Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/329 E. 2026/1123 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/329
Karar No
2026/1123
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/329 - 2026/1123 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/329 KARAR NO : 2026/1123

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.01.2025 NUMARASI : 2024/92 Esas 2025/27 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALILAR : 1 - VASİ :

: 2 - VEKİLİ : Av.

: 3 - VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 29.06.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı.... vekili ve davalı AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.07.2023 tarihinde, davalı... adına kayıtlı, davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, kavşakta davacı idaresindeki ... plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca şimdilik 100,00 TL değer kaybı, 100,00 TL onarım bedeli ve 100,00 TL araç mahrumiyeti zararının kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile, talebini hasar bedeli için 126.443,70 TL’ye, değer kaybı için 36.000,00 TL'ye, araç mahrumiyet zararı için 6.750,00 TL 'ye yükseltmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen tazminatın zamanaşımına uğradığını, KTK gereğince davacı usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığını, bu nedenle davanın usulen reddi gerektiğini, sigorta şirketinin, kaza tarihi itibariyle rizikodan poliçe limiti dahilinde 120.000,00.TL sorumlu olduğunu, kazanç kaybı bedelinden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. Davalı . Ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davada yetkili mahkemelerin Antalya mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul etmemekle birlikte davacının taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davalı şirketin ... plakalı araç üzerinde kaza tarihi itibari ile hakimiyeti ve işleten sıfatı bulunmadığını, davalı şirket tarafından aracın kazadan önce kira sözleşmesi yapılarak ile kiralandığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davanın esas yönünden de reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının %25 oranında, davalı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aracında meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının hesaplanması yönünden makine mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı sigorta şirketinin araç mahrumiyet zararından sorumlu olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacının tüm davalılara karşı açtığı hasar tazminatı ile araç değer kaybı tazminatı talebinin kabulü ile, 126.443,70.TL hasar tazminatı ile 36.000,00.TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 162.443,70.TL maddi tazminatın davalı ... AŞ yönünden sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 24.11.2023 tarihinden itibaren diğer davalılar ...Ltd. Şti ile ... yönünden ise kaza- haksız fiil tarihi olan 25.07.2023 tarihinden itibaren isletilecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının davalılar ... Ltd. Şti ile ... yönünden açılan araç mahrumiyet kaybı tazminat talebinin kabulü ile, 6.750,00.TL araç mahrumiyet kaybı talebinin, davalılar ... Şti ile ...'dan kaza- haksız fiil tarihi olan 25.07.2023 tarihinden itibaren isletilecek yasal faizi ile birlikte belirtilen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı tarafın davalı ... A.Ş.'ye karşı açtığı araç mahrumiyet kaybı tazminat talebinin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili, davalı.... vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın ticari olması nedeniyle hükmedilen tazminata avans faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı.... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın kazadan önce davalı şirket tarafından kiraya verilmiş olması nedeniyle davalı şirketin işleten sıfatının bulunmadığını, aracın önceki kazaları ve 2004 model olması nedeniyle değer kaybına uğramayacağını, belirlenen araç mahrumiyet zararının kabul etmediklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur oranlarının belirlenmesi yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, aracın önceki kazaları ve 2004 model olması nedeniyle değer kaybına uğramayacağını, onarım bedeline KDV’nin eklenmesinin hatalı olduğunu, onarım bedelinin hesaplanmasında orijinal parça bedellerinin esas alınmasının doğru olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle tamir bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının tazmini istemine ilişkindir. 