Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/774 E. 2026/10905 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/774
- Karar No
- 2026/10905
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/326 Esas, 2025/383 Karar KARAR : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 10 53... ve 34 parsel sayılı taşınmazların müvekkillerinin murisi ... adına kayıtlı iken usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmaksızın hukuka aykırı olarak tapu kaydının iptal edildiğini, kendilerine herhangi tebligat yapılmadığı gibi, herhangi bir bedel de ödenmediğini ileri sürerek tescil davasında taraf teşkili sağlanmaksızın karar verildiğini ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların ... memba alanında yer aldığını, taşınmazların vakfedilmek suretiyle kamuya tahsis edilme olgusunun 1956 yılından çok öncesine dayandığını, bu kapsamda 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun (221 sayılı Kanun) ile kamulaştırılmış bir taşınmaz olduğunu, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/94 Esas, 1970/748 Karar sayılı kararı ile söz konusu taşınmazların 221 sayılı Kanun'a göre ... İdaresi adına tescil edildiğini, tescil kararının 221 sayılı Kanun’a uygun şekilde verildiğini, bu nedenle yolsuz tescil olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin taşınmazları sicil dışı iktisap ettiğini, yapılan tescil işleminin açıklayıcı mahiyette olduğunu, 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz bedelinin hak düşürücü süre içinde talep edilmediğini ve dava açma hakkının süre yönünden ortadan kalktığını, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli ve 2019/204 Esas, 2022/486 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 07.10.2024 tarihli ve 2022/2590 Esas, 2024/1580 Karar sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin 04.08.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun iptal edildiğinden Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesinde sonucu itibari ile bir isabetsizlik bulunmadığı, kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmazlara, mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi hükmedilen bedelin adil ve hakkaniyete uygun bulunduğu, taşınmazın davalı idare adına tesciline ilişkin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/94 Esas, 1974/748 Karar sayılı dosyasında davanın hasımsız olarak yürütülmesi sebebiyle yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli, 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli, 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli, 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli, 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar müvekkillerinin murisi adına kayıtlı iken hiçbir bedel ödenmeden ve ilgililere bilgi verilmeden kamu hizmetine tahsis edildiğini, bu durumun mülkiyet hakkının açık ihlali olduğunu, kamulaştırma işleminin gıyapta yapıldığını ve savunma hakkı tanınmadığını, 1970 tarihli tescil işleminin hasımsız ve murisin bilgisi dışında gerçekleştirildiğini, bu nedenle 221 sayılı Kanun’a dayalı olarak kazanılmış hak iddiasının, savunma hakkı ve adil yargılanma ilkesiyle bağdaşmadığını, müvekkilleri murisinin taşınmazı 1967 yılında tapu siciline güvenerek edindiğini, tapu kayıtlarında taşınmazın kamu hizmetine tahsis edildiğine dair herhangi bir şerh, takyidat veya açıklama bulunmadığını, tapu siciline ... ilkesi gereği iyiniyetli edinimin korunması gerektiğini, 221 sayılı Kanun’un 1956 yılı öncesinde fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar için geçerli olup, 1961–1963 yılları arasında hak düşürücü süre içinde başvuru yapılmasını öngördüğünü, 221 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği halde bu normun uygulanmasının mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu, iptal kararının geçmişe etkisi olmasa da iptal edilen normun uygulanmasıyla doğan mağduriyetin giderilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümemesi ilkesinin bu dava açısından uygulanamayacağı ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verildiği hâlde, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.