Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3710 E. 2025/12629 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3710
- Karar No
- 2025/12629
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/2951 Esas, 2024/289 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/420 Esas, 2022/152 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi eski 2077, 2078, 2133 parsel sayılı (tevhid- ifraz nedeni ile 18093 parsel) taşınmazlara davalı idare tarafından kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek tespit edilecek taşınmazlar bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; üniversitelerinin dava konusu taşınmazı kamu hizmeti ve tahsis amacına uygun olarak kullandığını, resmî evrakların bütününe ulaşılamamasından dolayı üniversitelerinin sorumlu tutulmasının ve davaya konu olan taşınmaz ile ilgili hakkaniyet indirimi yapılmamasının genel hukuk kurallarına aykırı olduğunu, üniversitesinin bu taşınmazlara katmış oldukları değer indirimi yapılmadan yıllarca sonra kazanmış olan üst değeri dikkate alınarak değer biçilmesine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın değerinin hatalı tespit edilmesine rağmen rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, emsal taşınmazın daha değerli olduğunu, kıymet takdiri için kullanılan karşılaştırma tablosunun gerçeği yansıtmadığını, hatalı düzenleme ortaklık payı oranı tespit edilerek değer tespitinin yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın üniversite alanı ihtiyacı için kamulaştırılıp 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun 17 nci maddesi uyarınca Hazine adına tescilinin sağlanmasından sonra ... Üniversitesine tahsis edildiği, fiilen de ... Üniversitesi kampüs alanında kaldığı anlaşıldığından husumetin ... Üniversitesine yöneltilmesinde isabetsizlik görülmediği, dava konusu taşınmazın ... Üniversitesi Kampüsünün merkezinde kaldığı, ulaşım, elektrik, su ve haberleşme gibi tüm altyapı hizmetlerinden yararlandığı, 1/1000 ölçekli ... Mahallesi Uygulama İmar Planına göre yükseköğretim tesis alanında kaldığı, dolayısıyla arsa vasfında değerlendirilmesinde isabetsizlik görülmediği, dava konusu taşınmazın ve emsal taşınmazın emlak vergilerine esas rayiç değerinin karşılaştırıldığı, bilirkişilerce taşınmazların konumu ve imar durumu, belediye ve altyapı hizmetleri, ulaşım durumu, sosyal yaşam ve resmî kurumlara uzaklık gibi kriterler puanlanarak yapılan karşılaştırmada dava konusu parselin, emsal taşınmazdan 0,48 kat daha değerli olduğu kanaati ile 2019 yılı için 20 77... parsel sayılı taşınmazlara 383,18 TL/m², 2133 parsel sayılı taşınmaza 388,56 TL/m² belirlendiği, somut emsalin gerçek kişiye yapılan serbest bir satış olduğu, her ne kadar dava konusu taşınmazın ve emsal taşınmazın vergi rayiçlerinde ters orantı bulunuyor ise de bu hususun davalı idarenin lehine olduğu, 2019 yılı için belirlenen birim fiyatın yerinde olduğu, somut olayda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu (2942 sayılı Kanun) Ek Madde 3'ün maddesinin uygulanmaması gerektiği de anlaşıldığından usul ve kanuna uygun İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın üniversite alanında kalması nedeniyle kamulaştırılmasına karar verildiği, tapu maliki davacılar murisinin kamulaştırma tarihinde ölü olduğu, e-tebliğ edildiğine ilişkin belgeye ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.01.1978 tarihli ve 1977/2040 sayı ile 1978/26 sayılı müzekkeresine dayanılarak Hazine adına hükmen tescil işleminin yapıldığı anlaşılmıştır.
3. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile eklenen geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
4. Bu durumda Kanun'un yürürlük tarihinden önce açılan eldeki davada; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3, 990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alınarak Ek Madde 3'ün uygulanma imkanı kalmadığından dava konusu taşınmaza el atma tarihi gözetilerek dava tarihi itibarıyla değer biçilmesi yerindedir.
5. Arsa niteliğindeki ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi eski 2077, 2078, 2133 parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanunu 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942) sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3'ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun'un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 2701 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun'un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenlene Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16/01/2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .
Yukarıda anılan Dairemiz kararında sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun'un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazları değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun'un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun'un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun'un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
2942 sayılı Kanun'un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun'un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi Anayasa Mahkemesi'nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun'un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalardan uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira "... Dava tarihi itibariyle..." ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun'un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda da eldeki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,
Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dava dosyaları yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden, davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle "KARAR TARİHİ" itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği, Kanaatinde olduğumdan, Sayın çoğunluğun "Onanma Kararına" katılmıyorum. 09.10.2025