Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16914 E. 2026/8726 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16914
Karar No
2026/8726
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2166 Esas, 2025/282 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince tazminat talebinin kısmen kabulüne, ecrimisil talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle tazminat talebinin kısmen kabulüne, ecrimisil talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 94... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmadan el atıldığını ileri sürerek davalı idare tarafından taşınmaza kamulaştırmasız el atılması nedeniyle taşınmaz bedeli ve ecrimisilin davalı idareden yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulüne, ecrimisil talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararın karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda taraflarınca 30.09.2021 tarihinde ıslah dilekçesi verildiğinden bahsedilerek, istinaf öncesinden ıslah dilekçesi sunulduğu ve ıslahın kanunen bir kez yapılabileceği sebebiyle 25.03.2024 tarihli ıslah dilekçelerinin dikkate alınmamasının doğru olmadığını, 30.09.2021 tarihinde sunulan talep, ıslah değil değer artırım talebi olup dilekçelerinde bu hususun açıkça belirtildiğini, eldeki dava dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ( 6100 sayılı Kanun) göre belirsiz alacak davası olarak açıldığını, belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabileceği, ayrıca bundan bağımsız olarak 6100 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesi gereği ıslah yapmak hakkının da mevcut olduğunu, müvekkiline ait taşınmaza davalı tarafından hem hukuki hem de fiili olarak el atıldığını, kamulaştırmasız el atma karşılığı olarak hükmedilen bedelin fahiş derecede az olduğunu, dava konusu taşınmazın arsa vasfında imar parseli olduğunu, konumu itibari ile ...'in oldukça merkezi bir noktasında olduğunu, dava konusu taşınmazın uygun olmadığını, dava tarihinden 7 yıl önce satılan bir taşınmazın dikkate alındığını, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uyumlu olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporuna itiraz ve davaya ilişkin beyan dilekçelerinin dikkate alınmadığını, emsalin uygun olmadığını, 04.07.2019 kabul tarihli ve 10.07.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7181 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında "Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, ilk uygulama ki düzenleme ortaklık payı oranını % 45'e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir." denildiğini ancak bunun uygulanmadığını, parselin metrekare birim değerini hesaplarken %31.94 olan zayiatı %45'e tamamlanmadığını, (%45.00- %31.94=) %13.06 oranında parsel metrekare birim değerinden düşülmesi gerektiğini, vergi değerlendirilmesinde emsal taşınmaz 80 22... parsel iken 80 22... parselin değerinin baz alındığını, Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek fahiş bedel belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapora göre tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmediği, ancak dava belirsiz alacak davası olup sonradan yapılacak hesaplama ile ortaya çıkan sonuca göre belirsiz alacak davası niteliği de dikkate alınarak talebin artırılmasının mümkün olduğu, 30.09.2021 tarihli dilekçe ile yapılan işlem, bedel artırımı niteliğinde olup 25.03.2024 tarihli dilekçe ile yapılan işlemin ise ıslah işlemi olduğu, Dairelerinin kaldırma kararından sonra tahkikata ilişkin işlemler devam ettirilip yeniden rapor alındığı da dikkate alındığında, kaldırma kararından sonraki ıslahın da yapılmasını engelleyen bir düzenleme olmadığının görüldüğü, bu durumda, Mahkemece "bir davada ikinci kez ıslah yapılamaz." gerekçesiyle 25.03.2024 tarihindeki ıslahın dikkate alınmamasının doğru olmadığını, Dairelerinin kaldırma kararından önceki hükme esas alınan bilirkişi raporunda da aynı emsalin alındığı; fakat burada satış tarihindeki birim değer bulunurken taşınmazın alanının 482,00 m² olarak alındığı, hükme esas alınan son raporda ise aynı emsalin aynı tarihli satışındaki alanının ise 468,32 m² alındığının görüldüğü, dosyada mevcut tedavüllü tapu kaydı incelendiğinde, satış tarihi olan 06.02.2012 tarihinden sonra 2014 yılında yapılan yola terk işlemi ile alanının 468,32 m²ye düştüğü, bu hali ile satış tarihindeki alanının esas alınmamasının doğru olmadığının görüldüğü, satış akit tablosu eksikliği Daireleri tarafından tamamlanmış ve mevcut verilere göre hesaplama yapılabilir olduğundan usul ekonomisi de dikkate alınarak bu konuda ek rapor alınmayarak hesaplamanın Daireleri tarafından yapıldığı, ayrıca 6100 sayılı Kanun'da atiye bırakma olarak bir karar türü olmadığı hâlde, "ecrimisil talebinin atiye bırakılması nedeniyle, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hükmün kurulmasının hatalı olduğu, davacı vekili tarafından ecrimisile yönelik davalarının geri alındığı belirtilmiş olup davalı vekilinden muvafakatlarının olup olmadığının sorulduğu, dosyaya sunulan 16.05.2023 tarihli beyan dilekçesi ile davanın geri alınmasına muvafakatlarının olmadığını bildirdiğinin görüldüğü, bu durumda ecrimisil talebi açısından ret veya kabule ilişkin bir karar verilmesi gerekmekte iken "ecrimisil talebinin atiye bırakılması nedeniyle, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesi doğru olmadığı, fakat ecrimisil için belirlenen miktar itibarıyla kesinlik sınırı altında kaldığından bu hususta düzeltme yapılmayarak hataya dikkat çekmekle yetinildiği, Mahkemece dava konusu taşınmazın tamamı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ... alanda kaldığından tapu iptali ve idare adına tesciline ilişkin hüküm kurulduğu, fiilen yol olarak el atılan ve bilirkişi raporunda (A) ve (B) ile gösterilen toplam 86,00 m²lik kısım için idare adına tesciline ve yol olarak terkinine karar verilmesi gerektiğinin dikkate alındığı, 6100 sayılı Kanu'un "Yargılama Giderlerinden Sorumluluk" başlıklı 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." şeklindeki düzenlemenin kamulaştırmasız el atma sebebine dayalı tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararının 18.01.2024 tarihli ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle tazminat talebinin kısmen kabulüne, ecrimisil talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal taşınmazın eski tarihli satış olduğunu , tespit edilen bedelin düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit edilen bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapora göre tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve isat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/16914, K. 2026/8726, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-16914-e-2026-8726-k-6c2067b48240