Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4445 E. 2026/479 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4445
- Karar No
- 2026/479
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1710 Esas, 2025/104 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/149 Esas, 2024/247 Karar
Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde özetle; dava konusu .... ili, ........ ilçesi, ......... Mahallesi 1 48... ve 4 parsel sayılı taşınmazlarıın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından uğramış olduğu zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline ve dava konusu taşınmazların müvekkilleri adına olan hisselerinin tapu sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın Bakanlık aleyhine açılması gerektiğini, husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki şartların oluşmadığını, taşınmazların arazi vasfında olduğunu, arsa olmadığını, bedelin yüksek belirlendiğini, asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirsiz ve kısmi alacak davası olarak açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın kısmi olarak açıldığından ıslahla artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, nispi vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibarıyla davacıya ait taşınmazların henüz tapu kaydı iptal edilmemiş ise de bu taşınmazların tapusunda "kıyı kenar çizgisi içinde kaldığına" ilişkin mevcut şerhin davacı açısından ileride doğacak zararına işaret ettiği, "mülkten yoksun bırakma" unsurlarının somut olayda gerçekleştiği, davacının "bu taşınmazı barışçıl şekilde kullanma imkanının bulunmadığı" anlaşıldığından davalı idarenin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi bağlamında kusursuz sorumluluğunun olduğunun kabulü ile arsa niteliğindeki taşınmaza; dava tarihinden öncesine ait özel amacı olmayan taşınmaz satışı esas alarak, emsal ile eksik-üstün yanları karşılaştırılmak suretiyle emsal incelemesi yöntemine göre değer biçilmesinde ve her bir dava bakımından ayrı ayrı nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın Bakanlık aleyhine açılması gerektiğini, husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taşınmazların arazi vasfında olduğunu, bedelin yüksek belirlendiğini, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazın belirlenen gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4.Birleştirilen davada dava konusu taşınmazın ada/parsel numaralarının hatalı yazılması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci madesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; B)2- numaralı bendinde yer alan "3 Parsel" ibaresinin çıkarılması, yerine “4 parsel” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.