Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1032 E. 2026/10831 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1032
Karar No
2026/10831
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/367 Esas, 2025/2073 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/611 Esas, 2023/494 Karar

Taraflar arasındaki 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi,... Mahallesi 4 19... parsel sayılı taşınmaz 1954 yılından beri kamuya tahsis edilerek yol olarak kullanıldığından taşınmazın 221 sayılı Kanun hükümleri gereğince yol olarak terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1944 yılında bahsedilen kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun tamamlanmadığını, 1952 yılında yapılan tesis kadastrosunda taşınmazın istimlak eden belediye adına değil taşınmaz mutasarrıfları adına tescil edildiğini ve ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/114 Esas sayılı dosyasında mahlulen Vakıf adına 16.04.2010 tarihinde tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın yaklaşık 40-45 yıldır fiilen yol olarak kullanıldığı tespit edildiğinden önce davacı idareye uzlaşma için başvurulduğunu ve taşınmazın bedelini İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/126 Esas sayılı dosyasında talep ettiklerini, uzlaşma talebine karşılık davacı idarece kamulaştırıldığına dair herhangi bir bilgi verilmediğini, istimlake ilişkin ve istimlak bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge bulunmadığını, kaldı ki taşınmazın 2010 yılında Vakıflar Kanunu gereği müvekkili idare adına tescil edildiği gözetilerek davanın açılmasında müvekkili idarenin bir kusuru bulunmadığını, icareli ya da mukataalı vakıf taşınmazlarının asıl malikinin tapuda adına kayıt bulunan mutasarrıfı değil Vakıf tüzel kişiliği olduğunu, tapuda mutasarrıf adına gözüken kaydın mülkiyete değil sadece tasarrufa delalet ettiğini, müvekkili Vakıf adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu gibi yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesinin de yerinde olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve davalı tarafından davacı idare aleyhine açılan İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/126 Esas, 2025/407 Karar sayılı doyasında alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaza 1956 yılı öncesinde el atıldığı anlaşılmakla, her ne kadar Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun iptal edilmiş ise de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4'üncü maddesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararları ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın tapusunun iptali ile yol olarak terkini istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı ... Genel Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1032, K. 2026/10831, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1032-e-2026-10831-k-8020014cf2b3