1-İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatı belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüte göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüttür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halel getirecek bir sonuç yaratmaması şarttır. Somut olayda, davacıya ait araca çarparak hasarlanmasına neden olduğu iddia edilen ...plakalı aracın, davalı... adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla birlikte davalı şirket vekili, aracın kaza tarihinden önce uzun süreli kira sözleşmesi ile ...’a kiralandığını belirterek kira sözleşmesi fotokopisi sunmuştur. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve davalı.... vekilinin savunması göz önünde bulundurularak, dosyaya sunulan kira sözleşmesi fotokopisinin aslının dosyaya getirtilmesi, sözleşmenin, uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olup olmadığı, kaza tarihinden önce aracın kiracıya teslim edilip edilmediği, kaza sırasında kazaya karışan araç yönünden kira sözleşmesinin devam edip etmediği, kira sözleşmesinin emniyet müdürlüğüne (KABİS) ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira sözleşmesi ile araç ile ilgili tüm hak ve yükümlülüklerin devredilip devredilmediği, aracın kaza tarihinde kimin yedinde olduğu, kaza tarihinde ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu araştırılarak, buna göre kaza tarihinde araç işleteni sıfatının kime ait olduğunun tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Kabule göre de, davalı taraf davacının gerçek zararını gidermekle yükümlü olup gerçek zararın usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerekir. Bu kapsamda, konusunda uzman bilirkişi tarafından, davacının aracında meydana gelen onarım bedelinin, araçtaki hasarlanan parçaların tek tek belirtilmek ve kaza ile uyumlu olduğu da teyit edilmek sureti ile kaza tarihindeki değerlerinin aracın yaşına ve değişecek parçalara göre hurda, amortisman ve kıymet kazanma tenzili de değerlendirilerek hasarlı parçaların bedeli + işçilik bedeli + KDV değerleri gösterilerek hesaplanması, daha sonra aracın markası, modeli, özellikleri gözetilerek kaza tarihi itibariyle ikinci el piyasa rayiç değerinin belirlenmesi, buna göre aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının tespit edilmesi; tamiri ekonomik değilse (araç pert ise) aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değeri ile hurda değeri arasındaki farkın hasar bedeli olarak tespiti ile bu durumda araçta değer kaybı olmayacağı; aracın tamirinin ekonomik olması durumunda ise, araçta oluşan değer kaybı bedelinin, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği nazara alınarak aracın kaza tarihindeki kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda, mahkemece değer kaybının belirlenmesi yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıya ait aracın Peugeot marka, 2004 model, 307 tipi, 1.4 dizel yakıtlı içten yanmalı motora sahip araç olduğu belirtilmesine rağmen raporda emsal olarak gösterilen araç satış ilanlarının benzin yakıtlı motora sahip araçlar olduğunun görüldüğü, araçların motor cinsine göre sıfır ve ikinci el rayiç değerlerinin değişiklik gösterdiği dikkate alındığında bilirkişi tarafından belirlenen ikinci el rayiç değerinin tereddüte neden olduğu, bununla birlikte, aracın 2004 model olması, kaza tarihi itibariyle 19 yaşında bir araç olması, daha önce üç farklı kazada hasarlanmış ve kullanımının 345.515 km’de olması dikkate alındığında kusur indirimi yapılmadan belirlenen 48.000,00 TL değer kaybına ve hasar bedeline davalı tarafca itiraz edildiği anlaşılmakla mahkemece, davalı tarafın itirazlarının değerlendirilmesi için farklı bir makine mühendisi bilirkişiden aracın dava konusu kazadan kaynaklanan değer kaybının, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, aracın özellikleri tam olarak dikkate alınmak suretiyle ayrıntılı ve gerekçeli şekilde belirlenmesi yönünden yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hüküm kurmaya elverişli olmayan, yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. 3- Kabule göre; Davacının aracının hasarlanmasına neden olan araç, davalı.... adına kayıtlı olmakla ticari nitelikte olduğundan hükmedilen tazminata talep gibi temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin ve davalı.... vekili ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili , davalı ... AŞ vekili ve davalı.... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 2. Genel İcra müdürlüğünün 2025/5578 sayılı dosyasına yatırılan 315.000,00 TL Teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/329, K. 2026/1123, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-329-e-2026-1123-k-1436c1c5ff50