Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/8890 E. 2026/11109 K. – Kamulaştırmasız

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/8890
Karar No
2026/11109
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3579 Esas, 2025/4165 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/996 Esas, 2025/482 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine, kamu düzeni gereği yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 16.01.2026 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

Ek karar, davalı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 21.05.2026 tarihli ve 33260 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.02.2026 tarihli ve 2026/49 Esas, 2026/48 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) alt bendinin " istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.

Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla 16.01.2026 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, Mamak ilçesi, ... Mahallesi 362 23... parsel taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında eğitim alanı olarak ayrıldığından tazminat alacağının davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza iadece el atılmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, bedelin yüksek belirlendiğini, ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini ve nispi vekâlet ücreti yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Eğitim Tesis Alanı" olarak ayrıldığı, taşınmazın boş arsa görünümünde olup, üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığını, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş deyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceğini, bu itibarla; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle bedelinin tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, yerleşik Yargıtay içtihatları ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın konusunun para olması nedeniyle hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine nispi vekâlet ücretine karar verilmesi doğru olduğu gibi, hükmedilen kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedeline Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiğinden hükmedilen kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz işletilmesinin de doğru olduğu, ancak dava konusu taşınmazda davacılar murisi ... adına kayıtlı hissenin davacıların veraset kaydındaki hisseleri oranında tapusunun iptali ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de tescil hükmü kamu düzenine ilişkin olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi doğru olduğu gibi bedelin sorumlu davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Dava konusu taşınmaza fiilen elatılmamış olduğu gözetildiğinde, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası uyarınca ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 16.01.2026 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (8) numaralı bendinde bulunan "78.390,63 TL" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılması, yerine "30.000,00 TL maktu" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/8890, K. 2026/11109, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-8890-e-2026-11109-k-570f13097482