Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/4355 E. 2026/3766 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4355
Karar No
2026/3766
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/904 E., 2024/1112 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,

Sanıklar müdafilerinin duruşma talebinin 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanık hakkında Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.02.2024 tarihli 2023/7 esas, 2024/70 karar sayılı kararıyla nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 149/1-a-b-c-d-h., 168/3-2, 62, 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 07.05.2024 tarihli, 2024/904 Esas ve 2024/904 Karar sayılı kararı ile sanıklar müdafileri, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine; 5271 sayılı Kanun'un 280/1.a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Yeterli delil elde edilmeden ve yeterli kanaat oluşmadan mahkumiyet kararı verilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Suçun işlenmesine yönelik bir başkasını harekete geçirdiğini veya desteklediğini bilmeyen kimse bu suça azmettirme nedeniyle cezalandırılamayacağı, illiyet bağının bulunmadığı, sanığın olay sonrasında da menfaat sağlamadığı, yağma suçunun işlenmesi için gerekli olan faydalanma kastının oluşmadığı, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi İncelendiğinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemi incelendiğinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın savunmalarında üzerine atılı suça ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmemesi, sanık ...'ın ...'u araması üzerine ev arkadaşı ... ile de konuştukları, sanık ...'ın istikrarlı beyanlarına göre sanık ... ve arkadaşlarını korumak amacıyla ... büfede uyuşturucu satıldığını o tarafa gitmemeleri konusunda uyardığı, ertesi gün tekrar sanık ...'ın arayıp büfeyi gasp edeceklerini söyleyip adresi sorması üzerine, gasp edeceklerine inanmadığı için adresi verdiği, telefon ile konuştukları sırada aynı yerde bulunan tanık ...'ın alınan beyanında bu hususu doğruladığı ve büfede bulunanları dövmeleri veya büfeyi basmaları yönünde herhangi bir telkini, talimatı olmadığını belirtmesi karşısında atfı cürüm niteliğinde olan sanık ... ve temyize tabi olmayan diğer suça sürüklenen çocukların beyanı dışında, hükümlülüğe yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın yağma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR 1. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

2. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 30.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/4355, K. 2026/3766, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-4355-e-2026-3766-k-76535664ca14