddeleri uyarınca 13... gün hapis ve 2.080,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen adlî para cezasının miktarı, bankanın uğradığı zararın 3 katından az olamayacağından 13... gün hapis ve 152.745,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, önceki hükmün yalnızca sanık müdafi tarafından istinaf edilip 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 283. maddesi uyarınca yeniden verilecek hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağından neticeten 12... ay 7 gün hapis ve 152.745,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, adlî para cezasının birer ay ara ile 24 eşit taksitte alınmasına ve 5411 sayılı Kanun'un 160/2. maddesinin son cümlesi uyarıca bankanın uğradığı 70.216,20 TL zararın sanıktan tahsiline karar verilmiştir.

B.İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 16.10.2023 tarihli ve 2023/1689 Esas, 2023/1742 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alındığına, sanığın eyleminin nitelikli zimmet suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğine, dekontlardaki sahte imzaların müvekkili tarafından atıldığına ilişkin delil bulunmadığına, sanığın bankada işçi statüsünde olduğuna, yapılan işlemlerin tamamının müdürlerin onayına sunulduğuna, meblağın düşük olması nedeniyle cezada indirim yapılması gerektiğine, işlemler sanığın şifresi ile yapılmış ise de sanık tarafından yapıldığına ilişkin değerlendirme yapılamayacağına, zararın karşılandığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmasına gerektiğine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı ilâmında da açıkça belirtiliği üzere; "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemelerince hükmün bozulmasına karar verilen hâllerde bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermesi gerekmekte olup, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması söz konusu olacaktır." Bu nedenle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, kanuni dayanağı bulunmayan 09.06.2020 tarihli bozma kararı ile anılan bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen 04.07.2023 tarihli kararına hukuki değer atfedilemeyeceği gözetilerek, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 04.07.2023 tarihli ve 2023/1689 Esas, 2023/1742 Karar sayılı kararı; İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.10.2019 tarihli ve 2015/55 Esas, 2019/504 Karar sayılı hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.

III.KARAR Başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 16.10.2023 tarihli ve 2023/1689 Esas, 2023/1742 Karar sayılı kararının ''Değerlendirme ve Gerekçe'' bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/1552, K. 2026/4662, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-1552-e-2026-4662-k-6ce2ab3353df