Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4383 E. 2026/469 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4383
Karar No
2026/469
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/931 Esas, 2024/666 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/64 Esas, 2023/365 Karar

Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ............ ili, ..., (............Mahalle) Mahallesi 2 38... parsel sayılı taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; kıyı kenar çizgisi şerhinden kaynaklanan davanın bu işlemi gerçekleştiren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne karşı açılarak, müvekkili Hazine hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın tüm malikleri tarafından açılmadığından davanın ehliyet yokluğundan reddi gerektiğini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca kıyı çizgisi içinde kalan yerler özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden açılan tazminat davasının reddedilmesi gerektiğini, kadastro tespitinin hatalı yapılmasından kaynaklanan davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki sorumluluk kapsamına girmediğini, davacı tarafın taşınmazı satın aldığı kişiye karşı ayıplı mal satışı ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak davasını yöneltmesi gerektiğini, davacının uğradığı bir zararı bulunmadığı gibi aksi kanaate varılması halinde fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline, davacı adına olan tapu kaydının iptal edilerek kıyı vasfı ile terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; ıslah yoluyla artırılan miktara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, dosyaya sundukları emsallerin değerlendirilmediğini, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını, dolayısıyla yapılan tüm işlemlerin kanunlar ve kesinleşen mahkeme kararları çerçevesinde yapıldığını, Hazinenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, müvekkili Hazinenin kıyılar için tazminat ödemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının uğradığı bir zararı bulunmadığı gibi aksi kanaate varılması halinde fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince taşınmazın arsa olarak nitelendirilerek hesaplama yapılmasında, emsal olarak daha değerli olan ..........Mahallesi 1741 parsel sayılı taşınmazın uygun görülmesinde, emsal ile dava konusu taşınmazın belediye rayiç bedelleri arasında ters orantı olmamasında, emsal taşınmazın satış tarihinin üzerinden 10 yıl geçmemiş olmasına ve buna göre taşınmazın metrekare değerinin 3.343,34 TL/m² belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca davanın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini ve müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, kıyı kenar çizgisi şerhinden kaynaklanan davanın idari yargıda şerhi koyan idare olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu ...........ili, ..., .............. (...........) Mahallesi 2 38... parsel sayılı taşınmazın 20.12.2016 tarihli yenileme işlemi ile davacı adına tescil edildiği, taşınmazın tapu kaydına 14.06.2022 tarihinde kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığına dair şerh verildiği, eldeki davanın 04.02.2022 tarihinde açıldığı, taşınmazın halen davacı üzerine kayıtlı olduğu ancak dosya kapsamında yer alan fen bilirkişisi raporuna göre taşınmazın 7.624,19 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır.

3. Dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline, davacı adına olan tapu kaydının 7.624,19 m²lik kısmının iptal edilerek kıyı vasfı ile terkin edilmesine karar verilmesi yöntem itibarıyla yerindedir.

4. Dairemize aynı bölgeden intikal eden dava konusu taşınmaza 900 metre mesafede yer alan 2 40... parsel sayılı taşınmaz için Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/81 Esas, 2023/29 Karar sayılı dosyasında 08.03.2016 değerlendirme tarihi itibarıyla 1.189,06 TL/m² değer biçildiği, yine aynı taşınmaz için Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/689 Esas, 2018/469 Karar sayılı dosyasında 01.04.2014 değerlendirme tarihi itibarıyla 1.109,94 TL/m² değer biçildiği, dava konusu taşınmaza 1.250 metre mesafede yer alan 2 41... parsel sayılı taşınmaz için Van 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/65 Esas, 2021/556 Karar sayılı dosyasında 09.11.2016 tarihi itibarıyla 1.273,06 TL/m² değer biçildiği, dava konusu taşınmaza 1.400 metre mesafede yer alan 2 42... parsel sayılı taşınmaz için Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/317 Esas, 2020/445 Karar sayılı dosyasında 27.04.2016 değerlendirme tarihi itibarıyla 1.145,12 TL/m² değer biçildiği ve bu parsellere ilişkin kararların davalı idarelerin temyizi üzerine Dairemiz denetiminden geçerek onandığı dikkate alındığında, dava konusu taşınmaz için 04.02.2022 değerlendirme tarihi itibarıyla 3.343,34 TL/m² değer belirleyen bilirkişi heyetinden dava konusu taşınmaza yakın konumda olan parseller için belirlenen bedellerden ayrılma nedenleri konusunda ek rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Hazine vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/4383, K. 2026/469, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-4383-e-2026-469-k-18851fef4f5e