Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/554 E. 2026/10327 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/554
Karar No
2026/10327
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/30 Esas, 2025/2027 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Sapanca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/78 Esas, 2024/258 Karar

Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların maliki olduğu Sakarya ili, Sapanca ilçesi, ... Mahallesi 9 32... (eski 795 ) parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırı içinde kaldığından bahisle uğranılan zararın yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydında orman şerhi bulunması ve taşınmazın orman sınırları içerisinde kalması, bu şerhin konulması ve kaldırılmasındaki tüm yetkinin orman idaresi olması sebebiyle davanın müvekkili idare açısından husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davanın zaman aşımına uğradığını ileri sürerek davanın öncelikle husumet yönünden reddine, esasa girildiği takdirde, hukuki dayanaktan yoksun olarak açıldığından esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılara ait davaya konu taşınmazdaki mülkiyet haklarının kaldırılmasında kamu yararı olduğu gözetilse dahi mülkiyet haklarından yoksun bırakılan davacıların mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında akla uygun (makul), kabul edilebilir, hak ve adalet dengesini sağlayacak bir oranın kurulmasının zorunlu olduğunu, nitekim davacıların mülkiyet hakkının kamu yararı gereğince sona erdirilirken, karşılıklı hak ve adalet dengesinin sağlanması amacıyla mülkiyet hakkı sahibi olan davacılara tazminat niteliğinde bir bedelin ödenmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı sınırları içinde olduğunu, bölgenin değil Türkiye'nin gözde yerlerinden birinde bulunduğunu, çevre turizmde öncü konumunda olduğunu, bilirkişi raporundaki halihazırdaki kıstaslarla değerinin dönüm başına 8-9 Milyon TL'den az olmaması gerektiğini, dosyaya resmî kurumlardan gelen bilgi ve belgelerle dava konusu taşınmazda turizm faaliyeti yapmaya engel herhangi bir durumun olmadığının da belirtildiğini, taşınmazın turizm faaliyetinde kullanılması halinde senelik getireceği gelirin dahi 4 ile 5 Milyon TL civarında olduğunu, dolayısıyla basit ve somut değerlendirmelerden uzak, emlak piyasası muadilinden düşük değer belirlenerek yapılan tespit neticesinde belirlenen miktarın davacıların zararını gidermekten çok uzak olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazların tapu kayıtlarına orman şerhi konulması hususunda orman idaresinin yetkili ve sorumlu olduğunu, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca belirlenecek tazminat miktarının oluşan gerçek zarar neyse o olması gerektiğini, dava konusu taşınmazın bilirkişilerce tarla vasfında değerlendirilmesi gerekirken şartları taşımadığı hâlde, arsa olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz ile emsal parselin üstün ve eksik yönleri doğrultusunda karşılaştırma yapılarak dava konusu taşınmazın metrekare değerinin belirlenmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunduğu belirtilen şerhlerden davacıların haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bu nedenle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, Maliye Hazinesi harçtan muaf olduğu hâlde, davacılar tarafından yapılan yargılama gideri olarak belirtilen keşif harcı ve diğer harçların yargılama giderine dahil edilerek Hazineye yükletilmesinin ve davacı taraf lehine maktu vekâlet ücreti yerine nispi vekâlet ücreti hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın orman niteliğinde olmasına rağmen yapılan tapulama işlemi sırasında özel mülkiyete konu edilmesi ve sonrasında taşınmaz üzerine orman şerhinin işlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının kullanılamaz hale gelmesi sonucu davalının sorumluluğuna gidilmiş olması ve husumetin tapu sicilinin tutulmasında sorumlu olan Hazineye yöneltilmesinin doğru olduğu, davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresinin zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacağı, dolayısıyla zaman aşımının sözkonusu olmadığı, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kaldığı anlaşılan taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesi ile emsal karşılaştırma yöntemine göre değerinin tespit edilmiş olmasının doğru bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bitişik nitelikteki emsalin yakın tarihli satış senedi esas alınmak suretiyle dava tarihi olan 20.03.2022 tarihi itibarıyla 674,54 TL olarak belirlenen metrekare birim fiyatı bölgenin piyasa rayiçlerine uygun olmakla, bu birim fiyat üzerinden hesaplanan tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı taraf yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davalı idareye yüklenmesinin de hukuka uygun olduğu, öte yandan, mahiyeti itibarıyla keşif harcı adı altında tahsil edilen keşif yolluğunun yargılama gideri kapsamında olduğu hususunda tereddüt bulunmadığından mahkemesince keşif yolluğunun yargılama giderine dahil edilerek; davalıdan tahsiline karar verilmesinde hata bulunmadığı, ilk Derece Mahkemesinin kararında maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/554, K. 2026/10327, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-554-e-2026-10327-k-a379440495e1