Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/6648 E. 2026/493 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6648
- Karar No
- 2026/493
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/586 Esas, 2024/1066 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, .......... ilçesi, ............. köyü 3 83... parsel (eski 12... parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, taşınmaz hakkında Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde verilen kararın kesinleştiğini, kesinleşme tarihinden itibaren de süresi içerisinde dava açılmadığını, davacıların 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki gerekçelere dayanarak idareden tazminat talep etme hak ve şartları oluşmadığı gibi tazminat talep edilen söz konusu taşınmazın tescil işleminin mahkeme kararına istinaden yapıldığını, Tapu Sicil Müdürlüğünün ve Maliye Hazinesinin dava konusu tescil işleminde herhangi bir hata ve kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.04.2015 tarihli ve 2014/114 Esas, 2015/167 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 14.04.2015 tarihli ve 2014/114 Esas, 2015/167 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; davacıların zararı, Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/198 Esas, 2003/620 Karar sayılı kararının kesinleştiği 25.03.2005 tarihinde oluşmuş olup Mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerektiği, Mahkemece dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi olan tapu iptal kararının kesinleştiği 25.03.2005 tarihi itibarıyla niteliğini belirlemeye yönelik bir araştırma yapılmadığı, bilirkişilerce taşınmazların bulunduğu bölgede emlakçılar tarafından satışı yapıldığı belirtilen emsal baz alınarak dava tarihine göre taşınmazın değerinin belirlendiği, hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazların tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği tarihte arsa vasfında olup olmadığı yeniden araştırılmalı, taşınmazın bu ilkelere göre arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise tarımsal gelir metoduna göre tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarihteki gerçek değeri tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.02.2021 tarihli ve 2017/162 Esas, 2021/108 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 19.02.2021 tarihli ve 2017/162 Esas, 2021/108 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olmakla değer tespit edilirken değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanmasının zorunlu olduğu, bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda piyasa araştırmasından ve imar uygulamasından bahsedilerek soyut ifadelerle değer biçildiğinden bilirkişi kurulu raporunun inandırıcı ve hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı, bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değeri belirlenirken dava tarihine göre değerlendirme yapıldığını, bozma sonrasında alınan bilirkişi raporu ile belirlenen bedel ilk karardan önceki belirlenen bedelden fazla tespit edildiğinden usuli kazanılmış hak hükümleri gözetilerek değerlendirme yapıldığını; ancak 16.07.2024 tarihli bedel artırım talebi tartışılmadan ve dikkate alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, yerel mahkemedeki yargılama sürecinden başlayarak kanun yolları tükeninceye kadar yeniden hesaplama sonucu artan tazminat ve alacak miktarlarının harcı yatırılarak, ıslah yoluna başvurulmaksızın ve karşı tarafın onamı aranmaksızın, birkaç kez artırılabileceği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin anlam ve amacına göre buna yasal bir engel bulunmadığını, bozma kararından sonra bedel arttırım dilekçesi verilerek tamamlama harcı yatırılmak suretiyle talebin artırılabileceği yönünde kararlar bulunduğunu, bozma sonrası 16.07.2024 tarihli bedel artırım talebinin yerel mahkemenin gerekçeli kararında tartışılmadığı ve dikkate alınmadığı, gerekçeli kararın gerekçe bölümünde "usulü kazanılmış hak şeklindeki değerlendirmenin," usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz değerinin fahiş hesaplandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu görüşüne göre ıslah ile istenen bakiye miktarlara ancak ıslahtan itibaren faiz işletilebileceği öngörülmeden alacağın tamamına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yani ıslah edilen 3.185.000,00 TL için dava tarihi olan 17.04.2014 tarihinden faiz işletilmesinin yerinde olmadığını, ayrıca davacı yanın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine de karar verilerek idare lehine de vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken davanın tamamen kabul kararı ile sonuçlandırılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına usulî kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.