Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3156 E. 2026/293 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3156
- Karar No
- 2026/293
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1457 Esas, 2024/2551 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/96 Esas, 2023/271 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.01.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... gelmiş, davalı idare vekili duruşmaya katılmamıştır.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ............'un mirasçıları olarak dava konusu ......... ili, ..., ... Mahallesi 1 10... parsel sayılı taşınmazın ½ hissesinin maliki olduklarını, taşınmazın şehir merkezinde bulunduğunu, taşınmazın tamamına şehirlerarası yol geçirilmek suretiyle el atıldığını, taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında yol alanında kaldığını, dava konusu taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 08.04.1958 tarihli ve 1948/145 sayılı kamu yararı kararına istinaden kamulaştırıldığını ve murisleri tarafından Erzincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.05.1959 tarihli ve 1959/342 sayılı kararı ile kamulaştırma bedelinin 64.250.000 TL olarak belirlendiğini ve kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması nedeniyle cebri tescil davası açılacağının belirtildiğini, ancak kamulaştırma işlemine ilişkin belgelerin ve ödeme belgelerinin ibraz edilmediğini, taşınmazın bulunduğu bölgede 09.03.1963 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde taşınmazın ½'sinin müvekkillerinin murisi ........... adına, kalan ½'sinin ise dava dışı.............. adına kayıt ve tescil edildiğini, kadastro çalışmalarının 15.01.1965 tarihinde kesinleştiğini ve tapu kayıtlarının oluşturulduğunu, taşınmazın tapudan yol olarak terkin edilmemiş olmasının usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmadığını açıkça gösterdiğini, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davalının dava hakkının olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmaz bedelinin ve ecrimisilin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 08.04.1958 tarihli ve 1948/145 sayılı kamu yararı kararına istinaden kamulaştırıldığını ve Erzincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.05.1959 tarihli ve 1959/342 sayılı kararı ile kamulaştırma bedelinin 64.250.000 TL olarak belirlendiğini, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması nedeniyle cebri tescil davası açılabileceğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince yapılan hukuki nitelendirmenin hatalı olduğunu, davanın dayanağının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesi olduğunu, Mahkemece kanunun açık hükmüne aykırı karar verildiğini, dava konusu olan taşınmazın bulunduğu bölgede 09.03.1963 yılında başlayan kadastro çalışmaları neticesinde taşınmazın 1/2'sinin müvekkillerinin miras bırakanı ............. adına, kalan 1/2'sinin ise dava dışı ............ adına kayıt ve tescil edildiğini, kadastro çalışmalarının 31.05.1964 tarihinde kesinleştiğini ve tespitlere uygun tapu kayıtlarının oluşturulduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesi gereğince dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin 31.05.1964 tarihinde kesinleştiği, daha önce kamulaştırma yapılmış ve işlenmiş olsa bile kamulaştırma sonrası yapılan kadastro tespitine işlenmediğini, kadastro öncesi eski tapu kayıtlarının dayanak alınamayacağı gibi davalı idare tarafından da bu hususlarda 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı, 10 yıl sonrasında kadastro öncesi sebep olan kamulaştırmanın idare tarafından ileri sürülemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazla ilgili usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapıldığı, davacıların murisi ...... tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine kamulaştırma bedelinin artırılması davası açıldığı, açılan davanın Erzincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1959/342 Esas, 1959/60 Karar sayılı dosyasıyla sonuçlandığı, kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verildiği, kararın icra müdürlüğünce infaz edildiği, yine aynı taşınmaz ile ilgili olarak 1/2 payına ilişkin olarak dava dışı diğer paydaşlar tarafından Erzincan 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/402 Esas sayılı dosyasıyla açılan davanın kamulaştırmasız el atma nedeni ile dava açma koşullarının oluşmadığından esastan reddine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2009/16707 Esas, 2010/2144 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca tezyidi bedel davası açıldıktan sonra artık taşınmazlar yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi söz konusu olacağından kamulaştırmasız el atmadan bahsedilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; dava konusu Erzincan ili, ..., ... Mahallesi 1 10... parsel sayılı taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 08.04.1958 tarihli ve 1948/145 sayılı kamu yararı kararına istinaden kamulaştırıldığı, davacılar murisi..........tarafından Erzincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.05.1959 tarihli ve 1959/60 Esas, 1959/342 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedelinin artırılması davası açıldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda 09.03.1963 tarihinde başlatılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiği, kadastro tespit tutanağının kesinleştiği, dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin davacılar murisi ............ adına tesis kadastrosu edinme sebebi ile 31.01.1965 tarihinde tescil edildiği ve halen de tapu kaydının davacılar adına yaşadığı anlaşılmıştır.
3. 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde ''Bu tutanaklarda belirtilen haklara, şuyulandırma ve tespitlere karşı, tutanakların kesinleştiği andan itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz'' hükmü yer olmakta olup, söz konusu maddede yer alan 10 yıllık süre hak düşürücü süredir.
4. Bilindiği üzere, hak düşürücü süreler yasalar ve sözleşme ile belirlenen bir sürenin geçmesi ile sadece dava hakkını değil, bizzat hakkın kendisini ortadan kaldıran ve hakim tarafından resen nazara alınması gereken süreler olup, bu süreler hukiki güvenliğin ve istikrarın sağlanması amacına hizmet eder.
5. Dava konusu somut olayda, taşınmazın kadastro tespiti esnasında haritasında yol olarak gösterilmediği, hakkında tutanak düzenlenerek davacılar murisi adına tespit edildiği, idare tarafından itiraz edilmeksizin ve kamulaştırma şerhi verilmeksizin kadastro tespitinin kesinleştiği, tapulama tutanaklarının kesinleşmesinden sonra, idare tarafından bu hakka dayalı olarak 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazda bulunulmadığı, davacılar murisleri adına oluşan tapu kayıtlarının kesinleştiği ve davalı idarece ileri sürülen eski kamulaştırma işleminin de kadastrodan önceki sebep haline geldiği, hak düşürücü sürenin kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında nazara alınması gerektiği gözetilerek işin esasına girilip, talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.