Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/17815 E. 2026/10908 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/17815
- Karar No
- 2026/10908
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/113 Esas, 2025/101 Karar KARAR : Ret/ Kabul/ Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kısmen kabulüne ve asli müdahillerin davasının kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asıl dava davacıları ve birleştirilen davada bir kısım davacılar ... vd. ile bir kısım asli müdahiller ... vd. ve davalı idare vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin Hatay ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 00... parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, bu taşınmazın müvekkillerinin kök murisi ... adına kayıtlı iken ... tarafından pazar yeri olarak kamulaştırılması işlemlerine başlandığını, kamulaştırmaya ilişkin tebligatların müvekkilleri murisi ve onun mirasçılarına usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini ve kendilerine herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli ile ecrimisilin en yüksek faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
2. Asli müdahiller ... vd. vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Hatay ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 00... parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, bu taşınmazın müvekkillerinin kök murisi ... adına kayıtlı iken ... tarafından pazar yeri olarak kamulaştırılması işlemlerine başlandığını, kamulaştırmaya ilişkin tebligatların müvekkilleri murisi ve onun mirasçılarına usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini ve kendilerine herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek diğer paydaşlar tarafından açılan davaya asli müdahil olarak katılmak suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını, kamulaştırma tebligatlarının yapıldığını ve bedelinin bankaya yatırıldığını, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/450 Esas, 1976/1295 Karar sayılı kararı ile acele el koyma kararı alınarak taşınmaza el konulduğunu, bu dava dosyasında da davacılara tebliğat yapıldığını, el atma iddiasının mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kamulaştırma bedeli davacıların adına yatırılmış olduğundan geriye dönük ecrimisil talebinde bulunamayacaklarını, 20 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan davanın iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.12.2014 tarihli ve 2011/550 Esas, 2014/813 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların uzlaşma dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; kamulaştırmasız el koyma nedeni ile tazminat davasının 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin yürürlüğe girmesinden önce asıl davanın 22.07.2011, birleştirilen davanın ise 17.05.2012 tarihinde açıldığı ve dava tarihi itibarıyla uzlaşmaya başvurulduktan sonra dava açılmasını dava şartı sayan açıklanan kanun maddesinin yürürlükte olmadığı ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan davalarla ilgili olarak uzlaşma yoluna başvurulması isteğe bağlı olduğundan ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içinde kullanılacak bu hakka ilişkin sürenin geçtiği de dikkate alınarak Mahkemece taraflara ait tüm deliller toplanıp oluşacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 17.10.2017 tarihli ve 2016/453 Esas, 2017/520 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve asli müdahiller vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle kararın onanmasına karar verilmiştir.
3. Dairemizin kararına karşı davacılar ve asli müdahiller vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Dairemizce yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; kamulaştırmaya ilişkin noter tebligatları murisler ..., ..., ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ...'e bizzat yapıldığından mirasçılarının bu kişilerden gelen payları yönünden açtıkları davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak adı geçenler dışındaki tapu maliki murislere yapılan tebligatlar birlikte oturdukları belirtilen kimseler adına yapıldığından, tebligatı alan imza sahibi kişilerle adına tebliğ çıkartılan murislerin tebliğ tarihi itibarıyla aynı çatı altında oturup oturmadıkları gerekirse tanık dinlemek ve ikametgah ilmuhaberi ve benzeri deliller de getirtmek suretiyle belirlendikten sonra, tebligatların usulüne uygun olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kısmen kabulüne ve asli müdahillerin davasının kabulü ile el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacıları ve birleştirilen davada bir kısım davacılar ... vd. ile bir kısım asli müdahiller, Hanife Tuğba Kıyıklık vd. ve davalı idare vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl dava davacıları ile birleştirilen davada bir kısım davacılar ... vd. vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; bir kısım müvekkili yönünden sadece tanık beyanlarına itibar edilerek kamulaştırma tebligatlarının usulüne uygun olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tebligatların usule aykırılık oluşturan eksiklikler içerdiğini, bu kapsamda müvekkillerinin tamamı yönünden tebligatların usulsüz kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca asıl dava davacılarından ... verdiği dilekçe ile taşınmazın ... tarla niteliğinde olduğunu, arsa vasfında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, usulüne uygun kamulaştırma işlemi gerçekleştirilmeksizin taşınmaza el atıldığını, kendilerine herhangi bir tebligat yapılmadığı gibi kamulaştırma bedelinin de ödenmediğini, taşınmazın öncesinde bir süre pazar yeri olarak kullanıldığını bu süreçte kira bedeli ödenmediğini, ardından apartmanlar inşa edilerek satıldığını, fakat tapu devirlerinin yapılmadığını, taşınmazın halen kendi üzerilerine kayıtlı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Bir kısım asli müdahiller ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, hükmedilen bedele kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
3. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmaza ilişkin kamulaştırma kararının 1976 yılında alındığını, taşınmazın o tarihlerde tarla niteliğinde, şehir merkezine uzak olduğunu, el atma tarihindeki niteliği esas alınarak değerinin belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göreasıl dava davacıları ve birleştirilen davada bir kısım davacılar vekili Avukat ... ile bir kısım asli müdahiller vekili Avukat ... ve davalı idare vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. 2942 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi açısından, usulüne uygun olarak yapılan tebligatla başlar.
4. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre yapılan incelemede; asıl dava yönünden davacı müteveffa ... oğlu ...’a yapılan tebligatın "birlikte ... imzasına 15.05.1973" şerhi ile tebliğ edildiği, bu durumda adı geçen kişi yönünden usulüne uygun olarak yapılmış noter tebligatı mevcut olmadığından geçerli bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemez. Dairemiz bozma kararında hakkındaki davanın reddedilmesi gerektiği belirtilen kişinin ... oğlu ... değil, noter tebligatını bizzat tebellüğ eden ... oğlu ... olduğu anlaşılmakta olup, bu nedenle asıl davada 2...2 kimlik numaralı ... oğlu ...’ın payı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
5. Aynı şekilde asıl davada davacı ...’ın babası ...’dan intikal eden paya ilişkin ...’a yapılan noter tebligatının "birlikte kardeşi ... 14.05.1973" şerhi ile tebliğ edildiği, gerçekte ... ’ın kardeşi olmadığı gibi, tanık beyanlarından tebligatın yapıldığı tarihte aynı evde birlikte yaşamadıkları da anlaşıldığından, usulüne uygun olarak yapılmış noter tebligatı ve geçerli bir kamulaştırma işleminin mevcut olmadığı gözetilerek asıl davada davacı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır.
6. Birleştirilen dava yönünden; 2...2 kimlik numaralı ... oğlu ...’dan gelen paya ilişkin yapılan noter tebligatının "birlikte kardeşi ... 14.05.1973" şerhi ile tebliğ edildiği, nüfus kayıtlarına göre ...’ın tebligatın yapıldığı tarihte evli olduğu ve tanık beyanlarına göre ayrı evde yaşadığı anlaşıldığından, usulüne uygun olarak yapılmış noter tebligatı ve geçerli bir kamulaştırma işleminin mevcut olmadığı gözetilerek ... oğlu ...’dan gelen paya ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.
7. Aynı şekilde birleştirilen davada davacılardan ..., ..., ..., ... ve ...’ye murisleri ...’dan intikal eden paya ilişkin ...’a yapılan noter tebligatının "birlikte kardeşi ... 14.05.1973" şerhi ile tebliğ edildiği, gerçekte ... ’ın kardeşi olmadığı gibi, tanık beyanlarından tebligatın yapıldığı tarihte aynı evde birlikte yaşamadıkları da anlaşıldığından, usulüne uygun olarak yapılmış noter tebligatı ve geçerli bir kamulaştırma işleminin mevcut olmadığı gözetilerek birleştirilen davada adı geçen davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru değildir.
8. Birleştirilen davada davacılardan ... kızı ...’e yapılan noter tebligatının "Birlikte eniştesi ... ... imzasına 21.05.1973" şerhi ile tebliğ edildiği gözetilerek tebligatın usulsüz olduğunun kabulü ile adı geçen hak sahibine düşen pay yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, tebligatın usulüne uygun olmadığının ispat edilemediği yönünde yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
9. Asli müdahiller yönünden hükmedilen 606,070,00 TL bedelin, ... ... oğlu ... ... mirasçıları olan ... ile ... ...’e düşen pay olduğu gözetilerek, ... ile ... ... mirasçılarına ödenmesine dair hüküm kurulması gerekirken, bu bedelin ... ...’in payına denk gelen bedel olarak gösterilmesi suretiyle ... ...’e ait veraset ilâmındaki paylar oranında ödenmesine hükmedilmesi hatalıdır.
10. 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21 inci maddesiyle değişik 2942 sayılı Kanun'un geçici 6 ncı maddesi uyarınca, "09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında” fiilen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara ilişkin açılacak davalarda taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekir. Dava konusu taşınmaza 04.11.1983 tarihinden önce fiilen el atıldığı anlaşıldığından el atma tarihindeki niteliği esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekmektedir.
11. Kabule göre de hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kabul edilen taşınmaz satışına ilişkin satış akit tablosunun ilgili Tapu Müdürlüğünden, emsal taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden getirtilip, emsal taşınmazın satış tarihi itibarıyla imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi; birleştirilen davanın 25.05.2012 tarihinde açıldığı, asli müdahillerin müdahale dilekçesinin 09.01.2017 tarihinde verildiği gözetilerek birleştirilen dava davacıları ile asli müdahiller yönünden bu tarihlerin değerlendirme tarihi olarak kabul edilmesi yerine tüm davacılar için asıl dava tarihi olan 22.07.2011 tarihini esas alarak hesaplama yapan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve inandırıcı görülmemiştir.
12. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüz ölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ve dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazların değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
13. Dava konusu 2 00... parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan yenileme işlemi sonucunda pasife alındığı, yerine 13 46... parsel sayılı taşınmazın oluştuğu ve yüzölçümünün değiştiği anlaşılmış olup, bu durumda fen bilirkişisinden yeni duruma göre ek rapor alınmak suretiyle ulaşılacak sonuç doğrultusunda hüküm kurularak hükmün infazının sağlanması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar, bir kısım asli müdahiller ve davalı idare vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılardan, bir kısım asli müdahillerden ve davalı idareden peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,
11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.