Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1140 E. 2026/9413 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1140
Karar No
2026/9413
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/... Esas, 2025/249 Karar KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Temyizdeki parasal sınırların uygulanmasına ilişkin 6100 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'in 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 22 inci maddesi ile “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiş, akabinde bu fıkra 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'in ikinci fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.

Dosya içeriğine göre; bozma sonrası yerel mahkeme karar tarihinin 07.10.2025 olduğu ve 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'in ikinci fıkrasına getirilen değişikliğin yürürlükte olduğu anlaşıldığından hüküm altına alınan davacı ... dışındaki davacılara ödenmesine karar verilen tazminat bedeli dava tarihleri itibari ile kesinlik sınırı altında kalmaktadır.

Bu nedenle; davalı idare vekili ile davacılar vekilinin davacı ... dışındaki davacılara ödenmesine karar verilen tazminat bedeli yönünden temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı idare vekili ile davacılar vekilinin davacı ... vekili yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 6 32... parsellerin müvekkilleri adına kayıtlı olduğunu, dava konusu parsellerin büyük bir kısmının .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/184 Esas sayılı dosyası ile kamulaştırıldığını, dava konusu yapılan 440,92 metre karelik kısmın dere taşkın sahası içerisinde kaldığını, kamulaştırmadan arta kalan kısmın dere taşkın sahası içerisinde bulunmasının çok az yüz ölçümlü olması nedeniyle tarım yapılması veya başka bir amaçla verimli olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla kamulaştırma işleminin kapsamı dışında kalan kısmın değer azalış oranının yüksek olduğunu, hiçbir ekonomik değerinin kalmadığını belirterek davaya konu 440,89 metrekarelik kısmın bedelinin şimdilik 10.000,00 TL'sinin yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini arz ve talep ettiği görülmüştür.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, uzlaşmanın dava şartı olduğunu gereğinin yerine getirilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; haklı olan davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kadastro parseli olduğunu, imar parseli durumuna dönüşmemiş olan taşınmazın ileride imar düzenlemesi sırasında diğer parsellerle birlikte imar durumu belirleneceğinden, arta kalan kısmın işe yaramaz olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesince bu husus dikkate alınarak davacıların davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelerden; dava konusu taşınmazın 3.329,18 m²lik kısmının dere yatağında kaldığından bahisle açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davada, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/190 Esas, 2022/517 Karar sayılı (eldeki davanın tefrik olduğu) kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın Daire denetiminden geçerek kesinleştiği, ilçe belediyesinin farklı tarihli yazılarından dava konusu taşınmazın tamamının uygulama imar planında park, dere ve kamu yoluna denk geldiği gözetildiğinde gerek Dairemizin yerleşik içtihatları, gerekse proje bütünlüğü ilkesi gereği taşınmazın 440,89 m²lik kısmı yönünden kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile işin esasına dair karar verilmesi gerekirken, kadastro parseli olan, imar parseli durumuna dönüşmemiş dava konusu taşınmazın ilerde imar düzenlemesi sırasında diğer parsellerle birlikte imar durumu belirleneceğine dair hukuki olmayan, farazi yoruma dayalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne ve el atma tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsili ile davacılara payları oranında verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun teknik ve bilimsel yeterlilikten uzak, objektif değerlendirmeler barındırmayan, bu haliyle de hüküm kurmaya elverişli olmayan bir bilirkişi raporu olduğunu bedelin düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından el atmanın söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinden yüksek gerilim hattı geçtiği hükme esas alınan raporda belirtilmesine rağmen tazminat miktarından herhangi bir indirim yapılmadığını, yine dosya içerisinde yer alan Yargıtay bozma kararında belirtilen yüzölçümü dışına çıkılarak fazla hesaplama yapıldığını, bunun üzerinden hüküm kurulduğunu, faiz başlangıcının hatalı gösteridiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davacılar Vekilinin Temyizi Yönünden; 1. Davacılar Vekilinin davacı ... dışındaki paydaşlara İlişkin Temyizi Yönünden; Temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,

2.Davacılar Vekilinin davacı ...'e İlişkin Temyizi Yönünden; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

B. Davalı İdare Vekilinin Temyizi Yönünden; 1. Davalı İdare Vekilinin davacı ... dışındaki paydaşlara İlişkin Temyizi Yönünden; Temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,

2. Davalı İdare Vekilinin Davacı ...'e İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1140, K. 2026/9413, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1140-e-2026-9413-k-08c1322d0b75