Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/326 E. 2026/10081 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/326
- Karar No
- 2026/10081
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/197 Esas, 2025/1835 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Derik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/276 Esas, 2022/431 Karar
Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince yapılan düzeltme nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mardin ili, Derik ilçesi, ... köyü (Mahallesi) mevkiinde kain 360.500,00 m²lik 131 nolu parselin (toplulaştırma öncesi parsel numarası) yüzölçümünde hata olduğu iddiası ile Mardin Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesine göre yapılan düzeltme sonucunda azalma meydana geldiğini, mülkiyet hakkının kaybı nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Maliye Hazinesinden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının kayba uğradığını iddia ettiği taşınmaz kısımlarının komşu parsellere kayıp kaymadığının tespiti ve bir kayma olduğunun tespiti halinde ise yüzölçümü genişleyen taşınmaz malikine karşı tapu iptali ve tescil davası açılabileceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu objektif bilimsellikten uzak olap davaya konu taşınmazın metre kare birim fiyatları fahiş miktarda belirlenmiş olduğunu, taşınmaz birim fiyatlarının gerçek rayiç değerinin çok üstünde belirlenmiş olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinin uygun olduğu; ancak davacının taşınmazdaki hissesi 6/80 olup, ilk satın aldığı 3/80 hisseye karşılık gelen kısımdaki azalan bedelini talep etmekte haklı olduğu; ancak ikinci satın aldığı 3/80 hisseye ilişkin bedeldeki azalmayı talep etmesinin ilk düzeltme işleminin kendisine tebliğ edildikten sonra gerçekleştiğinden iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle doğru olmadığı, azalan toplam miktar 19.241,09 m² olup, bunun yarısı olan 9.620,53 m² alan talep edilmeyeceğinden bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre 9.620,53 m² X 20,08 TL = 193.180,24 TL (Taleple bağlı kalınarak 193.000,00 TL) yönünden kısmen kabul kararı verilmesi gerekirken davanın tamamen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediği gibi dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi 15.10.2012 olarak belirtilmesine rağmen talep aşılmak suretiyle 12.04.2012 tarihinden itibaren faiz işletilmesi de yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz itirazında bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekil temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolduğunu, Maliye Hazinesinin sorumlu olamayacağı, hükmedilen bedelin davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağı, davacının başvuru yapmadan doğrudan dava açmasının usule ve kanuna aykırı olduğu, Maliye Hazinesinin yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu olamayacağını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilerek davacının yüzölçümü eksilmesi nedeniyle uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Dava konusu taşınmazın 360.500,00 m² yüzölçümlü olduğu, davacının davaya konu taşınmazdaki 3/80 payını 22.09.2011 tarihinde satın aldığı, Tapu Müdürlüğünün 12.04.2012 yıllarında teknik hatalar formu ile 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereğince teknik hataların düzeltildiği ve taşınmazın 103.952,11 m² olarak tescil edildiği, eldeki davanın ise 29.03.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
4. Davaya konu taşınmazın 360.500 m² yüzölçümüne sahip olduğu, davacının yüz ölçümünün çok daha geniş bir alanı kapsayacağını ve dava konusu taşınmazın bu büyüklükte bulunmasının olanaklı olmadığını, bilebilecek durumda olduğu, dava konusu taşınmazları yıllarca kullandığı, devlet desteği aldığı, davacının bu kadar büyük bir hataya düştüğü inandırıcı bulunmadığı gibi 4721 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "durumun gereğine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyi niyet iddiasında bulunamaz" hükmü ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2025 tarihli ve 2023/5-16 Esas, 2025/36 Karar sayılı kararı karşısında davacının iyi niyetli olduğunun kabulü mümkün görünmediğinden iş bu taşınmazlar yönünden davanın kabulüne dair hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.