Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/4437 E. 2026/3767 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4437
Karar No
2026/3767
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/5455 E., 2024/608 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanık hakkında Bafra Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21.09.2022 tarihli 2022/134 Esas, 2022/195 Karar sayılı kararıyla nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 149/1-a.c.h., 168/3, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

B. İstinaf Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 06.03.2024 tarihli, 2022/5455 esas ve 2024/608 karar sayılı kararı ile sanıklar müdafilerinin istinaf istemi üzerine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun'un) 280/1.a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yağma kastının bulunmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığı, sanıklar tarafından gerçekleştirilen fiilin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a maddesinin uygulanmasının hatalı olduğu, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Atılı suçun işlendiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, yağma kastının bulunmadığı, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Malı almaya yönelik tehdit ve cebir eylemi yağmaya dönüştürür.

Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. 148. madde gerekçesinde "... Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir..." şeklinde açıklaması yapılmıştır.

Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadar ki aşamada kullanılan cebir veya tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürür.

Tehdit ve cebrin malı şikâyetçinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik olması gerekir, sonra gerçekleşen cebir ve tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.

Cebir ve tehdit malın kendisine teslimine yada geri alınmasını engellemeye yönelik ise eylem yağmaya dönüşecek, tamamlandıktan sonra kendini kurtarmaya, olay yerinden kaçmaya yönelik ise tamamlanan hırsızlık ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir.

Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir.

Tehdit, malı teslime zorlamaya veya iade edilmesini istemekten vazgeçirmeye elverişli olmalıdır. Yani objektif ve orta seviyedeki herkes bu hareketi tehdit olarak anlayacak ve etkilenebilecek olmalıdır. Mağdurun aşırı korkaklığı ya da evhamları nedeniyle korkuya kapılıp eşyayı tesliminde yağma oluşmaz, hırsızlık oluşacaktır.

5237 sayılı Kanun'un temel yağmayı düzenleyen 148/1 fıkrası, 765. sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1. fıkrasını özünde aynen aktarmasına rağmen 495/2. fıkrasında düzenlenen "Dolaylı yağma" yada "yağmaya dönüşen hırsızlık" denilen hususlara yer vermemiştir. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddede düzenlemeye göre, mal alma işlemi tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmektedir. Malını hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra geri almak isteyen kişiye (mağdura) karşı başvurulan cebir veya tehdit, yağma suçunu oluşturmaz. Bu husus madde gerekçesinde de “Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur.

Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir" şeklinde açıkça gösterilmiştir.

Kısaca özetleyecek olursak; malın alınması veya geri alınmasının engellenmesi amacıyla cebir veya tehdit uygulanması gerekir. Hırsızlık eyleminin tamamlanmasından sonra eşyanın veya paranın geri alınması sırasında uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.

Hırsızlık açısından, doktrinde kabul edilen ve Yargıtay uygulamalarında da dayanılan "sahip olma teorisi"nin savunduğu gibi mağdurun hakimiyet alanından çıkması ile eylem tamamlanır. Hakimiyet alanıda fiziki sınırlardır. Fiziki sınırları belli olan dairenin veya binanın dışına sıcak takip olmaksızın çıkılması ile hırsızlık tamamlanacaktır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar ile mağdurun arkadaş oldukları, mağdurun sanıkları araca aldıktan sonra aralarında bir nedenden dolayı tartışma yaşandığı, bu tartışma nedeniyle mağdurun aracı durdurarak markete kaçtığı, kamera kaydına göre mağdur araçtan indikten sonra sanıkların da araçtan inerek önce peşinden gittikleri ancak kalabalığı görünce kaçarak araca binip oradan uzaklaştıkları ve biraz gittikten sonra aracı park ederek mağdurun abisini arayarak aracın yerini söyledikleri, tanık anlatımı ile bu hususun doğrulandığı, mağdur ile sanıklar arasında araçtaki tartışma nedeniyle husumet oluştuğu, sanığın parası ve cep telefonunun mağdurlar tarafından alındığına dair çelişkili mağdur beyanları dışında delil bulunmadığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu cevabına göre 14.03.20 22... .04.2022 tarihleri arasında suça konu telefonun mağdura ait hat ile kullanılmaya devam edildiğinin belirtildiği, şüpheden sanıkların yararlanması gerekiği birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların istikrarlı beyanları da göz önüne alındığında sanıkların mağduru kovaladıkları sırada oluşan kalabalık nedeniyle kalabalıktan kurtulmak, kaçmak amacıyla araca binerek uzaklaştıkları, belli bir süre sonra park ettikleri, her ne kadar 14.03.2022 tarihli tutanağa göre aracın polisler tarafından bulunduğu belirtilmişse de, sanıkların park ettikten sonra mağdurun abisine aracın yerini haber verdiklerinin sabit olduğu anlaşılmakla, mağdura yönelik cebir ve tehdidinin bir malı almaya yahut bir malın kendisinden alınmasını önlemeye yönelik olmadığı, sanıkların olay yerinden kaçmak maksadıyla araç ile uzaklaştıkları, bu suretle eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun'un 86... veya 147 inci maddelerinde ki kasten yaralama, kullanma hırsızlığı, zorunluluk hâli suçlarını oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bafra Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,30.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/4437, K. 2026/3767, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-4437-e-2026-3767-k-d3cabdb4e26d